Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5816 kez okundu.     4 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

K E L E P Y R M A L
Fatma Pekşen

  Sayı: 44 - Nisan / Haziran 2005

Ne iyi etmişti şu köylü güzeli diriliğindeki kelepir malı satın almakla... Öteki öleli neredeyse iki ayı bulacaktı. İhtiyarlığı kapıya koymayıp “Yaza kadar canımı dişime takar idare ederim” dediyse de, çarşıya yayan gide gele perişanlamıştı. Bir iki haftaya kadar gelin üçüncüyü doğuracaktı. Hem ona, hem çağaya höllük lazımdı. Ele ağız eğip “Bir yolunuz düşerse eyisinden bir yük öllük getiresiniz” mi diyecekti?... Farz et ki; “He” dediler. Bakalım doğuma yetişecek miydi? İşin yoksa Vesi Hatun’un asıldıkça daha da esmerleşen suratını seyret.
İyi etmişti iyi; o zaman kızmıştı ama iyi ki dükkân komşusu Hamdi Ağa, kaynanasının kuluncunun nasıl kalktığını anlatmak için ayak üstü lafa tutmuştu da Allah önüne o çingeneyi çıkarıp bu eşeği nasip etmişti.
Kaç gündür haber gönderip duran Hıdır Ağa’nın köyüne gidip, konağındaki güzden beri birikmiş olan bakırları kalaylayıp arta kalan zamanda da diğer köylülerinkini elden geçirip, yağın, balın, kaymağın yanı sıra, “Yüklü bir miktar parayla doğuma yetişirim” diye hesaplar yaparak eve doğru ilerlerken eşeğe yetişmekte zorlanıyordu.
“Amma bakmış çingenoğlu eşşeğe”dedi içinden. Güvercin topuklu taze kızlar gibi kırıta kırata, arnavut kaldırımları şıkırdata şıkırdata, belini cilveyle büke büke öylesine yürüyordu ki, yavuklusu askerden gelmiş gelinin acelesini yaşıyor zannederdi seyredenler... Hele bir de rahmetlinin doğru dürüst kullanmadığı semerini vurursa...
Araplık yolu bitip kendi bahçesi görününce daha bir keyiflendi. Akşamın bu saatında, ahır inek işlerini bitiren gelin-kaynana bahçeye inip, yerden fışkırmış gibi duran gümrah otların döşenmiş yerine minderleri atıp, bir yandan çorap örüp bir yandan da baba-oğulun işten gelmesini beklerken, kızlar mutfakta sofrayı kurmakla meşgul olurlardı.
Ablak yüzüne göre ufak duran gözlerini kısıp, bahçenin çitime gibi ağaçlarının arasından Vesi Hatun’u seçmeye çalıştıysa da başaramadı. Ola ki ark kenarına yeni dikilen kavaklar tutmuş mu diye bahçenin ucuna kadar gelirdi de kendisini önünde eşekle yele yele gelirken tesadüf eseri görür, “Aferin bizim herife, lafımı tuttu, doğumdan evvel eşşeği yetiştirdi” diye neşelenir, neşelenmekle de kalmaz, karanlık basmasına aldırmadan tava sapı tutar, Vazıldan yağıyla helva bile pişirirdi.
Eşek –buna eşek denmez aslında ceylân– bu yolları daha önce biliyormuş gibi Tömek Çatı’nı öyle bir döndü ki kaymakamın cipi yanında halt ederdi.
Her akşam bu saatte, böyükanalarının zırzaladığı dış kapının ardında ocik oynarken, gülyağı kokan ceketin iç cebinden çıkan halka şekere sevinen torunlar, zıpır zıpır zıplayan meş’ale bakışlı eşeği görünce ne kadar sevinecek, kendisinden, sırtına bindirmesini isteyeceklerdi akşam akşam.

* * *

İnekle yaşara çaktırmadan, otun, samanın en iyisini taze misafirin önüne koyup, Semerci Halil ustaya önceki için yaptırttığı, şıkır şıkır şıkırdayan mavi boncukları, bembeyaz bezi, simsiyah sahtiyanı, üstüne türlü nakış vurulmuş kilim çektirttiği semeri sakladığı yerinden çıkartıp sabaha hazır eden kalaycı Veysel usta, gece boyunca yatağında dönüp durmuştu.
Sabah namazını kıldıktan sonra, körüğünü, kalayını, nışadırını, cümle edavatını yükleyip, kara kızının sırtına binip, gırnatacı Hacı’nın düğünlerde, sahrelerde söylediği türküleri çığıra çığıra köye doğru yollanacaktı. Çok değil, bir hafta on güne kadar koynu para, heybesi erzak dolu vaziyette kapıyı çalacak, karısı kendisini karşılarken gelinden haber sorup, yıkanıp, paklanıp istirahat edip, birkaç gün keyf çatacak, sonra da dükkânda biriken işlerin başına geçecekti...
Kolay değildi köy kalaycılığı; senede kaç kez boylardı aşinası olduğu köyleri. Birinde olmazsa diğerinde nalbandıyla, saracıyla, demircisiyle, köşkeriyle bir sürü esnaftan arkadaşına denk gelir, birbirlerinden çarşıyı, gidişatı sorup, laf arasında evden haber almaya çalışırlardı.

* * *

Sabah olup yıldızlar utangaç bir peri kızı gibi, büyülü mekanlarına doğru kaybolurken, Vesi Hatun’un kaynattığı “düğürcek aşı” nı, aceleci adamlara mahsus höpürtülerle içip ahırı boyladığında gözlerine inanamadı.
Dün akşam üstünden beri içini keyfe boğan kara kız tuş olmuş pehlivan gibi, nalları dikmiş, musurun dibinde sırt üstü yatıyor, kuyruğu yaşar dananı ayaklarının altında eziliyor, sırıtkan kalmış dişlerinin üstünde üç beş tane uyuz kara sinek, yeni bir şey keşfetmişçesine ahırın alacalığında inip inip kalkıyordu. Medet umarcasına onca para saydığı eşeğin üzerine eğilip şöyle bir yoklayınca, kesif sidik kokusunu bile bastıran rakı kokusuyla irkildi. Dükkan komşusu Hamdi ağanın akşamki sözleri beyninde şimşek gibi çaktı; “Eyice baktın mı Veysel Usta, bu çingenlere güvenilmez. Uyuz, gözden düşmüş eşşeklere bir şişe rakı dayayıp içiriyor, tesiri geçmeden satıyorlarmış.” Demişti. O anda kaale almadığı şey kendi başına gelmişti işte.
Sıkıntıyla doğruldu. Taa Çaykenarına kadar gidip çadırların arasından o namussuzu bulmak, parasını kurtarmak istediyse de cesaret edemedi. Katmer katmer olmuş ensesini nasırlı parmaklarıyla kaşıdı. Bahçeye ahbun taşıdığı el arabasını, dayadığı köşeden çıkarıp getirdi, kuyruğundan şöyle yoklamasıyla yanının üstüne yıkılan eşeği el arabasına yüklemeye çalıştı. Kımıldatamadı bile. Derin bir of çekti. Yapacak bir şey yoktu. Naçar, güneşin doğmasını bekleyecek, oğlan işe gitmeden evvel, Vesi Hatunun da yardımıyla, leşi yükleyip dün keyifle getirdiği yolları arşınlayarak Çaykenarına götürüp atacak, suyun alıp gitmesini sağlayacaktı.
Bu yaşta saflığına yenilmişti gene. İçi burkuldu.
Dün akşam, iyisini verdiği samanla ota bakan inekle yaşarın gözlerinde dost bakışlarını yakaladı. Gülümsedi.

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : ?zuayip    
Yorum : Anlamaya çalıstığım yazının sonunda bi şeyler çıkarttığımı düşünüyorum.laf olsun diye eşek benzetmesine ve öyle güzel saf anlattığınız köy hayatını dahada sadelestirebilirdiniz...Nerden baktığımaza bağlı degil mi sence BİZ OLUŞUMUZ.Nefsi değilmiyiz ? Hırslı değilmiyiz...Eşekten medet umar ve içime soktuğumuz ısrarla eşekleri ve taze otları verdiğimiz eşekleri öldürmemiz mi gerekiyor ?Yoksa ilahı kader deyip ölmesini mi bekleyecegiz...Size belki nacizane tavsiyelerim olur iznin olursa tabi.Özgünlüğün sana ait.Hedefinde sana ait.Ben okuyucu olarak dikkate alacağını düşünürükten eşeksiz ve uzun cümlesiz bir hayat diliyorum size...




Ekleyen : ahmet teker    
Yorum : hikayeleriniz sürükleyici ve sade bir dille çok sıcak ve bizden hikayelerle uzun yıllardır hep okuyorum.yazı ve hikaye hayatınızda kaleminize ve yüreğinize kuvvet...




Ekleyen : fatma peksen    
Yorum : sevgili şuayıp ve ahmet beyler, her ikinize de teşekkür ediyorum. her satırınız benim izin önem taşıyor. saygılar. fatma pekşen




Ekleyen : Hasan Herg?l    
Yorum : Yazınızda "Vazıldan yağıyla helva bile pişirirdi" deyimi geçmektedir.Ben Sivas ili Divriği ilçesi Vazıldan Köyü nüfusuna kayıtlıyım ve bu güne kadar Vazıldan ın kelime anlamını aryıp durdum.Eğer bu konuda bir bilginiz varsa yada yazarla iletişim kurmama yardımcı olursanız sevinirim. Sayılarımla,





 
Dağlara çen düşende... - Sayı 126
Mustafa... - Sayı 123
Pehlivan dayının elmaları... - Sayı 120
Armudun Son Çiçeği... - Sayı 115
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Röportaj
Takvadan bekâya helâl ekonomi
Oluklar çift
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı
Ne zamandan beri


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17179792
 Bugün : 1859
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 777496
 Bugün : 151
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 231
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim