Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1271 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Yunus Emre ve Lorca üzerinden bir medeniyetin diğerine el uzatması
Sinan Ayhan

  Sayı: 110 -

47 yaşındayım; o vakit 47’ye nispetle zaman ve mekân bağlamında, dünyaya dair, eşya ve hadiseler arasında bir hesaplaşmam olmalı. Öyle mi… 47 yaşındayım ve sanki hiçbir şey değişmemiş gibi Kanunî misali Viyana’dan dönüyorum. 47 yılın bendeki ciğere işleyen hükmü bu...

Bu hükmün taradığı misaller nereden çıktı…

Aklım erdiği ve yirmili yaşlarıma henüz varmadığım demlerde, batı doğu arası bir yakınlaşmanın yüz yıllara yaygın olduğunu düşünürdüm. Bir, batının doğuya el uzattığına; bir, doğunun batıya el uzattığına inanırdım. İki kutup kendini terazide tartıyor olabilir mi… Bütün zıt hallerine rağmen bu iki medeniyetin birleşebileceği düşüncesi beni içten içe bir meraka itmişti; acaba Doğu Batı birleşmesi ne zaman mümkün olacaktı... Kıyamette mi... Zıtlar birleşebilseydi, bir daha ayrılmazlardı, hikmetine bağlı olarak...

Gelişme bayrağını bir Batı elinde tutuyor, 400, 500 veya bilemediniz bin sene götürüyor; sonra bir gerileme ve çöküşle bayrağı Doğu’ya teslim ediyor; Doğu da madde ufkunda yaklaşık bir bin sene de o bu temsili yükleniyor; böyle sürekli bir su değirmeni devri misali tarih yazılıyordu. İkisinin eşit şartlarda bir araya geldiği tarihi bir mizansen yaşanmadı. Ama bunun yaşanma ümidi hep kursaklarda saklı kaldı.

Yine gençlik dönemlerimde Yunus Emre Divanı ile karşılaştım. Rahmetli babam bizim dervişin kitabını almış, kütüphanemize koymuştu. Hoş bir merakla mısraları okumaya başladım.

Şöyle diyordu Yunus, bizim Yunus;

“Bir garip ölmüş diyeler

Üç günden sonra duyalar

Soğuk su ile yuyalar

Şöyle garip bencileyin”

Yunus’un bendeki izi, bendeki dervişliği bu gariplik duygusuyla başladı işte. Belki buradan bütün zamanı kuşattı. Garip ve yalnız olmayan, böyle bir çilesi olmayanın hükmü nedir ki...

Aynı dönemlerde bir popüler şarkı ile Lorca’yı tanıdık. Bu elbette bizim Yunus’tan sonraydı. Belki kıymeti benim kişisel tarihime ait ve yalnız ona uygun. Olsun; bu mısralarda da bir garibin sesi vardı.

Lorca şöyle diyordu:

“Ay kocaman, at kara

Torbamda zeytin kara

Bilirim de yolları

Varamam Kurtuba’ya”

Viyana’dan önce bizim bir Endülüs dönüşümüz var tarihte, yaraları hâlâ sarılmadı. Anlaşılan Lorca da bir başka türlü gariplerdendi. Devamında şöyle demiş çünkü Lorca:

“Yola baktım, yol uzun

Aman atım, canım atım

Etme eyleme ölüm

Varmadan Kurtuba’ya

Kurtuba uzakta, tek başına…”

Kurtuba’ya varamamak nasıl bir ölümdü acaba... Kurtuba’ya varamayan Viyana’dan geçebilir miydi...

Tarihin Doğu Batı üzerine hayalleri öyle kaldı. Doğu ve Batının buluşması batının hırsı ve doğunun ahmaklığı yüzünden öyle kaldı. İçimizde idealler hem Yunusca, hem Lorcaca öyle boynu bükük kaldı.

Lorca o toprakların garibi, bizim Yunus bizim toprakların... Hangisinin tesiri daha kuşatıcıdır; o başka tartışma konusu. Zıtlar birleşebilseydi; doğu bizim, batı bizim,  hattâ Yunus gibi Lorca da bizim olabilirdi. Ama zamanın üzerime bıraktığı heves, görüyorum ki hâlâ Viyana’dan dönmek zorunda.

Yirmiye varmadan kurduğum hayal, sadece benim hayalim olamaz; ben bir hissiyatı söylüyor olmalıyım; yoksa bizim Yunus bize yazdığı gibi derviş dizelerinden bizim Lorcalar’a da bu mektupları yazdı. Belki onların seslerinde Muhiddin-i Arabî’nin nefesleri var... Bir medeniyetin diğerine el uzatması sadece boş bir hayal mi… Ben, bunun boş bir hayal olduğunu düşünmüyorum.

Garibin teni her yerde aynı ten, insan her yerde insan…

Mektupları Viyana’nın ötesine, Kurtuba’ya taşımak ne büyük ideal... İşte bu bizim elimiz, bizim hayalimiz, bizim rüyamız, bizi sigaya çekecek Molla Kasımlar olsa bile biz bu rüyayı görmeye devam edeceğiz. Böyle düşünüyorum ve böyle düşünmekten de vazgeçmeyeceğim. Selâm ile…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Kalem, O Kalemdir... - Sayı 114
Oluşmuş ve Oluşmamış Âzâl... - Sayı 114
Hakikatin Önsezisinden Ye... - Sayı 113
Liyakatin Kökleri ve Köke... - Sayı 112
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
Su gibi aziz ol
Gıda
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16919504
 Bugün : 4136
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 747616
 Bugün : 157
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 868
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim