|
Takvadan bekâya helâl ekonomi Site Editörü Sayı:
128 -
 İslâm’da helâller ve haramlar anlatılırken en çok üzerinde durulan konulardan biri helâl dairesinin genişliğidir. Alkol haramdır, bunun yanında çeşit çeşit meyvelerin suyu, çaylar, gazozlar, ayran gibi içecekler helâldir. Zina haramdır, evlilik helâldir. Akla gelen her haram için helâl dairesinde alternatifler vardır.
Faiz, Kur’ân-ı Kerîm’de geçen kavramı ile ribâ, hem âyette Allah tarafından hem Efendimiz’in hadislerinde çok şiddetli olarak yerilmiştir. Ribâ için Kur’ân’da “Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar” denmiştir. Hadislerde ribâ çok daha şiddetli benzetmelerle yerilmiştir.
Diğer haramlar için helâl dairesinde alternatifler hemen aklımıza gelmişti. Faiz için helâl dairedeki alternatif nedir? Son dönemin âlimlerinden merhum Yûsuf el Karadâvî “İslâm’da Helâl ve Haram” kitabında haramlar için yukarıdaki alternatifleri yazarken faize karşılık alışverişi söylüyor. Kur’ân’da da “Oysa Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır” denmiştir.
Günümüzdeki genel faiz işlemlerine bir bakalım. Ev almak istiyorsunuz, elinizde bir miktar para var, eksiğiniz için kredi alacaksınız. Banka, kredi aldığınız miktara faiz koyarak size ödeme plânı sunuyor. İki milyon lira aldınız diyelim, üç yıl boyunca aylık ödeme yapıyorsunuz, toplam ödeme tutarı üç milyon oluyor. Bu işlem faiz olduğu için haram. Peki, bunun alternatifi alışveriş nasıl olacak? Bir oto tamircisinde kalfasınız, kendi dükkânınızı açmak istiyorsunuz, ihtiyaç kredisine başvuracaksınız. Yeni dükkân ile çalışarak bankaya borcu ödeyeceksiniz. Alışveriş ile bu sorunu nasıl çözeceğiz?
Bu örnekteki ihtiyaç sahiplerine “paran yoksa ev alma”, “birikimin yoksa dükkân açma” demek âyetteki alışverişe girer mi?
Faiz konusu özellikle son birkaç asırdır fıkhî açıdan en çetrefilli konular arasına girmiştir. Ekonomi bilimi ile direkt ilgilidir ve bu bilim de diğer bilimler gibi uzmanlık ister. Para birimi, paranın değeri, paranın altın veya gümüşten mi yapıldığı, enflasyon ile paranın değerinin ne kadar düştüğü gibi birçok parametre bu faiz konusunu etkiler. Enflasyonu en derinden yaşayan toplumlardan birisiyiz, bugün elimizde olan bin liranın alım gücü bir yıl sonra yarıya yakın düşüyor. Bugün kim Türk Lirası üzerinden borç verir?
Hz. Ömer’den geldiği söylenen bazı rivayetlerde ribâ âyetlerinin Efendimiz’in vefatına çok yakın bir zamanda indiği için mücmel kaldığı veya ribâ ile ilgili bazı uygulama detaylarının Hz. Peygamber'in vefatı nedeniyle tam netleştirilmediğinden bahsedilir. Hz. Ömer'in bu konuda "Keşke şu üç konuyu Resulullah'a sorsaydım..." dediği rivayeti vardır (üç konudan biri ribâdır). Ancak böyle bir durum olsaydı “dini kemale erdirdim” âyeti ile çelişmez miydi sorusu geliyor insanın aklına. Ribâ ile ilgili hadislerin olması da bu görüşü zayıflatıyor.
Osmanlı’da da âlimler bu konuda anlaşmazlıklar yaşamışlar, para vakıfları bunun bir örneğidir. Osmanlıda banka olmadığı zamanlarda bazı ihtiyaç sahipleri tefecilerin eline düşüyor, neticede tefecilerden borç alındığı için tam olarak Kur’ân’daki ribâ yapılıyordu. Bu sorunu çözmek için sermayesi toprak ya da yapı yerine para olan vakıflar kuruldu. Bu vakıflar üzerinden sermaye sahiplerine kâr payı verilerek ihtiyaç sahiplerine belli oranlarda sermaye sağlanıyordu, geri ödenecek miktar için fazla oran belliydi. Bu oranın üzeri tefecilik (ribâ) olarak belirlenir ve üstüne çıkılması yasaklanırdı. Hatta bazı çözümlerde “paranın içinde bulunduğu mendili sana vadeli sattım” gibi hüllelerin (hîle-i şer’iyye) yapıldığı yazılıdır.
Gördüğünüz gibi sorun sadece günümüze ait değil, dört-beş asır öncesinde de benzer durumlar var ve çözüm halen net değil. Geldiğimiz noktada faizsiz finans kurumları ya da yeni isimleri ile katılım bankaları bir çözüm olarak hem ülkemizde hem diğer müslüman ülkelerde devreye girmiş durumda. Âyette ribânın alternatifi olan alışverişi murabaha olarak sistemleştirmeye çalışıyor katılım bankaları, alacağınız metayı banka alıyor ve size vadeli satıyor.
Bu çözüme de haram diyen, hülleci diyenler var. Bunu demek hoş ama İslâm’ın yukarıda saydığımız sorunlara çözüm üretmeyen bir din olması da muhal olacağına göre bir çözüm gerekir. “Bir lokma bir hırka” binlerce kişi arasından bir kişi için geçerli olabilir ama toplum olarak bizim çalışmamız, üretmemiz, sermaye büyütmemiz gerek. Bugün Amerika ve İsrail’in teknolojileri karşısında elinde doğal petrol kaynağından gelen para dışında tüm teknolojisi dışarıya bağlı olan ülkelerin durumunu görüyoruz. Bizde o kaynaklar da yok. Çalışmazsak, üretmezsek, büyümezsek aynı duruma düşmemek mümkün değil. Bunları yapmak için de sermaye gerekir. “Mümkünse bankanın olduğu sokaktan geçmeyelim” demek takva gözüküyor evet ama bugün bunun mümkün olmadığı, alternatifinin dahi net olmadığı bir dönem yaşıyoruz. Âlimlerin takva göstermek yerine çözümle gelmeleri gerekir.
|