Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3680 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

İhtilâller ve Millî hınç
Ali Erdal

  Sayı: 90 - Ekim / Aral?k 2016

Fertler gibi, aileden ümmete kadar topluluklar da, şahsiyet sahibi birer varlıktır. Topluluklar da, fertler gibi sevinir ve öfkelenir… Olayları kıyas eder, örnek alır… Hata eder, pişman olur; hayal kurar… Dostunu, düşmanını bilir… Heyecanlanır, duygulanır… Hınçlanır, bilenir… Duygularını, düşüncelerini ileriye atar, gününü bekler… Ve günü geldi mi, harekete geçer. İhtilâller karşısında milletimizin tavrında bu durumu tespit etmek mümkün…

Genç Osman’ın edepsizce hallinden ve Ulu Hakan II. Abdülhamit’in tahtan indirilmesinden milletin haberi olmadı. Dolayısıyle millet, ihtilâlcilere karşı bir tavır gösteremedi. İstenseydi Ulu Hakan için hiç olmazsa İstanbul halkı, harekete geçirilebilirdi. Ama o değil milleti harekete geçirmek; ihtilâlcileri bir kaşık suda boğmak için yalvararak izin isteyen Ertuğrul Alayı’nı bile hareketten men etti. Bu Yahudi güdümlü hareket karşısında akim kalma üzüntüsü ve Hakanının tahtan indirilmesi, millî şuura, ihtilâller yönünden, ilk öfke tohumlarını ekti. Zamanın, unutturarak üzüntüleri giderdiği söylenir. Ama bu sefer öyle olmadı. Devlet ve milletle ilgili her olay, hele sonraki ihtilâller, milletin üzüntüsü ve öfkesini biledi.

Menderes’e, davul zurnayla bir ihtilâlin geldiği söylendi, tedbirler tavsiye edildi. Fakat o, “dediğiniz doğru, ama ben onu yapacak insan değilim” dedi ve boyun eğdi. İhtilâlin tiyatro mahkemesi, bilindiği gibi üç idam kararı verdi. Kendilerine “Millî Birlik Komitesi” diyen “gece baskıncıları”, Menderes’in idamını müzakere halindeyken bir mektup alıyorlar… Anadolu’nun ücra bir köşesinden gayet yumuşak bir tonda ‘NE OLUR MENDERES’İ ASMAYIN’ diye yalvaran bir mektup... Komite tereddütte kalıyor, saatlerce karar veremiyor. Bırakın meydanlara çıkmayı, bu neviden bin değil yüz mektup gelse idamlar olmayabilirdi. Hattâ Menderes dik dursaydı, ihtilâl yapılamayacaktı. Bu akim kalma mahcubiyeti, seçtiği başbakanını koruyamaması, millî şuurun üzüntüsünü ve öfkesini arttırdı. Ulu Hakan’ın halli ile açılan yarasına, tuz basıldı. Millet, Menderes’in idamına karşı çıkmayışına, çıkamayışına yıllardır yanıyor.

Bizim kültürümüze ve zevkimize ait olmayan “şapkasını”, ihtilâlcilerin höt demesi üzerine alıp gitmeyi marifet zanneden zat; kendisini defalarca ve ümitle iktidara getiren millî iradeye sahip çıkmadı. Çıkamadı değil, çıkmadı. Milleti, öksüz ve yetim bıraktı... Hem de kaç defa… Çaresizlik, sadece üzüntüsünü değil öfkesini de arttırdı milletin… Öfke, gününü kollayan hınç oldu… Millî hınç!.. Muhtıralar da bu minval üzere ve aynı sonuçları doğurarak geldi, geçti. Sanki on yılda bir askerin darbe yapması hak... Arada Özal’ın zehirlenme şüphesi… Millet, iktidarda ufacık bir direnme görse, misliyle destek olacak... Yine de her seçim, ihtilâl yandaşlarına tokat attı.

Bugünlere, iradesine sahip çıkılmadığı için kırık gönülle, ihtilâl ateşlerini yakan yurt dışına diş bileyerek, bu zamana kadar bir şey yapamamaktan dolayı da hınç içinde gelindi. Her şey millî hıncın damarına basıyor. Ama içerdeki ve dışarıdaki hainler, ineceği ve tuz buz edeceği hedefi kollayan millî hıncın farkında değil. Birikmiş ve sıkışmış güç, burnundan soluyor… Bir kıvılcıma bakar…

Gelelim son darbeye… Bu hengâmede, bir darbe teşebbüsü!.. 15 Temmuz!.. Kıvılcımdan öte, milletin tankı, milletin üzerine yürütüldü… Milletin üzerine ateş açıldı. Bu zamana kadar ihtilâller, sadece yönetici kadroyu değiştirmeye matuf askerî hareketlerdi. Bu teşebbüs ise sadece idarecileri değil, kimi düşman görürse öldürmeyi, millete darbe indirmeyi hedefledi. Bu zamana kadar, vahim hale gelmiş durumdan memleketi kurtarmak için ve başka çare kalmadığı için mecburen ihtilâl yapmak zorunda kalındığı iddia edilirdi. Yurt dışı tesiri gizlenirdi. Yurt dışı da tesirini gizlerdi. Bunlar, yurt dışındaki ihanet şefinin emriyle harekete geçtiklerini inkâr etmiyorlar. Arkalarında Amerika… Ve her türdeki medyasından devletlilerine kadar bütün Batı… Bunu da açıkça söylemeseler de, güçlerini göstermek için inkâr da etmediler. Dış güçler de, darbeyi kınamamakla kalmadı, yalan yanlış yayınlarıyla destek verdi. Bir Amerikalı yetkili, hainlerden “muhataplarımız tutuklandı” diye bahsetti. Açıkça devletimizi değil, kuklalarını muhatap kabul ettiklerini ifade ve itiraf eden kabalığa ve küstahlığa bakın. Darbeciler, sinsi, ikiyüzlü, askerliği istismar eden münafıklar… Birbirlerine karşı bile gizli bir çete…

Ama bu sefer durum farklı… Şapkasını alıp gidecek veya “Almanya’ya sığınacak” yüreksiz yok karşılarında… Üstelik bir işarete bakan milleti, meydanlara çağırıyor… Günü geldi… İlâhî takdirden izin ve emir... Yıldırım ol, in hainlerin tepesine millî hınç!..


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Ali ERDAL    27.11.2016
Yorum : Çok teşekkürler Faruk!.. Takdiriniz nazarımda çok değerlidir... Selâm ve muhabbet...




Ekleyen : Faruk Aktı    21.11.2016
Yorum : Hocam genel hissiyatı çok güzel nakşetmişsiniz yüreğinize kaleminize sağlık.Saygılarımla.





 
Bu bayrağa basılmaz, bası... - Sayı 129
Ne zamandan beri... - Sayı 128
Dün sadaka taşı, bugün mi... - Sayı 128
Sağlık sisteminin şifresi... - Sayı 127
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Ümitle
Kimseye sözüm var
Kardelenin 15 Temmuz 2016 Bildirisi


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17491849
 Bugün : 4071
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833399
 Bugün : 277
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 143
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim