Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3543 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Bakkal çırağı
Vural Gündüz

  Sayı: 78 - Ekim / Aralık 2013

İlkokul yıllarında kendisinden kaymaklı bisküvi ve gazoz aldığımız bakkal amcalar vardı. Hatırladınız mı? Günümüz şartlarında artık göremediğimiz ya da pek az gördüğümüz bir meslektir bakkallık. Mahalle bakkalı geniş bir kültürü ifade eden tarihi derinlikleri olan sosyal bir mekândır.

Alışveriş merkezleri ve süpermarketlerin tehdidi altında bakkal esnafı gün geçtikçe azalıyor. Babamın baba mesleği olan bakkallıkta; benim de bakkal çıraklığım vardır hani. Bunu da gururla söylemek isterim. Bakkal çıraklığında, ilkokuldan lise yıllarıma uzanan bir kıdemim var. Babamın çıraklığını yaparken yaşadıklarım ve gördüklerim daha dün gibi aklımda.

Bakkallar genelde tezgâh ve terek (vitrin) sistemine dayalı dükkânlardır. Girişte, uzun tezgâhlar, üzerleri ıvır zıvır ile dolu olarak kaplanmış bir şekilde müşteriyi karşılar. Uzun bakkal tipi buzdolapları da ürün teşhirinin yanında peynir, salam, sucuk vb. yiyecek maddelerinin fazlasının depolandığı mekân olarak kullanılırdı. İstediğiniz renk çorabı veresiye olarak alabilirsiniz... Düğün, sünnet vs. şenlikler için gerekli süsleri de bakkalınızdan temin edebilirdiniz. Hemen hemen tüm bakkallarda; yuvarlak bir cam kavanozda renkli şekerler, muhtelif marka sakız kutuları bulunurdu. Ortadan ikiye yırtılmış eski gazete kâğıtları (paketleme amaçlı) bulunurdu. Bakkallık, aynı zamanda küçük mekânlara çok ve çeşitli mal sığdırma sanatıdır.

Mahalle bakkalının kese kâğıdına küçük plastik küreğiyle zeytin doldururken, bir tane alıp tadına bakmak, sonra 'güzelmiş' deyip bir tane daha almak, bakkalın 'Afiyet olsun' diye tebessümünü kim unutabilir. Ya ekmek arası kaşarla birlikte, gazoz sadeliğinde yapılan sohbetler. Daha neler neler…

Eskiden bakkallar; mahallenin toplandığı, adres sorulduğu; hatta oğluna evlenmek için kız arayan kişilerin bilgi aldığı yerlerdi. Bakkal demek güven demekti.

Bakkalların vazgeçilmezi 'bakkal defteri' kim bilir nelere şahitlik ederdi. Eskiden vatandaş gelir deftere yazdırır ve giderdi. Daha sonra eline para geçtiğinde onu öder veya bir kısmını verir, alışverişine devam ederdi. Bakkalların defteri meşhurdur. Bakkal herkesin durumunu bilir; ama hiçbir zaman sır vermezdi. Müşteri ile bakkal arasında bir güven vardı.

Bakkal ile müşteriler arasındaki bağ, sadece alan-satan ilişkisinden ibaret değildi. Yani bakkal, alışverişe gelenleri sadece müşteri olarak görmezdi. Onlar birer tanıdık, ahbap, dost yahut komşuydu. Bu bakımdan yalnızca malını pazarlamak isteyen bir tüccar değildir bakkal.

Mahalle bakkalımız vardı. Hal hatır sorduğumuz, hangi zeytinden hoşlandığımızı bilen, iyi peynirden bizi haberdar eden bakkalımız…

Bu arada bakkal çıraklarını da unutmamak gerek. Bakkallar, yaz tatilini haylazlıkla geçirmesin diye kendisine zimmetlenen çıraklarının ödemesini ya velisine yapar; ya da ailesi, karşılığında bakkaldan bir şeyler alırdı. Çocuksa; gazoz çikolata türü şeylerle geçiştirildi. lâkin içindeki önlenemez oyun oynama dürtüsünü engelleyemeyen yaz tatili çocuğu, ara ara oyuna kaçar, patronundan bol bol fırça yerdi.

Ama daha sonra marketler çıktı, arkasından süper marketler… Vatandaşlar oradan kredi kartları ile alış veriş yapmaya başladı. Nakit paranız yoksa makineye takıyorsunuz, plastik paranızla alışverişinizi yapıyorsunuz. Parmağınızla makine arasındaki soğuk temastan ibaret olan bu dostluk, kartınızın limitiyle sınırlı elbette…

Bakkal amcalar süpermarketler karşısında dükkânlarını markete çevirerek ayakta kalmayı denediler; ama olmadı. Bakkalların teker teker gidişiyle, mahallelerin ruhu da gitti.

Böyle devam ederse mahalle bakkalları çocukluk anılarımızda kalacak. Yine de az ve öz ile yetinen bakkal amcalar hâlâ ayakta. Ama nereye kadar? İmkânlar arttı, çeşitler arttı. Şimdi her şey, her zaman var. Böyle olunca her şey kıymetsiz…

Ahbabınız, dostunuz, komşunuz, mahalle bakkalları; köşe başında, evinizin karşısında, alt katınızda, yanı başınızda her şeye rağmen ayakta kalmak için direniyorlar. Sayıları günden güne azalsa da mahalle bakkalları bir semboldür. Bakkalları hâlâ köylerin, mahalle aralarının, dar sokakların en önemli unsuru olarak görmek acı bir tebessümle de olsa insanı mutlu ediyor.

Geçmişte bakkal çıraklığı yapmış olmamdan herhalde, ne zaman bir bakkal görsem “Nerde o eski…” diye yakınmalarıma engel olamıyorum. Çıraklığımın hakkı olan günlük bir gazoz ve çikolatamı yerken aldığım lezzeti şimdi alamıyorum.

Bu nedenle; mahalle bakkalını, babamı ve onun bakkal çırağını özlüyorum.

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : M.Kemal    21.11.2013
Yorum : Yazıyı okuyunca ben de çocukluğuma gittim. Herkesin bakkal adına yaşanmışlığı ve anısı muhakkak vardır. Güzel anıları. En önemli tespit de bakkalların samimi ortamlar olmasıydı elbet.





 
Çamurdan kale... - Sayı 97
Boya sandığı... - Sayı 96
Öğretmenin anı defterinde... - Sayı 91
Türk milleti darbeyi ezmi... - Sayı 90
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Su gibi aziz ol
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Sağlık sisteminin şifresi


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16679244
 Bugün : 90
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 723919
 Bugün : 22
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 329
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim