Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4629 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Elmü'min
Ali Erdal

  Sayı: 74 - Ekim / Aralık 2012

“Resmî hizmete mahsus” pikap, güneşi bazen sağına ve soluna, bazen önüne ve arkasına alarak yokuşu tırmanıyor.

Devlet, tepedeki küçük köye gidiyor.

Yaşlı şoför, genç memura:

–Sen Anadolu’nun cevherini nasıl göreceksin? Anadolu’ya, kadının makyajına aldanan erkek gibi bakıyorsun. Bense röntgen makinesi gibi… Sen maddedeki perişanlığını görünce, onu, ruhu sanıyorsun. Maddedeki eksikliğinin suçunu ona yüklüyorsun. Bugün madde hâkimiyetini kaybetmişse, senin varlığını bile bilmediğin ruhundan uzaklaşmasındandır. Şu gideceğimiz köyün adını düşün bir: Elmü’min!..

Genç memur:

–Sen de ilk defa gidiyorsun değil mi?

–Evet…

–Ben ilk defa bir köye gidiyorum. Madem sen görülmesi gerekeni biliyormuşsun, gör ve bana göster…

Tepedeki 15 hanelik Elmü’min köyünde, ellerini güneşe siper ederek bakan iki kız çocuğundan başka kimseyi bulamadılar. Şoför, büyük olana:

–Kızım, muhtar nerede?

–Babam tarlaya gitti…

–Uzak mı?

Çocuk, başıyla evet işareti yaptı.

–Araba gider mi?

Omzuyla “bilmem” cevabını verdi. Yine de konuştu:

–Çok taşlıktır, gitmez belki.

Genç memur, az ilerde oturan ihtiyar kadını gösterdi:

–Ona soralım…

Çocuk bilgiç bilgiç:

–Onun gözleri görmez, kulakları duymaz. Hem yatalak. Onu sabah çıkarırlar, akşam alırlar. Ona biz bakarız. Dudakları kıpırdar ama konuşmaz. Tesbih çeker.

Genç memur, sıkıntıyla etrafına bakındı… Yaşlı kadın gibi kambur evler… Bazılarının camları kırık. Kırık camlarının bazıları kâğıtla kapatılınca, tek gözlü korsanlara dönmüş. Kapılar çarpık ve kırık. Ne olduğu anlaşılamayan bir belâya uğramış âfet bölgesine geldikleri hissine kapıldı:

–Felçli bir yüze dönmüş burası. Sanki fezada bilmediğimiz bir gezegene inmişiz… Çocuğa:

–Kimseyi bulamaz mıyız?

Meydandaki tek bakımlı ve büyük binayı gösterdi:

–Molla Dede, az önce buradaydı. Camiyi temizledi, bizi okuttu. Sonra şöyle gitti. Uzakta değildir. Çünkü cumaya gidecek. Şöyle gidin, görürsünüz…

Gösterilen istikametteki ağaçların arasındaki yola girdiler. Genç memur:

–Çocuk, cumaya gelecek diyecekken, cumaya gidecek dedi… Farkında mısın?

Şoför, başıyla evet dedi. Yeşil gölgeli, dolambaçlı yolda az ilerleyince Molla Dede’yi buldular. Selâm verdikten sonra memur:

–Siz Molla Dede olmalısınız?

–Evet.

–Köyün imamı mısınız?

Molla Dede’nin güneşte pişmiş sert yüzü gölgelendi; yere bakarak yavaşça:

–Bu köyün imama ihtiyacı yok. Benim de imamlık yapmaya iktidarım yok…

Sağ eliyle o ana kadar fark edemedikleri sol omzunu tuttu. Ceketinin sol kolu, bayramlarda okul duvarlarını süsleyen kâğıtlar gibi sallandı. Yenini cebine soktu. Misafirler ne diyeceklerini bilemediler. Ceketin koluna dikkat, Molla Dede’nin elbisesinin temizliğini fark ettirdi. Yamalı potur, örgü kuşak, aba ceket tertemizdi. Hepsi yeni yıkanmıştı, gıcır gıcır… Ayağındaki lastikler ve örme başlığı da öyle… Besbelli ki Cuma içindi bu hazırlık. Sessizliği bozmak gerektiğini düşündü şoför:

–Hangi muharebede?

–Sakarya’da… Medrese talebesiydim… Tahsilim bu sebeple yarım kalınca, molla dediler…

Genç memur:

–Sizin durumunuzu anladık… Köyün imama ihtiyacı yok, ne demek?

Molla Dede dudaklarını ısırdı:

–Ben imamlık yapamam… İmamlık yapsam bile, yanıma her zaman ikinci kişiyi bulamam… Cuma günleri komşu köye giderim… Başka gidenler de olur. Orası bizden büyük, biraz cemaat olur… İmamı da var.

Dikkatle dinlediklerini görünce devam etti:

–Her ezanı okurum. Sonra kendim namaz kılarım. Her Cuma ümitle camiyi temizlerim. Vakit yaklaşınca da komşu köye namaza giderim…

–Bayramda?..

–Komşu köye gideriz…

–Cenazeleriniz?..

–Oranın imamını getiririz; veya cenazeyi götürürüz.

Genç memur:

–Kusura bakmayın, sizi üzdük…

–Üzen siz değilsiniz… Hatırlatan da… Unuttuğum yok ki… Zaten de unutulmamalı… Kimsenin gelmeyeceğini bile bile, günlük temizlikten ayrı olarak, Cuma günleri umumî temizlik yaparım… Bir gün ufuktan atlılar belirir gibi, beklenmedik bir cemaat çıkagelir; imamları ile birlikte, diye… İş değil insanı üzen; kimsenin gelmeyeceğini bile bile yapmak…

Genç memur, konuyu değiştirmek için:

–Çok zindesiniz, maşallah… Yaşınızı hiç göstermiyorsunuz…

–Zinde olmak ve zinde kalmak mecburiyetindeyim! Yoksa bu köyde ezan okunmaz, camide namaz kılınmaz, cami temizlenmez. İşe götürülmeyen çocuklara Allah kelâmı öğretilmez. Bir gün caminin kullanılacağı ümidini taşıyan kalmaz…

Gözleri ufuklarda:

–Camiyi bu hale getiren zihniyet, dört oğlumu da çekip götürdü… Birini Almanya’ya, diğerlerini büyük şehre… Bir gün bu mânâyı benden devralan olur ümidiyle ve gayretiyle ayaktayım. Neyse bırakalım bunları… Sebeb-i ziyaretiniz?

Genç memur:

–Hayvanlarınızda şap varmış. Köyünüz karantinaya alındı. Bunu tebliğe geldik.

Molla Dede, oğullarının kaybolduğu ufuklara dumanlı gözlerle baktı:

–Hayvanlarımızın ayaklarındaki hastalığı, bizden önce fark eden devlet, insanımızın halinden ve insanımızın ıstırabından habersiz…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Yolculuk... - Sayı 125
Büyük depremin öncüleri... - Sayı 125
Kardelen’in 35. toplantıs... - Sayı 124
Yolculuk... - Sayı 124
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (126):
Vekâlet Savaşları...

Son Eklenen Yorumlardan
 Elinize sağlık.Okuyup anlayanı, ibret alanı çok olsun, inşallah.Çok selâm ve hürmetlerimle...Sağlık ... Naci Eroğlu

 Elinize sağlık. Okuyup anlayanı çok olsun inşallah.Allah, milletimizi bu ve benzeri belalardan ebed... Naci Eroğlu

 Gülizar annenin mekanı cennet olsun inşaallah. Ufukta kavuşmak ta var. Metanet ve sabır dilerim. Ka... AYHAN ASLAN

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun


“Yeni Dünya Düzeni” diye bir şey attılar ortaya… Ondan sonra ne ses çıktı, ne soluk… “Yeni Dünya Düzeni” dedikleri, boşluğun sessizliğini dinlemek gibi bir şey mi acaba?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Temmuzda yaşamak zemheriyi
Çocuk, sevginin ürünü...
Filistindeki çocuklar
Çocuk olmak
Zaman diriyken kıymetli
CHP’nin bu millete yaptığı zulümler Cell


Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Ali Erdal - Yolculuk
Kadir Bayrak - Çocuk toprak gibidir
Necip Fazıl Kısakürek - Necip Fazıl’dan çocu...
Ekrem Yılmaz - İçimizdeki çocuk ölm...
Ekrem Yılmaz - Çocuk
Ekrem Yılmaz - Sınırlar ötesinde
Dergi Editörü - Annesi gül koklasa a...
Site Editörü - Çocuklar bizim gelec...
Necdet Uçak - Ahlâk bozuldu
Necdet Uçak - Ali ile Barbaros
Kardelen Dergisi - Kardelen’den haberle...
Kardelen Dergisi - Hâlâ ve her şeye rağ...
M. Nihat Malkoç - Filistindeki çocukla...
M. Nihat Malkoç - Çocuk olmak
Hızır İrfan Önder - Gurbetin ocağı harlı...
Zaimoğlu - Vasıtasız erdirici
Halit Özdüzen - Yozlaşan toplumlar
Mehmet Balcı - Yardımseverlik
Mehmet Balcı - Sitem
Ahmet Çelebi - Anladım
Kubilay Ertekin - Senirkent Faciası ha...
Halis Arlıoğlu - CHP’nin bu millete y...
Ahmet Değirmenci - Yangından artakalan
Ahmet Değirmenci - Özür
Ahmet Değirmenci - Otuz yıl
Murat Yaramaz - Özür
Murat Yaramaz - Kirli
Gözlemci - Hadiselere bakış
Cahit Ay - Muhasebe
Cahit Ay - Anlaşma teklifi
Cemal Karsavan - Ve çamaşır ipinde sa...
Heybet Akdoğan - Sekülerizm ve İslâm
Osman Akçay - Çocuklar oynasın
Bekir Oğuzbaşaran - Nev gazel
Yaşar Akyay - Çocuk, sevginin ürün...
İbrahim Durmaz - Çocuk ve kuş
İbrahim Durmaz - Çocuğum
Saltuk Buğra Bıçak - Temmuzda yaşamak zem...
Mustafa Kozlu - Gül kokusu
Esra Çakan - Zaman diriyken kıyme...
Uğur Utkan - Satuk Buğra Han efsa...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15878361
 Bugün : 3082
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 668854
 Bugün : 267
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 243
 125. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim