Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

İktibas
Kardelen Dergisi

  Sayı: 128 -

Yahudiliğin ticarî ve iktisadî cephesi

Büyük Doğu Dergisinin 03.01.1968 tarihli, 13. devre, 25 inci nüshasının 7 inci sayfasında yer alan DEDEKTİF X BİR imzalı YAHUDİLİK başlıklı yazısından:

Bu yazı Yahudiyi anlamak ve halimizi görmek bakımından kurtarıcı çaptadır.

(Bu yazının Kardelenin bu sayının konusu ile ilgili kısmını alıyor ve okuyucularımız ile paylaşmak istiyoruz. Yazı maddeler halinde kaleme alınmış ve aktarmak istediğimiz kısım 11. maddeden itibaren devam ediyor.)

11 – Şimdi Yahudinin ticarî ve iktisadî cephesini ele alalım: Âlemde para mefhumunu ve bu izafî kıymetin manevralarını yahudi kadar bilen hiçbir örnek yoktur. Onun bu tarafını, bizzat korkunç bir yahudi olan (Karl Marks) izah etmiştir. (Karl Marks) gibi kapitalizmanın düşmanı ve komünizmanın babası bir insanda tecelli eden şudur ki, o yahudinin, kendi nefsine karşı da bozguncu ve yıkıcı ve kendi nefsini intihara zorlayıcı bünyesinden en parlak bir örnektir. Yahudiliği teşrih ve teşhir eden ve onu yerden yere batıran yine bir yahudi olmuştur. İktisadî ölçüyle hüküm şudur: Parayı anlayan, destekleyen, besleyen, ona kıymet üstü kıymet kazandıran ve fertlerle cemiyetleri ve devletleri ona esir eden yahudidir. Kredi, faiz, kefalet, borsa hep onların icadıdır. Bunlarsa, mazi ve hâl bakımından hâkim olunan paraya istikbal ölçüsü ile tahakküm iradesini temsil eder. Sermayeyi dehhame (ur) haline getiren ve ezici kapitalizmayı kuran, sonra da aynı müesseseyi komünizmaya tahrip ettiren onlardır. Peşinden de komünizmayı fikirde yıkan yine onlar… İhtikâr, sahte “arzü taleb” dalaverası ve stokçuluk işinin kurmayları hep yahudi.

12 – Anormal çapta büyüttükleri para kudretinin ruhî değerlere ve manevî müeyyidelere galip hale gelmesi kastiyle de yaşadıkları milletleri ruhen ve bedenen zaafa uğratmak, şuursuz ve iradesiz, keyf ve kötü âdet müptelâsı kılmak birinci taktikleridir. Bütün keyf verici zehirlerin icat, idare, üretim ve dağıtım şubeleri emirlerindedir.

13 – Tevhid akidesini ilk defa yeryüzüne getirmiş olmakla böbürlenen yahudi, asıl kendi derunî putu olan parayı ve iç mizacını en iyi sezip kendini tasfiye edecek olan gerçek muvahhidlere, millî ve ırkî bütünlük temsil eden bütün topluluklara düşmandır.

14 – Netice şudur: Yahudi mahut tarihinden ve öz Peygamberine ihanet devresinden sonra Roma lejyonerlerinin önünden vahşi bir sürü gibi kaçıp dünyanın her tarafına yayıldıktan sonra toplu millet seciyesini terk edip gizli ve ferdî millet maskesinin altına girmiş ve esatiri bir hınç üslûbiyle gizli plânda kendisini hâkim ve bütün insanlığı mahkûm kılmanın muazzam plânı içinde hareket etmiştir. Vasıtası para ve ruhun karanlık kutbu nefstir. Dine, millet ve milliyet mefhumuna, saf iman ve itikada, tek kelimeyle ruha ve ulvî insana düşmandır. Her yerde ve her payidar kıymeti yıkıcı, çözücü ve çürütücüdür. Gayesi de kendi kanlı imparatorluğunu beşerî sefalet, tereddi ve ihtinakın gerisinde kurmaktır. Bir millet içinde mutaassıp yahudi düşmanlığı şart olmamakla beraber, nefsini muhafaza ve Yahudiyi tanıma şuuru mutlak bir icap kıymetindedir. Zira yahudi kuvvet ve irade karşısında kaldığı zaman, mikroplar gibi kesesine çekilmeyi bilir.

 

Ruhçu iktisat

Büyük Doğu dergisinin 13.12.1967 tarihli 13. devre, 22 inci sayısının 11 inci sayfasında Salih GÜLER imzası ile yayınlanan yazıda Amerikan ekonomisinin 1960’ların ortalarında bir krizin içine düşer gibi oluşu konu edilerek bazı tespitlerde bulunuluyor. Ekonomiye yeni girecek bazı kavramlar dile getiriliyor. Yazısının başlığı da RUHÇU İKTİSAT…

Bahsi geçen iktisadî krizin geri memleketlerde karşılaşılan buhranlarla bir alâkasının olmadığı belirtilen yazıda, sorunun fazla üretim ve üretilen ekonomik değerlerin alıcı bulmaması ve yeterince tüketilmemesi olarak belirtiliyor. Yani üretim ve tüketim dengesizliği sorunu var. Lâkin normalde hep talep fazla olur ve arz yetersizliğinden söz edilir. Hele Amerika gibi kapitalizmin hâkim olduğu bir tüketime dayalı ekonomik sistemde bu pek alışık olunmayan bir durum arzediyor. Arz fazla, talep yetersiz. Yazıda problematik şöyle tasvir ediliyor:

“Bu durum talep/tüketim aleyhine bir muvazenesizlik. Büyük çapta fışkıran üretim suyunu, tüketim zemini yutamıyor. Bu hâl karşısında üretimi kısmak ve değer ölçüsünü kaybetmemek için bazı fabrika ve imâl tezgâhları, faaliyetlerini indirmek zorunda kalıyorlar. (…) Bunun ismi de birkaç sene evvelki krizle beraber, zenginlik hastalığı, hazımsızlık illetiydi. Ve züğürtlük derdi kadar müthişti. İşsizlik, huzursuzluk, her türlü buhran bu hâlin vâhim neticeleri olabilirdi.

Amerikan ekonomisinin bu sıkışık haline, ilk ve en isabetli teşhisi, o zaman, Amerikayı ziyaret etmekte bulunan Alman İktisat Bakanı Erhard koydu. Bu dünya çapındaki iktisatçı vaziyeti nasıl gördüğünü soranlara şöyle cevap verdi:

-‘Amerikada bir talep azlığı değil, ruhi plânda bir talep isteksizliği vardır ve her şey ondan doğmaktadır.’

Alman İktisat Bakanı bu teşhisiyle, tıp ilminde yeni bir ifade ve tespit belirten (Psiko-Somatik) gibi, iktisatta da ruhî âmile en başta yer verici bir ekonomi anlayışı ve tâbiri getiriyordu: (Psiko-Ekonomik)… Kanunlarını çerçeveleyip ilimleştiği takdirde bu görüşün bilgi ocağına da şu adı takmak gerekiyordu: (Psiko – Ekonomi)… Yani ‘Ruhî İktisat’… Ruhî – İktisadî ölçüler ve Ruhî İktisat ilmi…

Alman Ekonomi Bakanına göre, buhranın ortadan kaldırılması için, halkta, satın almak, yani harcamak şevkinin uyandırılması lâzımdı. Bu şevkin kayboluşunda da belki İkinci Dünya Savaşının mideleri, sırtları ve kalbleri büzen, daraltan sebepleri rol oynamış olabilirdi. Bu yüzden halka iktisadî bir tabip hüneriyle, iştiha açıcı tedbirler aşılamak, tek kelime ile arzu vermek gerekiyordu.

Bu paşazade krizini Amerika çabucak atlatma yoluna girdi. Fakat biz Amerikanın zenginlik yüzünden uğrar gibi olduğu musibeti, ihtilâlden sonra yine ruhî faktör tesiri altında ve üstelik fakirlik hâli içinde çekmeye başladık. Bizim krizimiz sadece (Psiko-Ekonomik)tir ve bunun Amerikadakinden farkı, onda, fazlalık sebebiyle yutulamayan kıymetlerin, bizde eksik olduğu halde gözden düşmüş olmasıdır. Bu da faciaların faciasıdır.”

Evet, demek ki ekonomi ekonomiden ibaret değilmiş. Ekonomiye tesir eden ruhî, kültürel, ananevî faktörler de oluyormuş. Psikoloji, iman edilen değerler ve ahlâkın ekonomik davranışlar üzerinde yadsınamaz bir tesiri olduğu apaçık ortadayken İktisat İlmi yeniden ele alınıp değerlendirilmeli ve yeniden yazılmalı değil mi? Meselâ Helâl Ekonomi çerçevesinde


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Bu kimdir... - Sayı 128
İktibas ... - Sayı 128
Acıyorum... - Sayı 128
Kardelenden haberler... - Sayı 128
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Sonsuz karanlıklarıma gömülüşümü anlamayıp bilmeden kendi karanlıklarına denk sayanlar tarihin karanlığında boğulmaya mahkûmdurlar.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Röportaj
Takvadan bekâya helâl ekonomi
Ne zamandan beri
Oluklar çift
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17179596
 Bugün : 1663
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 777495
 Bugün : 150
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 231
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim