Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5410 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

İslâm dünyasında üç arafe ve bayram
Turgay Ertem

  Sayı: 75 - Ocak / Mart 2013

Bu sene Arafe günü ve Kurban bayramı günleri İslâm dünyasında üç ayrı günde idrak edildi. Türkiye, Kıbrıs, Makedonya ve Yunanistan’daki Müslümanlar 24 Ekim’i, Orta Doğu, Afrika ve Amerika’daki Müslümanlar 25 Ekim’i, Pakistan ve Hindistan 26 Ekim’i Arafe kabul ettiler ve ertesi günlerinde de bayram yaptılar. Yani dört milyon hacı adayı Arafat’ta iken, Türkiye bayram yapıyordu. Üstelik Türkiye her zaman bir gün gecikirdi. Bu defa daha erken davrandı. Neden aynı meridyen üzerinde olmamıza rağmen Mekke ile aynı günlerde Arafat’ı ve bayramı idrak edemiyoruz? Neden üç ayrı günde bayram yapılıyor? Mekke ve Medine ile saat ayarımız, namaz vakitlerimiz (özellikle doğu illerimizle) aynı olduğu halde gün farklılığı niye?

Diyanetin kendi sitesinde verdiği bilgilerde aynı hususlar belirtiliyor. Hesap ne kadar güvenilir olursa olsun gözlem yapılması sünnete uygun olandır. Bütün mezhepler hemfikir bu konuda. Yine bütün fıkıh kitaplarında yeni ay görüldüğü akşamın ertesi günü o aya başlanır diyor. İmam-ı Âzam, İmam Muhammed bu görüşteler. Diğer mezhepler de aynı görüşü destekliyor.  Sadece İmam Ebu Yusuf yeni ay öğleden önce görülürse ay o gün başlar demiş. Bu durumda  Ebu Yusuf’ un görüşü zayıftır.

 Diyanetin 16 Ekim 2012 gününe ait takviminde; “Bu gün Greenwich saatiyle 01.20 de Ru’yet olacak (yeni ay görülecek) ve hilâl ilk defa Güney Amerika’nın güneydoğu sahillerinden görülmeye başlayacaktır.” şeklinde bir açıklama var ve hicrî 1 Zilhicce 1433 yazıyor. Ay görüldüğü sırada Türkiye’de saat 3.20’dir ve ayı ancak akşama görme imkânımız var.  Bu durumda Güney Amerika’nın güneydoğusunda güneş batarken yeni ayın görülmüş olması nasıl 10 saat zaman farkı olan bir yerin gününü 1 Zilhicce yapar?  Türkiye’nin uygulamasındaki yanlışlık bu noktada kendini gösteriyor. Mademki o gün ay ilk defa akşam görülecek. Ertesi gün ayın biri kabul edilmesi gerekirdi. Yani Salı değil Çarşamba günü Zilhicce’ nin 1’inci günüdür. Eğer böyle olsa idi, Arafat’ta hacılar vakfede iken Türkiye ve ona tabi olan diğer ülkeler hacılarla birlikte oruç tutacaklar ve (canlı yayında) aynı duyguları paylaşacaklardı.

Ya biz ne yaptık? Hacılar Arafat’ta iken kurban kestik. Acaba o kesilene kurban diyebilir miyiz? Biz kurban (!) kesip yerken hacılar Arafat’ta oruçlu idiler. Bize göre haram günde oruç tutmuş oldular… Kim bu vebali yüklenebilir?

Değerli âlimlerimize, İslâm Konferansı Teşkilâtına, Diyanet yetkililerimize sesleniyorum. İslâm dünyasının birliğini sağlamak için, farklı günlerdeki Hicri takvim uygulamalarına son vermek gerekir. Bunun için de teferruata gerek yoktur. Mademki İslâm’ın kıblesi Kâbe’dir; Kâbe’deki Müslümanın yeni ayı görüp göremeyeceğine göre hesap yapılmalı ve yeni ay oradan görüldüğü akşamın ertesi günü hicri ayın (Ramazan, Şevval, Zilhicce vd.) birinci günü ilan edilmelidir. İletişim çağında yanlış uygulamalarla kendimize el âlemi güldürmeyelim.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Benim de söyleyeceklerim ... - Sayı 92
Çanakkale şehitlerine ith... - Sayı 84
Ertuğrul bey ve Osmanlı s... - Sayı 84
Türk milletinde devlet ve... - Sayı 82
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Sanatımızın, özellikle şiirimizin şu andaki seviyesini güneş ışığının yokluğuna mı, yoksa ondan gelen ışığın yansımasını engelleyip, bizi suni bir güneş tutulmasıyla karşı karşıya bırakanlara mı bağlamalı?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17496567
 Bugün : 355
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 834010
 Bugün : 28
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 359
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim