Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     8124 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Habil?in Ten G?mle?ini Giymek?
Mehmet Hasret

  Sayı: 53 - Temmuz / Eylül 2006

Dickens’ın romanı Nicholas Nickleby’de, hasta bir çocuğa hitaben şöyle bir replik geçer: “Bir enkaz olarak uyumuştun, bir aktör olarak uyandın.” Romanın dokusundan çıkıp gelen hayaletler bir tarafa, dünyanın uyuduğu ve dünya üzerindeki bütün algıların bir hastalık hali yaşadığı bir gerçek olarak karşımızda durmakta. Dünya, üzerindeki narkoz püskürtülerini atıp ne vakit uyuduğu çevreden farklı bir çevreye doğacak ve bir rolden çok, yeni bir insanlık bedeninin gereklerini kuşanacaktır; işin o tarafı biraz karanlıktır.

Bir anlayışa göre bütün zamanların şifresi DNA’larımıza gömülüdür. DNA’lar, zaman ve mekân kabartmalarını içlerinde tutabilen, bir nevi, kayıt cihazları gibidir. Fantastik ölçüde biz, DNA’ları ten gömleğimizi oluşturan, iletken ilmekler olarak görmekteyiz. Arketiplerin, canlı piktografları…

İlk insandan bu yana, belki soluğumuzda gümüş şeritler halinde yoğrulmuş zıt yükler, şablonlar, masallar, hikâyeler, roller, görüntüler, olaylar ve olayların içinde kıvranan şahsiyetler var… Bu şahsiyetlerden biri Habil’i, öbürü Kabil’i işaret etmekte… Habil ve Kabil de Hz. Adem’den geldiğine göre; bir tende hem Habil, hem Kabil genetiği bir savaş halinde…

Gökler burulup yerküre pamuk gibi savrulduğu zaman, güneş söndüğü ve yıldızlar döküldüğü zaman bizi son halimize getirecek keyfiyet neyse, günümüz manzarasının keyfiyeti de neredeyse odur.

Oturup kalktığınız vakit; gerindiğiniz, toparlanıp yürüdüğünüz ve bir hedefi amaç edinip ilerlediğiniz vakit sizden nasıl bir ruh tütüyor; bu sizin diriliğinizin veya çürüyüp kokuşmuşluğunuzun bir delili olacaktır. Etrafınızda olup bitene ilgi tarzınız ve ona karşı bir içindelik hali çatmanız; yani aslında “var-oluş üslûbu”nuz, sizin Habil ve Kabil genetiğine bağlı olarak esas oluş kampınızı belli edecektir. Habil mi, Kabil mi…

Ellerindeki sermayeyi nereye sığdıracağını bilemeyenler, tenlerine Kabil’i buyur etmeyi ve asırlardır Kabil’i şehvet algıları etrafında ağırlamayı âdeta kendilerine bir borç bilmiş- lerdir… Bol sıfırlı sistemleri, üzerini örttükleri kadar gedikler ürettiği ve bir düzene girmiş göründüğü oranda karmaşıklaştığından dolayıdır ki kendi kendini çökertecek seviyeye gelmiştir.

Habil teninden olmak ve o teni giyebilmek adına beraber yaşamanın formüllerini derleme çabasında olmayı tercih eden bizler ise, etki alanımızı dünyanın bir parçası olarak düşüne- meyiz; o yüzden, etki alanımız (‘hinterland’ımız) bütün anakaralarıyla sonsuzlukta yuvarlanan bütün bir yerküre ve o yerküreye renk cümbüşleri katan bütün akıl kutupları ve medeniyetlerdir.

Biz üç adımlık kara parçaları, püsürlük madenler ve dahi öbek öbek lâğım çukurlarına çalışan para yığınları peşindeki üç kuruşluk, perdearkası korkuluğu siluetlere benzemeyiz; bizim bulunduğumuz cephe Hz. Adem’den bu yana bellidir: Biz arz yuvarlağının neresinde bir haksızlık olsa; orada dil, kültür, medeniyet, insanlık namusu ve vicdanı olarak cismiyle beliren; bunun için bedenini, aklını, terbiyesini, tecrübesini ve ilmini kara çehreli çizgilere karşı çalıştıran bir cepheden geliyoruz.

Biz, İstanbul’dan Halep’e ve Halep’ten Medine’ye kadar tren rayları döşeye döşeye beraber yaşamanın ortak kumaşını örmüş; sonra Peygamber coğrafyasına girildi ve İki Cihan Güneşi’nin kabirlerine yaklaşıldı diye rayların altına sünger koyacak ve o coğrafyada abdestsiz dolaşmayı kendi nefsine haram sayacak ölçüde hassas komutanlar cephesinden geliyoruz.

İnsanlık ruhuna sıçrattıkları kanın hesabını veremeyecek olanlar, duysunlar ve bilsinler ki; sonsuz ufuklar arasında algı bulutları altına gizlenmiş, icat edemedikleri ne türlü alaşım, yonga, duyu ve icat biçimi varsa biz icat edecek; edebiyatta, sanatta ve her ne türlü düşünen kafa ürünü alanda bulamadıkları ve çatamadıkları ne keyfiyette bir üslup varsa bütün hasletleri ve semereleriyle biz ortaya koyacağız.

Üzerimizdeki vebal, enkaz halinde bir dünyada insanlık onuru taşıyan kanla beslenen kuduz “nefs”lerden uzak, yepyeni bir insanlığın mayasını tutturmaktır. O halde geliyoruz; rüzgâr topuklu atlarla ve yıldırımdan kılıçlarla geliyoruz; etimizdeki Kabil kurtçuklarını döküp Habil tenini kuşanarak geliyoruz. Bir enkaz olarak uyumuştuk; inşallah insanlığın berrak tenler giymiş, yeni komutanları olarak uyanacağız.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : mehmet hasret    07.05.2007
Yorum : halden anlayan ve kalbi içten içe yanan, kor alevden daha kor, temiz, berrak ve billur ifadeli gönüldaş, sen var olduğun müddetçe bizde sıkıntı, dert, tasa sayılar içinde kesir, güneşler içinde toz, okyanuslar içinde saman alevi... Allah razı olsun...




Ekleyen : ZAFER    06.05.2007
Yorum : Allah bunu Yazan Ellere Dert Göstermesin Bu Kafaya Sıkıntı Sitres göstermesin





 
Yaşayan Yemek... - Sayı 114
Yazmakla Görülen…... - Sayı 113
Hayatı Dram Yapan Cevher... - Sayı 112
Bozkırın Ensar ve Muhacir... - Sayı 111
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (126):
Vekâlet Savaşları...

Son Eklenen Yorumlardan
 Elinize sağlık.Okuyup anlayanı, ibret alanı çok olsun, inşallah.Çok selâm ve hürmetlerimle...Sağlık ... Naci Eroğlu

 Elinize sağlık. Okuyup anlayanı çok olsun inşallah.Allah, milletimizi bu ve benzeri belalardan ebed... Naci Eroğlu

 Gülizar annenin mekanı cennet olsun inşaallah. Ufukta kavuşmak ta var. Metanet ve sabır dilerim. Ka... AYHAN ASLAN

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun


Günümüzde kitaba nazaran paraya rağbeti; mide gurultusunu beyin sancısı zannederek, Tanzimat’tan bu yana, hiçbir şeyin çilesini çekmeden, her şeyi, Avrupa’dan monte eden(alan) yazarlarımıza borçluyuz.
Borcumuzu ödemesek de olur.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Temmuzda yaşamak zemheriyi
Çocuk, sevginin ürünü...
Filistindeki çocuklar
Çocuk olmak
Zaman diriyken kıymetli
CHP’nin bu millete yaptığı zulümler Cell


Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Ali Erdal - Yolculuk
Kadir Bayrak - Çocuk toprak gibidir
Necip Fazıl Kısakürek - Necip Fazıl’dan çocu...
Ekrem Yılmaz - İçimizdeki çocuk ölm...
Ekrem Yılmaz - Çocuk
Ekrem Yılmaz - Sınırlar ötesinde
Dergi Editörü - Annesi gül koklasa a...
Site Editörü - Çocuklar bizim gelec...
Necdet Uçak - Ahlâk bozuldu
Necdet Uçak - Ali ile Barbaros
Kardelen Dergisi - Kardelen’den haberle...
Kardelen Dergisi - Hâlâ ve her şeye rağ...
M. Nihat Malkoç - Filistindeki çocukla...
M. Nihat Malkoç - Çocuk olmak
Hızır İrfan Önder - Gurbetin ocağı harlı...
Zaimoğlu - Vasıtasız erdirici
Halit Özdüzen - Yozlaşan toplumlar
Mehmet Balcı - Yardımseverlik
Mehmet Balcı - Sitem
Ahmet Çelebi - Anladım
Kubilay Ertekin - Senirkent Faciası ha...
Halis Arlıoğlu - CHP’nin bu millete y...
Ahmet Değirmenci - Yangından artakalan
Ahmet Değirmenci - Özür
Ahmet Değirmenci - Otuz yıl
Murat Yaramaz - Özür
Murat Yaramaz - Kirli
Gözlemci - Hadiselere bakış
Cahit Ay - Muhasebe
Cahit Ay - Anlaşma teklifi
Cemal Karsavan - Ve çamaşır ipinde sa...
Heybet Akdoğan - Sekülerizm ve İslâm
Osman Akçay - Çocuklar oynasın
Bekir Oğuzbaşaran - Nev gazel
Yaşar Akyay - Çocuk, sevginin ürün...
İbrahim Durmaz - Çocuk ve kuş
İbrahim Durmaz - Çocuğum
Saltuk Buğra Bıçak - Temmuzda yaşamak zem...
Mustafa Kozlu - Gül kokusu
Esra Çakan - Zaman diriyken kıyme...
Uğur Utkan - Satuk Buğra Han efsa...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15879052
 Bugün : 3773
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 668856
 Bugün : 269
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 243
 125. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim