Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3833 kez okundu.     6 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

YUSUF’un gülüşü
Ahmet Alp Atay

  Sayı: 64 - Nisan / Haziran 2010

Şehrin sokakları güzel ve düzenliydi. Yayaların gezebilmesi için iki araç yolunun arasına, iki yanı da ağaçlarla kaplı olan yollar inşa edilmiş. Bu ağaçlar hem uzun hem de sıklardı. Neredeyse yaya yolunun yanlarından geçen araçları görmek mümkün değildi. Bahar mevsimiydi ve ağaçların üzerine tünemiş kuşlar şakıyorlardı. İnsanlar etraflarına bakarak ve arkadaşlarıyla konuşarak bu güzel günün tadını çıkarmaya çalışıyorlardı.

Ilık bir meltem yüzüne vurdu Hakan'ın. İçinde kıpır kıpır duyguların varlığını derinden hissetti. Şehrin canlılığı bu havada daha da bir belirli olmuştu. Aklına talebeleriyle güzel bir piknik yapmak geldi. Hemen plânlayıp haber vermek lâzım ailelerine ve sonrada çıkmalı güzelim Tanrı dağlarının eteklerine. Hem geçen sene yaptıkları piknik hâlâ talebelerinin hafızalarında canlılığını koruyorken bu tam da vaktinde olacak. Akşamdan etleri güzelce sirke ve de kefirle terbiyelemek lâzım, diye düşündü. İleri de yolun üzerine kurulmuş çadırları gördü ve merakını celbettiği için oraya doğru yöneldi.

Yolun iki kenarına yerleştirilmiş çadırların içinde ressamlar kara kalemlerini beyaz kâğıda dokunduruyorlardı. Öyle güzel resimler çıkıyordu ki ortaya. Bazı insanlar oturmuş resimlerini çizdiriyorlar, bazıları ise daha önce çizilmiş portreleri seyrediyorlardı. O kadar çok at resmi çizilmişti ki, bu durum tam da ülkenin at sevgisini ortaya koyuyordu. Eski eğitim sistemlerinin de sayesinde sanata olan merak bütün ülkede vardı. Bu resim çizmede göründüğü kadar her evde bulunan piyanolara kadar belli oluyordu. Kendi talebelerinin çizimlerine bile yetiştiremiyordu çiziklediklerini.

Bu ülkeye geleli iki yıl olmuştu ama çoktan memleketi gibi hissediyordu. Bunda talebelerinin büyük payı vardı. Hele aileleri! Evlerine davetli olarak her gittiğinde karşılaştığı o ilgi ve misafirperverlik kendisini çok mahcup ederdi. Eve girer girmez misafiri 'dastarkon' dedikleri sofraya alırlardı ve kalkana kadar da ikramdan patlayacak hale getirirlerdi. Yeter de denemezdi ki bu güzel insanlara. Çünkü yemediği zaman beğenmedi zannedip üzülürlerdi. Hepsiyle de şimdi tek bir aile gibiydiler.

Bu düşüncelerle arşınlıyordu yolları. Cebindeki walkmanını çıkarıp içine Kur'ân kaseti yerleştirdi. Kulaklıklarını da taktı ve dinleyerek yürümeye devam etti. Kâinat kitabına bir de Kur'ân dinleyerek bakmak istemişti. Uzun yolu böyle daha rahat geçiyordu. 'Kur'ân okuyan kari 'hâlâ akledip düşünmez misiniz?' ayetini okurken acaba şu ana yolun sonunda zirvesinde karlarla eteğine kadar görünen dağı görseydi nasıl okurdu bu ayeti' diye düşündü.

Uzun yolu bitmiş, eve varmak üzereydi. Mahallede tanışık olduğu insanlara selâm verip ilerliyordu. Arkadaşlarıyla beraber oturduğu bina 9 katlıydı ve kendileri 8. kattaydılar. Apartman kapısını açtı ve içeriye girdi. Asansöre yöneldi ve düğmeye basıp çağırdı. Birazdan asansörün kapısı açılmıştı. İçeriye girmişti ki kapı kapanırken biri durdurdu. Bu kapı komşuları olan ailenin kızıydı. Selâm verip asansöre o da binmişti. Hakan utanarak inmek istemişti ama kızın kapıda duruyor olması buna engel olmuştu. Çıkacakları katın düğmesine basmışlardı. O kadar utanmış ve de sıkılmıştı ki, yüzünün yandığını hissediyordu. Biran önce bitseydi şu hal.

Asansör sanki her zamankinden daha yavaş hareket ediyordu. Başı yerde olmasına rağmen beraberindekinin ona baktığını fark edebiliyordu. Daha önce de ona evden çıkarken rast gelmişti ve her seferinde kızın gülümseyerek selâm vermesi karşısında yüzünü başka yöne çevirip selâmına karşılık vererek yürüyüp gitmişti. Hele bir seferinde bu bakışların biraz da farklı şeyler yüklü olduğunu mimiklerinden anlamıştı. O gün bugündür görmemeye çalışmıştı onu. Ama bugün mukadderat ikisini aynı asansöre koymuştu.

Asansörün hareketi iyice yavaşlamış gibiydi. İçerideki lâmbanın ışığı titriyordu ve sonunda tamamen söndü. Asansör sert bir hareketle durdu ve içeridekileri sarstı. Bir anda Hakan boynunda iki kol olduğunu fark etti. Sarsılmanın etkisinin bahanesiyle beraberindeki Hakan'ın boynuna sarıldı. Biran ne olduğunu anlayamayan Hakan da asansörün duvarına dayandı. Yüreği küt küt atıyordu. Bir an böyle geçti. Ellerini süremiyordu ona. Asansörün lâmbası titreyerek tekrar yandı. Durumu gözleriyle de görebiliyordu artık. Elini cebindeki walkmanına götürdü zorla. Dinlediği Kur'ân ayetlerinin sesini daha da açtı. Yusuf suresi okunuyordu. O iffetli Yusuf'un kıssası. Sesler kulağından yüreğine akıyordu. Dolduruyordu orayı. Başkasına yer kalmamıştı. Ellerini bir hışımla muhatabının omuzlarına değdirdi ve itti kendisinden onları.  Şaşkın bakışlarına kendi sert bakışlarıyla karşılık verdi.

Kat 8. Asansör kapıları açılmıştı. Bir duvarda Hakan bir duvarda da diğeri vardı. Hemen atıverdi kendini dışarıya. Anahtarı çıkarıp kapıyı açtı ve içeriye girdi. Kapıyı kapatırken bulunduğu tarafa bakan o gözleri gördü. Kapatmıştı kapıyı onların üstüne. Sürgülemişti hem kapıyı hem de yüreğini onlara.

Hakan, odasından sabaha kadar çıkmadı o gün. Kapısına gelen arkadaşları içeriden gelen hıçkırıkların anlamını bilemediler hiç. Ertesi gün ise ona bakanlar yüzünde tatlı bir tebessümün olduğunu gördüler. Ama içindeki saadetin sebebini melekler bile çevresinde dolaşırken bilemiyorlardı. Kimse tahmin edemedi o gece rüyasında Hz. Yusuf'un (as) ona nazar edip gülümsediğini. Kimse bilemedi artık Hz. Yusuf (as) ile dost olduklarını.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : emrah    25.01.2011
Yorum : ahmet beyin hikayeleri tadımlık oluyor herzaman. gene tadı damağımızda kaldı. kitabınızı da heyecanla bekliyoruz.




Ekleyen : hakan öztürkmen    02.08.2010
Yorum : Orta asya ya gidip de oralarda şu müslüman türk halkını temsil etmek işte ancak böyle babayiğitlerin karıdır. allah razı olsun yazandan ve ondan önce , yaşayandan..




Ekleyen : Erol kaplancan    30.07.2010
Yorum : konu orta asyada ki bir hizmet erinin başından geçmiş anlaşılan. kaleminize sağlık.




Ekleyen : zeynep karaaslan    29.07.2010
Yorum : çok güzel olmuş. allah razı olsun




Ekleyen : rukiye amanlı    29.07.2010
Yorum : ELLERİNİZE YÜREĞİNİZE KALEMİNİZE SAĞLIK.....




Ekleyen : ni ben kar    10.06.2010
Yorum : yusuf yüzlüler yusuf gülüşlü olurlar





 
YUSUF’un gülüşü... - Sayı 64
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Günümüzde kitaba nazaran paraya rağbeti; mide gurultusunu beyin sancısı zannederek, Tanzimat’tan bu yana, hiçbir şeyin çilesini çekmeden, her şeyi, Avrupa’dan monte eden(alan) yazarlarımıza borçluyuz.
Borcumuzu ödemesek de olur.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Büyük camgözlerle yüzen karahindiba
Hakkın hâdimleri ve bâtılın vekâlet sava
Ehl-i gönül
Nesl-i muazzez
Nereye kadar?
Gül kokusu
Meçhule hitap
Gelecek sayı (127) konusu
Korkaklar
Hâramiler


Ali Erdal - Nereye kadar?
Kadir Bayrak - Mukaddes beldelere-2
Ekrem Yılmaz - Korkaklar
Ekrem Yılmaz - Nerdeyiz
Fatma Pekşen - Dağlara çen düşende
Dergi Editörü - Ben kazandım, biz ka...
Site Editörü - Vekâlet savaşları
Necip Fazıl - Yahudi (Terkip ve Te...
Necdet Uçak - Annem var güzel anne...
Necdet Uçak - Bu vatan bizim
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı (127) k...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gazze ateşkes görüşm...
M. Nihat Malkoç - Gördüm seni, gördüm ...
M. Nihat Malkoç - Gazze, ümmetin imtih...
Zaimoğlu - Gündüz, geceye muhta...
Zaimoğlu - Sağlam kulp
Halis Arlıoğlu - Hâramiler
Halis Arlıoğlu - Meçhule hitap
Ahmet Değirmenci - Geri verin
Ahmet Değirmenci - Kurban
Ahmet Değirmenci - İki ara bir dere
Büşra Duru - İslâmın meşalesi ile...
Remzi Kokargül - Malatya suskun, durg...
Murat Yaramaz - Şüphe
Murat Yaramaz - Amnezi
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Duruldum
Mahmut Topbaşlı - Cemre sancıları
Cahit Ay - Kimdendir
Cahit Ay - Ondördünde
Cahit Ay - Sana geliyor
Rıdvan Yıldız - Kaş ve bulut
Vahid Aslan - Adam olmaq derdi
Vahid Aslan - Günəbaxanlar
Emine Öztürk - Yolun sonu
Osman Akçay - Büyük camgözlerle yü...
Mustafa Makas - Vesâyet savaşları
Yaşar Akyay - Hakkın hâdimleri ve ...
İbrahim Durmaz - Kızılelma
Mehmet Emin Armağan - Nesl-i muazzez
Mehmet Emin Armağan - Ehl-i gönül
Mustafa Kozlu - Mutluluk
Uğur Utkan - Hz. Ebubekir Sıddık
Kemal Çerçibaşı - Bir yıldırım çarptı ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16498204
 Bugün : 4781
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 712985
 Bugün : 701
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 730
 126. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim