Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3972 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Askerlik Yan Gelip Yatma Yeri midir?..
Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 53 - Ekim / Aralık 2006

“Savaş Böyle bir şey mi?

Arazideyiz yine. Bugün iki takım arkadan öne; yani hedefe doğru hareket halin- deyiz. İki takım, yani sekiz manga, yani yetmiş iki kişi. Tek bir hedefe ulaşabilmek için eğitim görüyoruz. Düşman silahı yerine hedefte bulunan komutanın düdük sesleri var. Bu büyük harekette ilk amaç sağ kalmak, sağ olarak belirlenen noktalara ulaşabilmek. Üç aşamadan oluşan bir ilerleyişimiz var. İlk aşamada mangaca düşmanın bizi görmeden yaptığı atışlardan korunmanın yollarını arıyoruz. Yani dağın ardından gelen top ve havan topu mermilerinden. Sözde mermiyi ilk gören “Mermi geliyor tam siper” diye bağırıyor. Ardından bütün manga mermi geliyor tam siper diye bağırarak kendimizi yere atıyoruz. Yere yapıştırıyoruz daha doğrusu vücutlarımızı. Ardından manganın tim tim ilerlemesine sıra geliyor. Bir devin hantal hantal yürümesi gibi. Manga komutanının emriyle bir yanındaki tim düşmana ateş açarken, diğer taraf sıçrayıp ilerliyor. Amaç düşmanı yanıltmak, hareket edenleri hedef olmaktan kurtarmak. Düşmanın piyade tüfeklerinin de menziline girince şahsiyet ön plana çıkıyor ve her er destekçisiyle birlikte ilerliyor. Bir biri bir diğeri, düşmanı yanıltıyorsun, mevzi alıyorsun, mevzi değiştiriyorsun, sonra da sıçrayıp beş saniye koşup yeniden yere kapaklanıyorsun. Beş saniyeden fazla ayakta kalırsan, sıcak çatışmada büyük bir ihtimalle ölürsün. Arazide iki tur attık böyle.”

Yukarıdaki hatıralar, er eğitim birliklerinde bulunan bir askerin hatıra defterinden alındı. Bu hatıraları yazan acemi er, çoktan yemin ederek usta oldu ve birliğine katıldı. Acemiyken öğrendiği sıçrama ve yere yatma tekniklerini kullanmasına gerek kalmadan terhis oldu ve sivil dünyada, hayatla olan mücadelesine bıraktığı yerden yeniden başladı. Büyük ihtimal oturduğu koltukta, tıpkı sizin ve benim gibi başbakanın “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” sözü üzerine kopartılan fırtınaları, sözün nasıl saptırıldığını, bazı kesimlerin ve her türlü muhalefetin bu sözle başbakana nasıl yüklendiğini, bir kısım medyanın bazı sinir uçlarını kaşımak için kopartılan fırtınaya nasıl çanak tuttuğunu belki de askerlik hatıralarını da hatırlayarak hayretler içinde izledi.

Bu sözle ilgili fikir beyan etmeden önce bir tespitte bulunmakta fayda var. Yaklaşık 4 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın başı, bu dönem içinde pek çok kere örneklerini gördüğü ve geçmişte de okuduğu bir şiir yüzünden başına gelmedik kalmadığı halde, hâlâ çoğu zaman ağzından çıkan sözün tesirini doğru değerlendiremiyor. Ülke kamuoyunda sürekli küçük tartışmalar olması gerektiğine inanan bazı çevreler, özellikle başbakan ve bakanların söyledikleri sözleri çarpıtmaya, bu sözlere söylenme amacının üzerinde başka anlamlar yüklemeye meraklı görünüyorlar. Başbakanın ve bakanların bunun bilincinde olarak konuşurken iki kere dikkatli olmaları, bin düşünüp bir konuşmaları gerekmez mi? Halbuki meşhur reklam repliğindeki gibi bizim ülkemizde “ağzı olan konuşuyor”…

Medyadan izlediğimiz kadarıyla olay kısaca şu şekilde gelişti. Lübnan’a asker gönderme tartışmaları başladığında, Lübnan’daki güvenlik sorunlarından dolayı Mehmetçik’in buraya gitmesine karşı çıkanlar oldu. Muhalefet “Lübnan’a asker göndermeye meraklı hükümet, Türk Bayrağına sarılı cenazeler yurda geldiğinde halkının gözüne nasıl bakacak” sözünde birleşti. Bunun sorulması üzerine de başbakan kısa sürede literatürlere geçen meşhur beyanını söyleyiverdi: “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir…” Cımbızla yerinden çıkartılan bu lafı, konuşmaya geri koyduğumuzda, başbakanın aslında şu mesajı verdiğini anlıyoruz: “Lübnan’daki güvenlik sorunlarını biliyoruz, risklerin farkındayız, ancak bölgede güçlü bir ülke olmak istiyorsak, bölgemizde yaşananlara uluslararası hukuk kurallarına göre müdahil olmamız gerekir. Risk mutlaka olacak, zaten askerlik de yan gelip yatma yeri değildir.”

Başbakanın bu görüşüne karşı çıkabiliriz. Yani bu görüşe karşılık güçlü bir devlet olmak için illa yurt dışına asker göndermemiz gerekmez şeklinde bir tezi savunabiliriz, ancak bu konuşmada geçen bir sözü alıp, bu sözü lastik gibi uzatarak amacını aşırtırsak, en kibar tabiriyle bir takım çevrelere göz kırpmış oluruz.

Askerliğin yan gelip yatma yeri olmadığını herkes biliyor. Özellikle yaklaşık 20 yıldır terörle mücadele eden bizim ülkemizde askerinden siviline herkes biliyor. Küçücük bir ihmalin, hatanın kaç cana mal olduğunu daha geçtiğimiz günlerde üzülerek izlemedik mi? Peki bu söz neden bu kadar büyütülüyor? Bir söz üzerine çıkarılan fırtınada sözün muhatabı askerler neden susuyorlar?.. Sahi bu sözde bir ima varsa, yani “bizim askerimiz yan gelip yatıyor, biz onları böyle yatırmayacağız” gibi bir ifade anlaşılıyorsa, askerler neden konuşmuyor. Askerlik yan gelip yatma yeri değildir derken, sözün muhatabı askerler değil demek ki.

Yoksa, yoksa askerlerin konuşması için illaki meclisten teskere mi çıkması gerekiyor?..


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gazzeye ağıt... - Sayı 124
Heybemden... - Sayı 124
Heybemden... - Sayı 116
Dünyanın En Kısa Hikayesi... - Sayı 111
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (126):
Vekâlet Savaşları...

Son Eklenen Yorumlardan
 Elinize sağlık.Okuyup anlayanı, ibret alanı çok olsun, inşallah.Çok selâm ve hürmetlerimle...Sağlık ... Naci Eroğlu

 Elinize sağlık. Okuyup anlayanı çok olsun inşallah.Allah, milletimizi bu ve benzeri belalardan ebed... Naci Eroğlu

 Gülizar annenin mekanı cennet olsun inşaallah. Ufukta kavuşmak ta var. Metanet ve sabır dilerim. Ka... AYHAN ASLAN

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun


Günümüzde kitaba nazaran paraya rağbeti; mide gurultusunu beyin sancısı zannederek, Tanzimat’tan bu yana, hiçbir şeyin çilesini çekmeden, her şeyi, Avrupa’dan monte eden(alan) yazarlarımıza borçluyuz.
Borcumuzu ödemesek de olur.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Temmuzda yaşamak zemheriyi
Çocuk, sevginin ürünü...
Filistindeki çocuklar
Çocuk olmak
Zaman diriyken kıymetli
CHP’nin bu millete yaptığı zulümler Cell


Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Ali Erdal - Yolculuk
Kadir Bayrak - Çocuk toprak gibidir
Necip Fazıl Kısakürek - Necip Fazıl’dan çocu...
Ekrem Yılmaz - İçimizdeki çocuk ölm...
Ekrem Yılmaz - Çocuk
Ekrem Yılmaz - Sınırlar ötesinde
Dergi Editörü - Annesi gül koklasa a...
Site Editörü - Çocuklar bizim gelec...
Necdet Uçak - Ahlâk bozuldu
Necdet Uçak - Ali ile Barbaros
Kardelen Dergisi - Kardelen’den haberle...
Kardelen Dergisi - Hâlâ ve her şeye rağ...
M. Nihat Malkoç - Filistindeki çocukla...
M. Nihat Malkoç - Çocuk olmak
Hızır İrfan Önder - Gurbetin ocağı harlı...
Zaimoğlu - Vasıtasız erdirici
Halit Özdüzen - Yozlaşan toplumlar
Mehmet Balcı - Yardımseverlik
Mehmet Balcı - Sitem
Ahmet Çelebi - Anladım
Kubilay Ertekin - Senirkent Faciası ha...
Halis Arlıoğlu - CHP’nin bu millete y...
Ahmet Değirmenci - Yangından artakalan
Ahmet Değirmenci - Özür
Ahmet Değirmenci - Otuz yıl
Murat Yaramaz - Özür
Murat Yaramaz - Kirli
Gözlemci - Hadiselere bakış
Cahit Ay - Muhasebe
Cahit Ay - Anlaşma teklifi
Cemal Karsavan - Ve çamaşır ipinde sa...
Heybet Akdoğan - Sekülerizm ve İslâm
Osman Akçay - Çocuklar oynasın
Bekir Oğuzbaşaran - Nev gazel
Yaşar Akyay - Çocuk, sevginin ürün...
İbrahim Durmaz - Çocuk ve kuş
İbrahim Durmaz - Çocuğum
Saltuk Buğra Bıçak - Temmuzda yaşamak zem...
Mustafa Kozlu - Gül kokusu
Esra Çakan - Zaman diriyken kıyme...
Uğur Utkan - Satuk Buğra Han efsa...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15889254
 Bugün : 7397
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 669050
 Bugün : 70
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 124
 125. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim