Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 32 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     364 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Olaylara Bakış - 111
Muhsin Hamdi Alkış

  Sayı: 111 -

 
TÜRKİYE MODELİ - KORE MODELİ
 
Türkiye büyümeyi döviz kuruna tercih etti, bence bu mantıklı bir seçim. 97-98’de Güney Kore yüksek faize dayanan IMF programını uyguladı. Herkes şimdi bu programı eleştiriyor çünkü büyümeyi düşürdü. Uzun vâdede enflasyonu düşürecek şey büyümedir.

Joe Zhang, SBI China Capital

 

Bu satırların okuyucuları son sayılarımızda ısrarla ekonomik sıkıntılara ve gelmekte olan krize dikkat çekip, çıkış yolu olarak da, üretime dayalı ekonomik modele vurgu yaptığımızı hatırlayacaktır. Beklenen krizle ilk olarak döviz krizi ve enflasyon ve zamlarla yüzleştik ve bir süre daha bu yakıcı etki devam edecek gibi görünüyor.

Klâsik iktisatçılar hükümeti faiz politikası sebebiyle eleştiriyor, hükümet de bu güne kadar uygulanan ekonomik politikaların ülkeyi iflâsa sürüklediğini yüksek faiz düşük kur politikasından vazgeçilip dış ticaret açığının kapatılması ve düşük döviz kuruyla ihracatın arttırılıp ekonomik büyümeye odaklı bir politikaya geçildiğini ve buna “Türkiye modeli” isminin verildiğini kısa vâdede sıkıntıların çekileceğini ama yakın zamanda düzelmenin görüleceğini ifade ediyor.

Bu hususta kanaatimiz ise şudur:  Evet Hükümet yanlış yapmıştır amma bu politikaya bugüne kadar geçmeyip bunca yıl ülkeyi üretim değil tüketim ekonomisine ve faize mahkûm ederek yapmıştır! Bu yanlıştan döneceğini söyleyen hükümete desteğimiz – aşağıdaki yöntem muhteva ve liyakat eleştirilerimiz baki kalmakla beraber- tamdır.

Bu tarihe kadar vakıa şuydu:  İhracatımız da ithalata bağımlı bir acenteci montajcılık sanayi idi. Yaşadığımız sahte refah, dünyadaki yüksek faiz arayan sıcak parayı ülkeye çekip bununla tüketime dayalı sahte bir cennet meydana getirilmesine dayanıyordu. Ülkece ödediğimiz yüksek faiz ise borcu borçla ödeyip bu ülkenin tüm fertlerinin emeğinin ve ürettiği katma değerin önemli bir kısmının uluslararası tefecilere ödenmesi anlamına geliyordu.

Borç alınan bu paranın hangi sektörlere harcanacağı da ayrı bir stratejik hata idi. İhtiyacın ötesinde lükse, döviz bazında ödemeli yatırımlara betonlaşmaya harcanacak yerde, yatırıma eğitime ve yapısal dönüşüme sevk edilseydi bugün Güney Kore ile aynı anda çıktığımız yolda tur bindirilen taraf olmayacaktık.

Yapısal dönüşüm, ülkenin ihracatında ithalat gerektirmeyen veya nisbî olarak düşük sektörlere yatırım yapılıp devletin bu alanlarda öncü ve destekleyici bazen de müdahaleci olmasıyla çok önceleri yapılması gerekiyordu. Bu ise en başta eğitim sisteminde bir dönüşümle bilişim ve bilişim, yazılım, ARGE ve bilişim teknolojilerine yatırım yapılmasıyla en erken bir nesilde neticesi alınabilecek bir programı gerektiriyordu.

Bu aşamada Güney Kore modelini incelemeye değer buluyorum. Güney Kore doksanlı yıllardan itibaren bizim yapmadığımızı yapıp devlet eliyle otomotiv, teknoloji şirketlerine yatırım yaptığı gibi bilişim teknolojilerine ARGE’ye patentli ürün geliştirilmesine yöneldi. Bunu da eğitim sistemini baştan aşağı üretime ARGE’ye ve dünyada serbest rekabete açık nesillere yönelterek ve ekonomik stratejisini de buna yönelik oluşturarak yaptı. Bugün millî geliri Türkiye’nin dört katından fazla, dünyada kabul edilmiş ileri teknoloji şirketleri sahibi, kişi başına millî geliri 34.000 USD. olan sanat ve kültür ürünleri dahil dünyayla rekabet edebilen bir ülke.

Güney Kore, eğitim, öğretim alanına obsesif ve disipliner bağlılığın neticelerini her alanda alan bir ülke. Okuma yazma oranının en yüksek olduğu, dünyada iş gücünün en eğitimli olduğu dokuzuncu ülke ve PİSA testlerinde altıncı veya yedinci sıraya oturmuş durumda ki, Türkiye ise aynı testlerde maalesef çok gerilerde..

Güney Kore’nin ülkemiz gibi enerji yoksunu olduğunu ve neredeyse tüm hammaddesini ithal etmek zorunda olduğunu da ilâve etmemiz gerek. Türkiye’nin merkezî pazarda bulunması lojistik avantajları, medeniyetlerin neşet ettiği bir coğrafya olup turizm ve tüm bu avantajlı gelir imkânlarından, Güney Kore’nin mahrum olmasını da değerlendirirsek aradaki fark daha net anlaşılacaktır.

Güney Kore modelinin eleştirilecek yönleri yok mu? Elbette var. Güney Kore’nin bu başarısında, insanı robotlaştırıp, mâneviyattan kopuk, intihar oranı yüksek bir cemiyete vücut verip uzun vâdede çöküşe neden olabileceği onların ödemek zorunda olduğu bir bedel. Ayrıca bir toplumda üniversite mezunu insan sayısının gereğinden fazla olmasının insan kaynağını heba etmek anlamında bir hata olması da bir diğer yönü.

Türkiye modeli eğitimi ama mâneviyatlı eğitimi önceleyen, toplum dayanışmasının da korunduğu, ülkenin insan kaynaklarını lüzumsuz üniversite mezunu takıntısıyla heba etmeyip aşama aşama üretime kazandıran, üniversiteleri dünya çağında araştırmalar yapan, eserler veren, mezun ettikleri de kendi alanlarında dünyanın en iyileri olarak bilineceği, ithalata en az bağımlı sektörlerde süratle üretimi büyütmeyi, ARGEyi, Patenti, teknolojiyi, bilişimi kısacası ülke ve ekonomi olarak büyümeyi hedef almalıdır.

Tarihin bu kesitinde, mâdemki adına Türkiye modeli diyerek eski yanlışlardan dönüleceği umuduyla çok acı reçete ve bedeller ödeyeceğimiz bir yola çıkılmıştır; hem kendimizin hem de başkalarının hatalarından ders alıp, Türkiye modelini bir devlet stratejisi haline getirecek kanunî adımları atalım ve fertlerden ve partilerden bağımsız bir devlet politikası haline getirelim.

Muhalefet yanaşır yanaşmaz. Bu yolda sarf edilecek çabada maksat,  Türk milletini bu devlet politikasının bir tarafı haline getirmek ve millî kurtuluşa ikna etmek olmalıdır.

Cumhurbaşkanlığı politika kurulları, hükümet, meclis ve tüm sivil toplum örgütleriyle çalışıp, her kesim ödeyeceği bedeli katlanacağı çileyi bileceği ve kimseye ayrımcılık yapılmayıp tüm krizlerden sonra olduğunun aksine bu kez varlıklıların daha varlıklı fakirlerin daha fakir çıkmayacağı yeni bir düzen inşa edildiğinin kanunî garantilerinin de verildiği bir devlet politikasını tarihe derç edelim.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Türk Mizahı Hikmettir!... - Sayı 113
Güzel Ahlâk ve Liyakat... - Sayı 112
Olaylara Bakış - 111... - Sayı 111
Olaylara bakış... - Sayı 110
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (115):
Türk mimarîsi
Merkezi (cami) kaybettiğimiz için şahsiyetimizi kaybettik; şahsiyetimizi kaybettiğimiz için evimizi kaybettik, evimizi kaybettiğimiz için de şehrimizi kaybettik.

Son Eklenen Yorumlardan
 Elinize emeğinize sağlık, musikimizin geçirdiği evreleri iyi analiz etmişsiniz.... Ahmet Güney

 Elinize emeğinize sağlık, musikimizin geçirdiği evreleri iyi analiz etmişsiniz.... Ahmet Güney

 Elinize emeğinize sağlık, musikimizin geçirdiği evreleri iyi analiz etmişsiniz.... Ahmet Güney

 Derginizi sürekli takip ediyor, yayınlanan yazılarınızı okuyorum. Herkesin tek tek emeklerine, kalem... Merve

 Kaleminize sağlık hocam çok güzel olmuş her zaman ki gibi :) ... Yasemin


Çaresizlik yoktur, umutsuzluk vardır. Engellerin yıkılması umut etmeyi umut etmekle başlayacaktır.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Sen Varsın
Uyan
Musikide Asalet
Su
Biz Kimiz?
Biz Kimiz?
Musikide Asalet
“QARANLIĞI” YAZANIN GECƏSİ...
Devletin Yapmadığını, Yapamadığını


Ali Erdal - Devletin Yapmadığını...
Kadir Bayrak - Türk Kimliği
Sinan Ayhan - Oluşmuş ve Oluşmamış...
Sinan Ayhan - Kalem, O Kalemdir
Necip Fazıl Kısakürek - Kıraat Kitabı
Necip Fazıl Kısakürek - Mecmua Yağmuru
Bedran Yoldaş - Hatıra Defteri
Ekrem Yılmaz - Türk Kimliği
Ekrem Yılmaz - Lisan-ı Hâl
Dergi Editörü - Fikrin Değerini Bile...
Site Editörü - Yaz Dostum
Mehmet Hasret - Yaşayan Yemek
Necdet Uçak - Şifa ve Vefa Arama
Necdet Uçak - Sıla Özlemi
Necdet Uçak - Geçer
Altan Atan - Yakarsa Dünyayı...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamemiz
M. Nihat Malkoç - Günümüzde Dergicilik...
Nihat Kaçoğlu - Anneannemin Saçları
Mehmet Balcı - Ecel (Ölüm) Gelmeden
Mehmet Balcı - Yüzlerine
Ahmet Çelebi - Yollar
Halis Arlıoğlu - Musikide Asalet
Halis Arlıoğlu - Sen Varsın
Osman Akyol - Pınar Başı
Kürsü Kainatın Efendisi - Hususilik
Murat Yaramaz - Sükût
Murat Yaramaz - Sülük
Mahmut Topbaşlı - Muradım
Eyyub MEMMEDOV - DƏRD İÇİNDƏ...
Mertali Mermer - Yalnızlığın Yakınlığ...
Cemal Karsavan - Açtılar Martılar Uçt...
İlkay Coşkun - Fikir Alıp Fikir Sat...
Turgut Yıldızan - Kültür Savaşçılarımı...
Vildan Poyraz Coşkun - Gölge Etme Başka İhs...
Tuba Kanlıkama - Biz Kimiz?
Özkan Aydoğan - Su
Rıdvan Yıldız - Yıldızlarla Aramda
İlknur Eskioğlu - Allah (C.C.) Her Zam...
Aykutalp Balkan - Ölülerin Bulunmaz Se...
Heybet Akdoğan - Siyara
Selahaddin Yıldız - Bozkır
Yusuf Çelikler - Ahuzar-ı Yusuf
Deniz Sarıtop - Uyan
Habil Yaşar - “QARANLIĞI” YAZANIN ...
Halit Yıldırım - Dergicilik Zor İş Ve...
Ziya Dilsuz - İNSAN TƏK OLAND...
Emel Akçay - Usul Usul
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 10934084
 Bugün : 1825
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 564842
 Bugün : 27
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 121
 114. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 12
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 12
Son Güncellenme: 11 Kasım 2022
Künye | Abonelik | İletişim