Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2326 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Aliya
Altan Atan

  Sayı: 102 -

“Bad-el harab-ül Basra”

Aliya dostumdur, belki senin de öyle. Dostlar kaybedilmez ama bir süreliğine gider. O süre hiç bitmeyecek gibi gelir sana da, dünya başına yıkılır, suspus olur ve dayanamaz sen de çeker gidersin bir yerlere. Habeşli Bilâl hazretlerinin Efendimizin (sav) gidişinden sonra Medine’yi terk ettiği gibi. Bir gün rüyasında “beni hiç özlemedin mi Bilâl” dedikten sonra mecburen Medine’ye bir süreliğine döner ve okuduğu ezanla halkı coşturarak bir deli heyecanla sokaklara döktürür. Herkes Resulullah geri döndü zannettik der.

Rivayet ki; Basra’da yaşayan fakir bir derviş günlerce aç kalıp etrafından bir dilim ekmek istemiş de kimse oralı olmamış. Kasabın biri alaycı bir ifadeyle önüne bir parça çiğ et atmış. Bu kez bir ateş istemiş Basralılardan ve yine yüz çevirmişler ondan. Allah’ım bana bir parça ateş ver diyerek ettiği dua biter bitmez büyük bir yangın çıkmış Basra’da. Herkes can mal derdindeyken ateşi bulan derviş etini pişirmekle meşgulmüş. Biraz önce ateş isteyip de vermeyen birisi telâşla yanından geçerken; biz dertler içindeyken sen keyif yapıyorsun nihayet ateşi de bulmuşun ya demiş. Buldum ama demiş derviş, “Basra harap olduktan sonra”, Bad-el harab-ül Basra…

Gönül yanıp yıkılıp harap olduktan sonra hiçbir şeyin önemi kalmıyor. Onu önemsemesen de sahibini önemse ve kork. İş işten geçtikten sonra da, Allah’ın emrini beklemekten başka çarenin olmadığını yine O söylüyor. Yeter ki sen elinden geleni yapmış ol. Roma yanarken kim bilir kimler ne keyifler yapıyordu bilinmez. Hakikatin hikmetine sual olmaz, söz ve gözden öze varmaya bak onlarda kalma.

Bosna’da bir savaş çıktığının farkına geç varıldı. İlk anlarda Sarajevo denen bir Yugoslav şehrinde iç çatışmalar çıktı dendi ve ekranlardan verildiği kadarıyla bir yabancı gibi seyrettik. Sonra anladık ve kendimi Adana Şakir Paşa havaalanında oradan gelenleri karşılamakta buldum. Kendilerini anlatmak ve yardım istemek için gelmişlerdi. Durum çok acildi. Bir emek zinciri içinde elimizden geleni yapmaya çalışırken aciliyetin ne olduğunu kahrolarak anladık. Bir makine mühendisi ile İstanbul’dan bir demir tüccarı beraber gelmişlerdi. Mühendis artık bir asker, bir komutandı. Davut ağabey ise Bosna ile ilişkilerini hiç kesmemiş İstanbul’a yerleşmiş göçmen bir Boşnak. Şehirler dolaşıldı ve kimsenin olayın farkında olmadığı anlaşıldı. Emek veren duyarlı ve gönüllü kahramanlar sayesinde durum kısa zamanda anlaşılmaya başlandı. O gece evimizde yatacakları odaya bırakılan ikramlarla kapılarını kapattıktan sonra sabah kapıyı açtığımda onları aynı bıraktığım halde buldum. Acaba rüya mıydı, zaman mı durmuştu, şaşırdım… Ne bu haliniz deyince bana çevrilen bir cümle kurdu komutan: Evim; hanım çocuklarımın başlarına ne geldiğini bilemiyorum, onları öylece bırakıp geldim her an her şey olabilir! Sanki donup kalmışlardı. Yıl 1992.

Meydanlarda toplantılar konuşmalar yapılıyordu, gözler yaşlı gönüller yaslıydı. Kürsünün önünde üzerime yığılan, atılan, bırakılan eşyaları akşamın karanlığına kadar teslim edecek bir yer aramıştım. Hele ne yapacağımı bilemeden elimde kalan o bisikleti hiç unutamam. Elden ele havada bize doğru gelmişti sanki bir tank gibi. Hepsi dünyanın en ağır yükleriydiler. Teslim ettikten sonra o gece nispeten rahat uyuyabildim. Bizlere uzanan o elleri ve o yüzlerin halini unutmak mümkün değil.

2003 yılında dostumuz Aliya, savaş sırasında Konya’nın verdiği desteklere teşekkür için Bosna’dan doğrudan Konya’ya küçük bir uçakla geldi ve yine doğrudan Bosna’ya döndü. Birkaç ay sonra da vefat haberini aldık. Sanıyorum son bir veda ve şükran gezisiydi uzanan ellere…

Bir ortamda hemen yanına oturuverip gayrı ihtiyari elimi dizine koyduğumu hatırlıyorum. Sonra elimi tutup sıktığını ve o bakışlarını…

O bakışlar, geçmiş bütün fakru çilenin üstünde toplanarak sana baktığı hazinelerden biriydi. Hakikate boğun eğmiş Avrupalı Müslüman bir doğal liderin, Avrupa’nın ortasında, tek gözlü canavarın yok etmeye çalıştığı insanların insanın içine işleyen, kendini boşlukta ve huzurda hissettiren topluca bakışlarıydı. İslam’ın evrensel bir din olduğu hakikatini, hataları, pişmanlıkları, yaşadıkları acıları, yalnızlıkları, varlıkları ve yokluklarıyla ispat edenlerin gayrı ihtiyari doğal lideriydi Aliya. Görünmez, tanımlanmadık, sinsi ve gizli bir düşmanla savaştı. Kimseyle anlaşmadı.

Bizler onu, on iki yıl tanıdık, onun gibi Allah için bir ateş isteyenlere ne kadar yardım edebildiysek o kadar ateş bulduk.

Hakikat bulutuna girenlerin girdiği gibi çıkmadığını, hakikatin bildiğimiz ve dayanabileceğimiz güzellikler olmadığını, hakikatin bildiğimiz her şeyin tam tersi olduğu gibi acayiplikleri biliyoruz.

Ancak hakikatin acayip acılarla hissedildiğini, anlaşıldığını da biliyoruz.

Benim bildiğimi bilseydiniz çok ağlar az gülerdiniz hadisini de, Allah dilediğini yapar (İbrahim Suresi.27) âyetini de anlıyoruz.

Öncülerin hakikate nasıl boyun eğdiğini, yolculuğun güle oynaya devam etmediğini görüyor, anlıyoruz.

Garip dervişe lâzım olan bir parça ateş için Basra’yı yakan Allah, âlemleri yakmaz mı?

Nereye kaçsalar ateşler onları bulmaz mı?

O ateşte kebap yapan birilerini görürseniz sakın kınamayın. Hakikat gördüklerinizin tam tersi olabilir ve Allah dilediğini yapar sen yeter ki elinden geleni yapmış ol.

Dostumuz Aliya, elim elinde,

Dostlarımız, elleriniz ellerimizde…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Yakarsa Dünyayı...... - Sayı 114
Mizah Ciddî Bir İştir!... - Sayı 113
Mezarımı Taştan Oyun... - Sayı 112
Müjde... - Sayı 108
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Hislerin hissizleştiği noktada, onlarda kalan aklın varlığını sürdürebilmek için o noktaya varışın yaratıcısını bile inkâr edebilecek kadar “bencil”leşmesine kılıflar uydurarak (bunu) üstünlükmüş gibi gösterenleri iyi tanımak gerekir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17512423
 Bugün : 2340
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 840306
 Bugün : 307
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 236
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim