Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2563 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

"Anı"lık yaşamak gerek
Vural Gündüz

  Sayı: 89 - Temmuz / Eylül 2016

Öncelikle belirtmek gerekir ki bir milletin ayakta kalabilmesinin en temel yolu bireylerinin kendi kültürüne, inançlarına, vatanına ve milletine olan bağlarıyla mümkündür. Günümüzde bunların her birinde çeşitli ve çok faktörlü bozulmaları günlük yaşantımızda görüyoruz. Göreceli bir yaklaşım açısı olmakla birlikte sosyal ve kültürel bir erozyon yaşadığımız toplumun genelinde kabul gören bir durum. Göreceli bir yaklaşım diyorum çünkü günümüzde toplumdaki değişimi her yönü ile olumlu bulanlar da olabiliyor.

Bir milletin günün şartlarına ayak uydurması için değişim kaçınılmaz bir gerçektir. Fakat günün şartlarına ayak uyduralım derken bir milletin kökleri ile bağlarını koparmaya başlamasının sonucu ya tarih sahnesinden tamamen silinmesine ya da başkalarının kontrolünde varlığı sürdürebilmesini ortaya çıkarır. Bunu da iyi tahlil etmek gerekir.

Ben bir suçlu veya sorumlu aramıyorum. “Dış güçler bizim böyle olmamızı istiyor ve üzerimize oyunlar oynuyor” şeklinde düşmanın tam da kim olduğu anlaşılmayan genel bir cümle de kurmak istemiyorum. Bunun böyle olup olmadığına karar vermek niyetinde de değilim. Paranoyak bir düşünce yapısına da sahip değilim.

Çevrenizi alıcı bir gözle inceliyorsanız, gençliğin büyük bir kısmı gelecek için kaygılanmaktan vazgeçmiş vaktinin büyük bölümünü sanal âlemde fotoğraf paylaşarak, sanal sohbetler ederek geçirdiğini çok rahat görürsünüz. Aynı evde yaşayan aile bireylerinin teknolojik oyuncaklarını ellerinden düşürmediklerinden bir araya gelmekte zorluk yaşadığı bir zamandayız.

Dar gelirli insanlar daha çok çalışmalarının gerekliliğini bir kenara bırakmış talih oyunlarına bel bağlamış. Kısa yoldan terlemeden köşe dönme peşinde koşuyor. Gelir düzeyi biraz daha fazla olan insanlar ise hesapsızca, kredi kartlarıyla yapılan çok taksitli tüketim tuzaklarına düşmüş durumda. Tüketici, sürekli borçlanan, elindeki ile mutlu olmayan bireylerin olduğu toplumsal bir yapıya doğru gidiyoruz. Tüketimi artırmak, malını pazarlamak isteyenlerin giriştikleri yarış da süreci tetikliyor.

Zenginlerin birçoğu ise paranın sağladığı imkânlarla hayatın “tadını çıkarırken’’ asıl tehlikenin farkında olmadan ya da tehlikeleri görmezden gelerek yaşantılarına “gittiği yere kadar” devam ediyor. Değerler toplumundan, fiyatlar toplumuna evrimle sürecimiz iletişim araçlarının da katkıları ile hızlandı. Paranın âdetâ tanrılaştırıldığı, manevî duyguların dışlandığı, maddeci bir anlayış yeni değerler sistemini ortaya çıkarıyor.

Sinema filmleri, TV dizileri, magazin programları, yarışma programları hatta tartışma programları kültürel bir yozlaşmaya sebep olmakla kalmayıp bunu çok güzelmiş gibi sunarak insanımızın kafasında toplumsal yapımıza uygun olmayan şeyleri bile kabul edilebilir hale getirmeye çabalıyor.

İnsanlara sanal bir mutluluk, gerçek dışı bir umut aşılayan, para, güç, itibar, şöhret vaat eden medya eğlenceli birkaç saat geçirmeleri için insanları televizyon başına kilitlemeye çalışıyor. Ve bunda çok başarılı oluyorlar. Televizyon izleme oranlarına bakıldığında millet olarak ilk üçteyiz.

Gençler, bir markayı, kendilerini ifade etme aracı olarak görmeye ve o markanın reklâm sloganlarını hayat felsefesi olarak benimseyebiliyor. Dar gelirli bir ailenin çocuğu da modaya uyum sağlamak için çabalıyor. Sonra dayatılan “pop modern” kültürün etkisi ile ailesinden uzaklaşıp benimsediği modanın, müzik grubunun, arkadaş çevresinin, davranış biçiminin izinden gitmeyi yadırgamıyor. Etiketler toplumu olduk. Kendimiz olmak yetmiyor artık. Bu da önce bireysel kopuşlara daha sonraki aşamada ise toplumsal kopuşlara zemin hazırlıyor.

İnançlarımızın ve kültürümüzün gereklerini uygulama konusunda bir boşluk var. Bu boşluğu dolduracak olan ise kültür, inanç, vatan ve millet bağlarının güçlendirildiği iyi bir eğitimle gelecek nesillere aktarmaktan geçiyor.

Zenginin yoksulu gözettiği, komşusu açken tok yatmama bilincinin olduğu, insanların birbirine güvendiği devirler geçmiş gibi görünse de toplumumuzda hala bu bilinç vardır ve bir an önce harekete geçirilmelidir. Bunu yaparken medyanın, sivil toplum örgütlerinin, hükümetlerin ve eğitim camiasının üzerine çok büyük görev düşmektedir. ‘’Anlık’’ değil ‘’anılık’’ yaşamayı becerebilmeliyiz.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Çamurdan kale... - Sayı 97
Boya sandığı... - Sayı 96
Öğretmenin anı defterinde... - Sayı 91
Türk milleti darbeyi ezmi... - Sayı 90
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Batı’nın Pompei’sinin günlerini andırmasının sebepleri Osmanlı Devleti’ni çökerten “metal yorgunluğu”nun ilk safhası değil midir?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Ümitle
Kimseye sözüm var
Kardelenin 15 Temmuz 2016 Bildirisi


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17491924
 Bugün : 4146
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833402
 Bugün : 280
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 143
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim