|
İnsan sevdiği kadardır Remzi Kokargül Sayı:
128 -
 İnsan sevgiyle yaşar... Sevgiyle mutlu olur. Sevgiden yoksun olan bir insanda buzdağlarının soğukluğu kol gezer. Bu durum ancak sevgi ateşi ile sıcak bir hâl alır. Bu asil his, hayatın içinde değişik tür ve boyutlarda gösterir kendini. Bazen sevgi dolu bir bakış, insana sunulmuş bir hazine kadar kıymetlidir. Sevgisiz bir atmosferde kin ve öfke alevleri ile sarılmış bir gönül mevcuttur. O gönülde hiçbir canlı yaşayamaz.
Akan suyun şırıltısını, kuşların cıvıldaşmalarını, kuzuların melemelerini, güzel kokuyu, çiçeği, baharı, yazı, ay ve güneşi; bir deniz manzarasını, bir ormanı, lacivert gözlü bir geceyi, aydınlık bir günü kim sevmez? Bu yüzden sevgi kâinatın mayasında vardır. Her şey sevgi ile açar. Toprağın bağrına düşen tohum, sevgi güneşiyle filizlenir. Sevgi hayat suyumuzdur, kurumuş dudaklarımıza can katar.
Çocuk, dünyaya gelir gelmez kendini sevgi ve şefkat halesiyle sarılmış bulur. Varlığına sebep olan anne-baba, etrafında pervane gibi döner durur. Onun için çırpınırlar; yemezler, yesin diye; ağlarlar, gülsün diye. Sinesini açan anne sevgiyle kucaklar yavrusunu; sevgi emer, sevgi soluklar yavru, sonra gülücükler gönderir çevreye. Sevgi her şeyi hoş gösterir. İnsanca bakmanın ilk durağıdır sevgi.
Sevgi bir güçtür, kuvvettir. Eğer Hakk'ın yaratma sevgisi olmasaydı ne aylar, ne güneşler ne de yıldızlar meydana gelirdi. Kâinat bir sevgi şiiri ise yerküre de bu şiirin kafiyesidir. Tabiat kitabı ve ekosistemde her zaman bu sevginin gür solukları duyulur.
Yaşadığımız şu kirli dünyada her zaman temiz kalabilmiş bir şey varsa, o da yine sevgidir. Bütün faziletler sevgi dolu bir gönlün bağrında gelişir. Kinin, nefretin kol gezdiği bir insan, yalnızlık sahilinin dalgaları arasında çırpınmaya mahkûmdur. O hâlde yalnızlığın vahşeti içine terk edilmemek için sevmek gerek.
Çirkin bakmayı âdet edinmiş insan, kâinattaki her hadiseyi abes, her varlığı da boşu boşuna hareket eden bir zavallı olarak görür. Bilemez bu iklimin ebedî hazinenin anahtarı hükmündeki ilahî maksadını. İçindeki şüphe lekesi, tam göz merceğine bir lens gibi yerleşir onun. Bu körlük, iç çürümesinin işareti ve öz küfünün dışı da çürütmesi şeklinde tezahür eder.
Bence canavar ruhları uysallaştırmanın biricik iksiri de yine sevgidir.
“Kimse korktuğu adamı sevmez.” (Aristo) Çelik gibi sert değil, ipek gibi yumuşak ol; fethet gönülleri. “Çakıl taşlarını kemale erdiren çekiç darbeleri değil, suyun okşayışlarıdır.” (Tagot)
Sevgiden kadife bir dünya kurmak bizim elimizde. Düşmanlıklar bile tebessümle dostluklara dönüşebiliyor. Hoşgörü ve iyi niyetimizin tezahürü olan davranışlarımızla en sarp engelleri aşabilir, katı yürekleri fethedebiliriz.
Bu inceliği sezebilen bir ruh, Mevlâna gibi: "Gel, gel aramıza katıl; biz Hakk'a gönül vermiş aşk insanlarıyız! Gel, gel bize katıl da sevgi kapısından içeriye giriver, giriver ve evimizde bizimle beraber otur... Gel, birbirimizle içten konuşalım... (Gönüllerimizle sarmaş dolaş olalım da) kulaklardan, gözlerden gizli konuşalım... Güller gibi dudaksız ve sessiz gülüşelim... Tıpkı düşünce gibi dudaksız dilsiz görüşelim..."
Sevginin gücü her zaman cehennem ateşini söndürecek kadar da tesirlidir. Susuz kalmış bir köpeğe su veren kötü bir kadını affeden Allah, seni yolda bırakmaz. “KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR.” gerçeğine gönül verenleri O, sevdiklerine kavuşturur.
Misallerini artırabileceğimiz bu sevgi çeşitleri, sizce de fert ve toplumların hayat anlayışlarını biçimlendiren en mühim faktörler değil mi?
|