Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1158 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Cılga
Fatma Pekşen

  Sayı: 112 -

Şu yemek uzmanlarının zorlama buluşlarıyla ortaya çıkan kaya pasta, kütük pasta, papatya pasta gibi yeniyetme icatlar var ya; tam da onları hatırlıyorum üst üste yığılmış gibi duran taşları görünce.

Hangi usta el bunları böyle sırasınca dizdi, hangi kremacı süsledi bu muazzam görünümlü pastayı diye akıl erdirmeye çalışıyor, sonra da onun kim olduğunu hatırlıyorum.

Her zaman geçerim bu yollardan. Her seferinde severek, ilk defa görüyormuş gibi, açlıkla izlerim dışarıyı.

İşte bu seferde de aynısı oluyor, gözlerim hiçbir teferruatı kaçırmamak istercesine tetkike başlıyor. Dünle bugün birbiriyle harmanlanıyor. Zihnim karışıyor, havsalam allak bullak oluyor; kendi kendimle konuşuyor oluyorum birden. Düşünüyorum, mırıl mırıl söyleniyorum, dilime türküler duruyor.

Göz denen mucize organımın önüne o kadar çok nesne sıralanıyor ki, hangisini hangi sırayla süzeceğimi kestiremiyorum.

Günün, mevsimin, saatin özelliğine göre değişiyor yol manzaraları. Bu şaşmaz takvime göre parlıyor taşlar, çakıllar. Sadece bu yoldakiler mi? Hayır cümle yollardaki taşlar da aynı vaziyette oluyor. An be an ayrı cilâya bürünüyorlar. Sedasız akan, soluğu kesilmiş çayların kenarlarındaki akça pakça taşlar, köy kadınlarının güçlü tokaçları altından çıkmış yün parçaları gibi ışıldıyorlar.

Hangi uğru tırmandı şu tepeye doğru, hangi yiğidin eline avucunu teslim etti üç beş parça giysisini bohçalamış kaçak gelin, diyorum. Kaç kere kazındı, kaç kere silindi tilkilerin, çakalların, kurtların ayak izleri tahmin bile yürütemem, diyorum.

İçimden söylenmeye devam ediyorum. Ses olarak çıkmasa da kelimeler ardı ardına diziliyor yüreğime.

Çalılar bürümüş, yıllardır tıraş yüzü görmemiş hırpani gibi saçak bağlamış, bir zamanların sahipli bağları “kapıları kitlemişler gel hele” diyen Davudî sesi duymuşlar mıdır bilemem, diyorum.

Bir yol işçisi, şu kayanın üstünde mi yazmıştır genç karısına mektubu, nişanlısından gelen kahırlı nâmeyi tam da burada mı okumuştur genç mühendis, diye düşünüyorum.

Yollar kurulalı, taşlar kırılalı, hizalar, yazılar birbiri ardına dizileli nicedir de, koca gövdeli bir karaağaç, niye not düşmemiştir çıtırık düşmüş kabuklarının arasına diye meraka düşüyorum.

Yanının üstüne yatmış çitler, yüz üstü kapaklanmış bağ kapıları, ince hastalık görmüş taze gibi erimiş, orasında burasında halen kurum izleri bulunan kerpiç bacalar, halaya durmuş yiğitler gibi sıralanmış kavaklar, kendi dillerince hüzün türküleri söylemişler midir, diyor; işin aslını bir türlü çözemiyorum.

Hangi düğünlere ev sahipliği yapmıştır şu harman yeri, kaç yılın karını buzunu silkmiştir şu viran damlar, ne zaman toprağı gözler olmuştur ahşap elektrik direkleri anlayamıyorum. İnsanın, hani şu su sayaçları, benzin, motorin sayaçları, elektrik sayaçları gibi yolların da bir sayacı olsaymış ya diyesi geliyor.

Kaç tahta bavul omuzlardan indirilmiş, kaç güneş yanığı çehreli, eli kınalı mahcup genç şu köyün dönemecinden dualarla, göz pınarlarındaki incilerle uğurlanmıştır tahmin bile edemiyorum.

Ya şu zamanın çarkına yenik düşmüş, omuzu çökük yaşlılar gibi duran, ak taşların birbiriyle halleştiği mezarlık! Kim bilir kaç genç gelinin omuzlarda getirilmesine şahit olmuş, gurbetteki babasına hasret çeken kaç gözü açık bebeğin ebedî uykusuna gömülmesine şahadet etmiştir sayamıyorum.

Yar başlarına tutunan yaban eriklerinin, dağ incirlerinin, alıçların hangilerini birbiri ile akraba kılmıştır gagası hamarat bir kuş? Hangilerini adı bilinmedik tarlalara, ağaçlıklara savurmuştur gurbete düşmüş genç kız gibi, fikir yürütemiyorum.

Bugün tabağıma misafir olan köftenin kaçıncı kuşaktan anneannesi şu yıkık dökük davar barınağında gecelemiş, kuytu bir köşeye çeşme açıp lüle oturtan kaç çoban, kaç kara koyunun doğum iniltilerine şahitlik etmiştir bilemiyorum.

“Arayın ayağınıza gelsin” rahatlığının henüz dünyayı teşrif etmediği zamanların esas oğlanlarından olan çerçilerin kaçı, çarıklarını şu kıvrım büklüm cılgalarda eskitmiştir sayamıyorum.

“Saçbağını suya düşüren” gelin, şu azgın köpüklerin üstünden mi geçmiştir; gelini götüren alay, artık kullanılmayan şu köprüde mi suyun ebedî konuğu olmuştur çözemiyorum.

Sorular soruları, meraklar merakları kovalıyor. Elbette manzaralarla, renkler de bu kovalamacaya şahit oluyor.

Bence, dünya gailesinin curcunası içinde geçen çalkantılı hayatların belki de en sakin anlarıdır yollarda geçen zamanlar. Tren, uçak, otobüs, otomobil… Hangi vasıtaya binmiş olursanız olun, isterseniz de yayan gidin. Yollar arşınlarken kelimeler dizilir dillere, hüzün türküleri durur yüreklere. Görünmez bir el derinden yırtar bağırları. Varılmamış menziller, avuç içlerine teslim edilememiş ince bileklerin garipliği gelir akıllara.

Soran olmaz biliyorum da, hani ola ki gün olur vakit çatar da birisi “kelimeler sizde en çok ne zaman kanatlanmaya başlıyor?” diye bir sual yöneltecek olursa, çarçabuk “yolda” diye cevap vereceğim.

Çünkü bu satırlar da bir yol macerası esnasında vücut buldu…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Dağlara çen düşende... - Sayı 126
Mustafa... - Sayı 123
Pehlivan dayının elmaları... - Sayı 120
Armudun Son Çiçeği... - Sayı 115
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


40
Röportaj
Takvadan bekâya helâl ekonomi
Oluklar çift
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı
Ne zamandan beri


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17179793
 Bugün : 1861
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 777496
 Bugün : 151
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 231
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim