Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3857 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

RENKLERİN ARİSTOKRAT BASKISI
Bedran Yoldaş

  Sayı: 63 - Ocak / Mart 2009

Hayatın sarkık bacağına tekrar sarıldığımda; geride birikmiş yıllarını bırakmıştı. Yıllanmış şarap gibi geçmişin izleri belleğimde tortularını bırakmıştı. İzlerini silmek mümkündü. Neme lazımcılık bir isyan bayrağı gibi kutsal bir hazine immişçesine durmadan elden ele dolaşıp duruyordu. Zaman solgun bir yaprak gibi rüzgârın terekesine binmiş bir o yana bir bu yana sallanırken zihnimde birikmiş anılarını da depreştiriyordu.

Yorgun adımlarını açmak, zaman arasındaki yolculuğuna ara vermek istiyordu lakin buna kadir olamıyordu.

Zaman zaman kendisindeki rengini yeryüzüne dağıtmış olan yıldızların asi ruhunda aradığı geçmişin izlerini devraldığı mızrağın ucunda sallandırırken sevda yüklü geminin bilinmeyen rotasında dümendeki kaptan olarak afakları gözleyen bir rasathane müdürünün kaftanları arasında görüyordu sabah sabah bu ne celal bu ne hikmet derken en ummadığı bir anda zalim fırtınanın beleğindeki o taze ve nazenin ırmaklardan bir peştamalın cevahir tadındaki saklama kabına sıkıştırılmış ruhunun derinliklerindeki bulmacanın bulunmayan parçasını bulmuştu.

Derkenarında yapay salkım saçakların boy attığı aynaya yansıyan resminde bir tutam tütsünün ruhuna canlılık verdiğini anladığında çok geç olduğunu anladı.

Ayaklarını sedirin kenarında aşağıya doğru sarkıtırken bilmecenin parçaları hafızasında yer edinmişti bile. “Evet” dedi kendi kendisine. Ben bu hale nasıl geldim. Sevda denen merak usunu kemirdiğinde en onarılmaz acıları beyninin kılcal damarlarını zorluyordu. “Evet, ben bu gidişle kafayı yiyeceğim” Yeni yeni kendine geliyordu. Kısa bir baş dönmesiyle birlikte tansiyon düşüklüğü bedenini esir almış ve güçsüz bırakmıştı. Dolap gibi dönmeye başladı kendisimi dönüyordu yeryüzümü kestiremedi dağlık arazide kayıp yılların barınağında bir çoban kulübesinde başında sarık elinde tespih bir oyana bir bu yana dolanıp durdu Yer yarılmış sevdası karanlık kuyuda kara atlaslara sarımlı bir kutsal hazine gibi saklanmıştı eğilip almak istedi ama o elini uzattıkça sevda sarılı nadide hazine hep uzaklaşıyordu o elini uzattıkça uzaklık mesafesi kendini koruyordu ne yapmalıyım diye debelenirken karanlık kuyu üstüne kapanıyordu

Kısa bir baygınlık geçirmişti. Aman Allah’ım. Bana neler oluyor böyle. Sen aklımı koru. Bildiği tüm duaları bir çırpıda okumuştu. Durdu dinginleşmeye çalıştı. Başı zonkluyordu. Etrafında pervane olmuş karartıları seçmeye çalışıyordu. Siluetler durmadan dönüyordu renk renk albenili pervaneler durmadan dönüyordu zaman içinde yolculuğun tatlı rüyasına adım attığında kalabalığın homurtuları can yakıcı bir azap gibi kapısına dayanmıştı durmadan etrafındaki nesneleri içine doğru çeken girdabın fütursuz kanatları arasında yol aldığında artık iş işten geçmiş diye düşündü ruhlar âleminin efendisi kendisine geçtiği zaman dilimini durdurmuştu nihayete ermişti zaman

“Ha!” diyebildi. Bunca zaman ben burada baygın mı yattım. Aslında ne kadar zaman geçtiğini kendiside bilmiyordu. Bilmeden soruvermişti. Beklide boş bulunmuştu.

Hala tam olarak kendisine gelememişti. Zonklayan kafası karma karışıktı. Zihni bulanmıştı. Kapılar bir kapanıyor bir açılıyordu. Donuklaşan bakışları kör bir noktada birleştiriyordu. Dalgınlık etrafındaki kalabalığın en korktuğu bir durumdu. Kendisini meşgul etmek için çaba üstüne çaba sarf ediyordu. Nafile.

Buzdolabını andıran bakışları kara bir tablonun arkasına saklanan ruh gibi durmadan dolaşıp duruyordu her adım atışı perdeye yansıyan korku filmlerindeki vahşi karakterler gibi durmadan etrafındakileri etkisi altına alarak şizofren bir vakıanın baş aktörleri gibi dans ediyordu rakkasın maharetli kıvrak figürleri aynaya yansıyan kendi görüntüsü gibi zihnine kazıyordu

Karaya dönüşen perdeye renklerin efendisini çağıralım.

“Bir çare dilenelim… Bir çare…”

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Beyaz güvercin... - Sayı 128
Kelimelerin dansı aşkla f... - Sayı 124
Nice sahipsiz yüzler görd... - Sayı 120
Elinde taş küçük çocuğun... - Sayı 119
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Bir özel TV kanalı “yılın politikacısı”nı seçtirdi.
Seçilemeyenler üzülmesinler. Çünkü hepsi ayrı ayrı yılın politik acısı olduklarını ispatladılar.
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17493956
 Bugün : 486
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833669
 Bugün : 46
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 219
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim