Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     235 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Remzi Kokargül

  Sayı: 127 -

https://kardelendergisi.com/images/127/img731.jpg

İğde çiçek açmış dallar götürmez

Dağlar diken olmuş kervan oturmaz

Benim bağrım yufka sitem götürmez

Ahmet Gazi Ayhan

 

Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine gidenler bilir… Hastaneye giden yolun bir tarafında iğde ağaçları, binaların önünde öylece sıralanmışlar. Pencereden bakıp saydım; on üç, on dört tane… Dizi dizi iğde ağaçları. Gerçi hastane bahçeleri ne kadar çiçek ve ağaçlarla süslense de hastanelerin her hâli hüzünlüdür. Bu yüzden hastanelere gelenler; kimi hastalığından, kimi ziyaret maksadıyla, kimi de burada mesleği icabı bulunmak zorundadır. Ancak yine de hastanelerde hareketlilik her zaman bütün hızıyla devam eder. 

Mesleğim gereği iğde konusunda bir hayli çalıştım. İğde ile ilgili araştırmalar yaptım, bilimsel makaleler yazdım. “Sultanî İğde” ismiyle bir iğde çeşidini millî çeşit listesine kazandırmak nasip oldu. Bu yüzden iğdelere ayrıca bir ilgim var ve hastaneye her yolum düştüğünde, mevsimine göre iğdeleri izlerim. 

Kışın kar yağdığı zamanlar, bembeyaz bir kürk gibi karın sardığı iğde ağaçlarının seyrine doyum olmaz. Mayıs ve Haziran aylarında ise iğdeler çiçek açar. Yol boyunca her yeri iğde kokusu sarar. Öyle sanıyorum ki hiçbir meyvenin çiçeği böylesine mucizevî kokmamıştır. İğdenin yaprakları yeşil zümrüdü andırır; üzerinde şafak güneşi varmışçasına pırıl pırıl parlar. İğde yapraklarındaki yeşil renk ise gözleri ve bedeni dinlendiren, insanı sakinleştirici bir tesire sahiptir.

Misafirleri çoktur iğdelerin… Kuşlar, arılar, böcekler, yağmur, kar; hepsi iğdenin misafirleridir. Ağaçların dallarında yaz kış serçelerin şakımaları sürer. Gölgelerinden gelip geçen yolcular ve çocuklar dallardan sarkan meyvelerinden yerken kuşlar da ağacın dibine düşen meyveleri yerler. Böylece bu ağaçlardan birçok canlı faydalanır. Kentlerde yaşayan insanlar ne yazık ki ağaçları pek tanımıyor. Ardıç, gürgen, kayın, sakız ağacını geçin; meyvelerini yedikleri elmayı, vişneyi, cevizi, kiraz ağacını bile tanımıyor, ayırt edemiyorlar. Ağaçları ancak parklarda, piknik alanlarına gittiklerinde görebiliyorlar. Bu yüzden çocuklarımızı doğaya götürmek; bir ormana, bir kiraz bahçesine, bir çiftliğe götürmek önemlidir. 

İğde, ülkemizin her bölgesinde yetişse de daha çok bir bozkır ağacıdır. İç Anadolu Bölgesi’nin uçsuz bucaksız sarı manzarası içinde, bir dere boyu yahut tarla kıyısı veya uzayıp giden yol boyunca kimi zaman gölgesini, kimi zaman meyvesini sunar insanlara. Baharda sarı renkte salkımlar hâlinde açan çiçekleri doğaldır, çok güzel kokarlar. Şair Sadık Dağdeviren, iğde şiirinde iğdenin güzel kokusundan dem vurmaktadır: 

Cemrelerin ardından, uyanırken tabiat

Rengârenk çiçeklenir, her tarafta nebatat

Mevsimin güzelini, sunuyorken kâinat

Mehtaplı bir gecede, balkonuma çıkınca

Ne güzel kokar her yer, iğde çiçek açınca… 

İğde ağacı; geniş kök yapısı ve toprağı onarmasından dolayı erozyon ile mücadelede de kullanılır. Bu sebepten iğde bozkırlıdır; bozkır ile var olan bir ağaçtır. Bozkırda seyahat edenler bilir; bozkırda her daim bir serap havası vardır. Uçsuz bucaksız sarı bozkır manzarası içinde iğde ağaçları uzaktan bir serap gibi görünürler. Bu görünüm bazen bir ışık oyunu, bazen de bir rüya gibi gelir. 

Sonbahar ile birlikte havalar soğur. Soğuk algınlığına bağlı olarak nezle ve grip gibi hastalıklarla mücadele edebilmek için vücudun direncinin artırılması, sağlıklı beslenmenin en önemli temelidir. Bu sebeple sağlıklı yiyeceklerin yenilmesi çok önemlidir. 

Sonsuz şefkat sahibi Rabbimiz bizler için her mevsime uygun meyve ve sebzeleri insanların yararlanması için yaratmıştır. Ne kadar Rabbimize şükretsek azdır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Yasemin    11.02.2026
Yorum : Bozkırda seyahat edenler bilir; bozkırda her daim bir serap havası vardır. Uçsuz bucaksız sarı bozkır manzarası içinde iğde ağaçları uzaktan bir serap gibi görünürler. Ah! Remzi bey şu kış günü bizleri sanki bozkıra götürdün. sanki orada çiçekler açmış iğde kokusunu evimize buyur ettin ya; sana nasıl teşekkür etsem azdır. Varolsun gönül emeğin efendim. selamlar





 
İnsan sevdiği kadardır... - Sayı 128
Bozkırın mütevazı ağacı: ... - Sayı 127
Malatya suskun, durgun ve... - Sayı 126
Çoban çeşmesi... - Sayı 122
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Ekonomi ve helâl bilinci
Gençliğe Hitabeden
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı
Sonsuzluk
Yanlıştan geçmek yanlışa düşmeden


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17206656
 Bugün : 15
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 779843
 Bugün : 1
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 333
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim