Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1658 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Dünyanın En Kısa Hikayesine Nazire
Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 111 -

Dün gibi hatırlıyorum, yaşım çok küçüktü ve bu modern çağlar henüz başlamamıştı. Bayrama az bir süre kalmıştı. Annem evdeki bakır kap kacakları elime tutuşturdu ve bunları kalaylatmamı söyledi. Kara lastiklerimi ayağıma geçirdim, ceketimi giydim ve uçar adımlarla uzun, dar, Arnavut kaldırımı taş yollardan geçerek bakırcılar çarşısına gittim. Önümüz bayramdı ve çarşı bayrama hazırlanıyordu. Bakıra şekil veren çekicin ritmik sesi çarşının taş duvarlarında yankılanıyor ve insan uğultusuna karışan bu ses uzayıp giden yüksek duvarlı çarşının içinde âdetâ sonsuzluğa ulaşıyordu. İleride kalaycıların bulunduğu bölgede kalabalıktan dolayı dükkânların önüne konulan taburelerde oturanlar sıralarını bekliyorlardı. Ben de bir kalaycıya elimdekileri bırakarak boş bir yere ilişiverdim.

Çekiç sesleri kalaycı ocaklarında yanan odunların çıtırtılarına karışıyor, insan uğultusuna âdetâ bir armoni gibi eşlik ediyordu. Fakat zaman hiç geçmiyordu.

O esnada oturduğum yerin tam karşısındaki dükkânın içini fark ettim. Bugünkü aklımla âdetâ bir film sahnesinden alınmış olduğunu düşündüğüm bu dükkân, beni çok etkilemişti. Köşede küçük bir ateş yanıyor, ateşin üzerindeki kazanda kalay ve diğer metaller eriyip kaynıyordu. Bunun önündeki kalaycı ustası bir yandan ocağın içine odun atarak ateşi harlarken diğer yandan da kalaylayacağı bakır kabı almış bunu zımparalıyor ve temizliyordu. Ağzındaki sigara yanıyor muydu, yoksa bir dekor olarak ağzında mıydı ayırt edemiyordum. Güçlü pazıları, yaşlılıktan dolayı buruşmuş derisiyle bir tezat oluşturuyor ama zıtlıklar arasındaki bu uyum âdetâ bir Rönesans eseri gibi sahneye gerçeklik katıyordu. Ahşap raftaki radyoda cızırtılar arasında bir uzun hava sanki hiç bitmiyordu. Ara sıra ocağın başına gelen bir çocuk elindeki körükle ateşi canlandırıyor, bu esnada usta hemen ateşe bir odun atıveriyordu. Sahnenin tamamlayıcısı, duvarın kenarında ahşap bir iskemlede oturan ihtiyardı. Adam belki de çok yaşlı değildi ama henüz okul çağında olan ben, adama baktığımda, bu adamı sanki asırlar öncesinden beri yaşıyormuş kadar yaşlı sanmıştım. İskemleyi şöyle yan çevirip sırtını duvara dayamış ve vücudunu da iskemlenin arkasına doğru yaslamıştı. Üzerindeki elbiseler de âdetâ yaşı kadar eskiydi. Kasketini hafif yana düşürmüştü. Yuvarlak gözlüklerinin arkasında gözleri açık mıydı, kapalı mıydı, anlayamadım. Âdetâ bir heykel gibi duran bu ihtiyar çok dikkatimi çekti. Gerçek miydi, canlı mıydı, uyanık mıydı belli değildi. Anlamak için dikkat kesildim.

Böylelikle içerideki konuşmaları da duymaya başlamıştım. Konu bayramda çocukları sevindirme üzerine akıp gidiyordu. Kalaycı, bu ihtiyara bayramda çocuklarına aldığı ve hiç unutamadığı bir şey olup olmadığını sordu, elindeki odunu ateşe atarken. Çırak hemen geldi ve ateşi körükleyiverdi. Çıtırtılar arasında kıvılcımlar küçük dükkânın içine yayıldı. Loş dükkânda odun ateşinden çıkan alevler içerisini kızıl bir renk cümbüşüne çevirdi, ihtiyar cebinden tütün tabakasını çıkartıp bir sigara sardı. Yandaki demir maşa ile ocaktan küçük bir köz aldı ve yaktığı sigarasından derin bir nefes çekti…

Zaman âdetâ durmuştu…

Bu olaydan yıllar sonra bana geçmişteki bu sahneyi hatırlatan, Ernest Hamingway’e on kelimeden oluşan bir hikâye yazıp yazamayacağını sorduklarında Hamingway’in yazdığı şu kısa hikâyeyi öğrenmem oldu. “Satılık: Bebek ayakkabıları. Hiç giyilmedi.”

O gün ben oturduğum taburede dikkat kesilmiş ve âdetâ bu sürrealist sahnenin hiçbir anını kaçırmamak için öne doğru eğilmiş haldeyken, ihtiyar derin bir nefes çektiği sigarasını yere attı. Ayağıyla üzerine basıp izmariti ezdi. Sigara dumanının âdetâ ciğerlerini doldurduğunu, buradan damarlarındaki kana geçtiğini ve kılcal damarlarına kadar bütün vücudunu dolaştığını, sonra beynine gittiğini ve kıvrım kıvrım beyninin bu sigara dumanını âdetâ bir sünger gibi emdiğini hissettim.

Sonra dünyanın en kısa hikâyesine şu nazireyi yaptı:

“Arefe günüydü. Küçük bebeğime kefen bezi almıştım…”


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Şaşkınlar... - Sayı 129
Türk marşı... - Sayı 129
Gazzeye ağıt... - Sayı 124
Heybemden... - Sayı 124
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Kim demiş okumuyoruz diye?
*Sevmediklerimizin, televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında canına okuyoruz!
*Trafik kazalarında ölenler ve PKK canilerinin katlettikleri için rahmet okuyoruz!
*Törenlerde nutuk okuyoruz!
*Kim ne derse desin, bildiğimizi okuyoruz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17512397
 Bugün : 2314
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 840305
 Bugün : 306
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 236
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim