Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4419 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

G?M?? BASTON ve G?M?? TELLER
Fatma Pekşen

  Sayı: 59 - Ocak / Mart 2008

Tabiri caizse kutu gibi odaydı.

Pencere önünü boydan boya kaplayan peykeyi, mavi, yeşil ve kırmızının hâkim olduğu, kilim desenli sedir halısı ile aynı renkleri okşayan halı yastıklar süslüyordu.

Peykenin karşılıklı iki köşesinde kabarıkça, içi muhtemelen yün dolu, siyah kadifeden, kenarları sim kordonlu, iki iri minder yer alıyordu.

Peykenin bir tarafında boyaları atmış, cilâsı yıllar önce yok olmuş, üzerindeki teneke bölümde, bir vazo içindeki gülleri tasvir eden yeşil bir sandık, tam karşısında ise oldukça abartılı kulpları ve oymalı kapağıyla, kıpkızıl, kocaman bir mangal bulunuyordu.

Sandık ve mangalın tam karşısına isabet eden duvarın dibinde ise eski zaman işi, açılıp kapanan iki sandalye ile ortada, ayakları ahenkli bir bükülüşle içe doğru kıvrılan, nadide bir sehpa yer almaktaydı.

Sehpanın ve sandığın üzerindeki beyaz iş örtüler ile penceredekiler birbirinin aynısı modeldendi. Sehpanın üzerindeki örtüyü, kehribar-gümüş karışımı zarif bir ağızlık ile üzeri kabartma desenli, gümüş tabaka-kül tablası takımı süslüyordu.

Sandık örtüsüne ise içine kuru çiçekler doldurulmuş kömür ütüsü ile üzeri kalemişi nakışlı bakır bir semaver eşlik etmekteydi.

Duvarların birinde mavinin iki tonuyla elde edilmiş, battal ebru üzerine “Edep yâ hû” yazılmış, kıymetli olduğu bir bakışta anlaşılan ebru bir tablo asılı olup, tam karşısına düşen duvarda ise sedef kakmalı bir muhafaza içinde, belki de yarım asırdır çalışmayan gümüş bir duvar saati asılıydı.

Yerde, belik belik örülmüş, Ayşelerin, Fatmaların saçları gibi, sarılı kahverengili büklümler içinde, elindeki kavalını yemyeşil çimenler üstündeki koyunlarına, kınalı kuzularına üflemekte olduğu hissini veren, ince renk uyumunun var olduğu, çoban türküsü gibi hüzünlü, çoban türküsü gibi sevdalı bir “Yağcıbedir” seriliydi.

Odadan çok antikacı dükkânını andıran, insanın içine derin bir sükûnet, sonsuz bir huzur veren bu mekânda, peykenin üstündeki kadife minderde, güvercingöğsü tonunda yünlü elbise giymiş, alın kısmı iğne oyalı beyaz tülbentli, burnunun üstüne yerleştirdiği gözlükleriyle, eski bir fotoğraf albümünün, artık çok gerilerde kalmış hatıralarına bakan yaşlı bir kadın oturuyordu.

Güz güneşinin ısrarla içeri girip, sevdalısı olduğu bu odada dolaşma arzusunda olduğu hissini veren bir akşamüstüydü.

Üzerinde dar, siyah bir pantolon ve kırmızı bol bir kazak bulunan, sarı kıvırcık saçlı, otuz-otuzbeş yaşlarında güzel bir kadın sertçe kapıyı açtı; tiz bir sesle konuştu:

Bana bak hanımefendi! Eğer bu odadan uluorta çıkıp gezecek olursan, kapıyı üzerinden kilitleyeceğim haberin olsun! Evin neresine gitsem senin saçının telleri çıkıyor karşıma!.. Buzdolabındaki yemekten bile senin saçın çıkacak neredeyse be!

Sonra, yeni bir şey keşfetmişçesine durakladı, eğildi ve “Yağcıbedir”in üzerinden uzun, gümüş bir teli alarak doğruldu:
Bak bak! Burada da var. Elime bir daha geçsin, yemin ediyorum makasla dibinden keseceğim o saçlarını! Dünyanın parasını verdik biz bu halıya. Güzelce serip oturalım dedik. Hanımefendinin saçlarının çöplüğü haline geldi!

*

Evlerinin o odasını hem şark odası hem de yemek odası olarak kullanan ailede o akşam şöyle bir konuşma geçiyordu:

Mübeccel; bugün Ferruh'un orada sapı gümüş işlemeli bir baston gördüm. Alsam mı acaba? Mangalın yanına dayar, nakışlarının zarafetini seyrederiz. Belki bir gün anneme de lazım olur. Ne dersin anne, alayım mı?

Sağ ol oğlum. Allah razı olsun. Mübeccel istiyorsa al. Bana lâzım olmasa bile başkasına lâzım olur...

Sarı saçlı baş kızgınlıkla çevrildi sağa sola. “senden başka kime lâzım olacak?” diye geçirdi içinden.

Birkaç gün sonra sapı gümüş işlemeli baston mangalın yanındaki yerini aldı ama itina etmesine rağmen bir türlü saçlarının dökülmesine mani olamayan yaşlı kadının, o ömür boyu hiç makas değmemiş gümüşî ipek telleri de çöp tenekesini boyladı.


*

Yıllar sonraydı. Gene aynı evde, antikaları biraz daha çoğalmış aynı odada, dokuma özelliğinden dolayı “Yağcıbedir” diye anılan halının üstünde bir sürü saç teli vardı. Ama bu saç telleri uzun, ipek gibi gümüşî olanlardan değildi; envai türü denedikten sonra kızılda karar kılan, kıvırcık, kısa saç telleriydi.

Geçirdikleri bir kaza neticesinde, hem eşini, hem de sağlığını kaybeden, gümüş işlemeli baston ile yakın dost olmak zorunda kalan gelinin saç telleri olup, onları halının üstünden toplayacak, -hatta bağırarak- can şenliği olacak kimsecikler yoktu.

Gene güz mevsimiydi; güneş antikalarla dolu odanın duvarlarında hüzünle dolanıyordu.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : F.Pek?en    06.02.2009
Yorum : Sağolun sevgili Ayşe Sena hanım. Sıkı bir okur-edipsiniz. Sizin hikayelerinizde de o lezzeti bulmak mümkün. Etrafımızda öyle çok şey var ki yazılası. Elbette gününü, vaktini, anını yakalarsak... Allah sizin de kaleminize kuvvet versin. Sevgiler




Ekleyen : A. Sena    05.02.2009
Yorum : Yüzlerce yıl önce yazılmış ve hüzünle yoğrulmuş bir hikaye tadında. Edebistan ve sanat alemi sitelerindeki hikayeleriniz de bir o kadar güzel ve etkileyici. Hepsinde farklı bir ruh var sanki. Teşekkürler...





 
Dağlara çen düşende... - Sayı 126
Mustafa... - Sayı 123
Pehlivan dayının elmaları... - Sayı 120
Armudun Son Çiçeği... - Sayı 115
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Röportaj
Takvadan bekâya helâl ekonomi
Oluklar çift
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı
Ne zamandan beri


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17179788
 Bugün : 1855
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 777496
 Bugün : 151
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 231
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim