Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2849 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Kadın ve şair
Pınar Vardar

  Sayı: 83 - Ocak / Mart 2015

“SIRF SAÇI İÇİN SEVERDİM BU KIZI” DEDİ ŞAİR

Kadın bir resim gösterdi şaire;“Sırf saçı için severdim bu kızı” dedi şair.

Kadın, amber kokulu bir mektup gönderdi şairin vadilerine Hüthütle. İpek kuşu, kıvrık gagasındaki mektubu şairin avuçlarına bıraktı. Ak boynu yaralıydı. Şairin bal gözlerindeki mihraba baktı ve düştü avuç büklümlerine. Gecenin siyahından çıkan o mis kokulu, ebruli, ince yaprağı açtı şair. “Sırf münakkaş kanatlarımdaki sahralar için sever miydin beni?” yazmıştı kadın. Şair, Hüthüt’ün alacalı kanatlarını kapadı, taraklı tepeliğini okşadı ince parmaklarıyla, pembe sırtını öptü. Bir çukur kazdı tepelerin en tepesine. Toprağa hediye verircesine yerleştirdi, örttü üstünü. Kadın duymasa da “Itır kokular bağışlayan sabâ rüzgârların için severdim seni” dedi.

“Koca dağın şairine bu sular yetmez, kendini benim pınarlarıma bırakmalısın” dedi kadın. “Gel gönlümüzü yıkayacağız derin sularda… Upuzun reyyan kavislerimden geç. Gelincik tarlalarıma, ışık huzmelerime dal. Özümün gül sularından iç kanana, gül sularını kokla. Şair gözlerini kapadı. Çektiği tek nefesle, kadının gül kokusu tüm damarlarına yayıldı.

“İçini serinleten, gül yüreğimin nefhaları için sever miydin beni?” dedi kadın. Şair, hevesli figürler çizdi kadının ırmaklarında. Nevbaharlarından geçti. Sonra seyrana daldı tomur tomur güllerinden. Dokundu ardından tek tek eteklerindeki tüm şükufelerine. “Sırf nehirlerinde esen mevsimlerin için severdim seni” dedi.

Kadın: “Okyanusun ortasına gözyaşı damlası olarak düştüğümden beri yitip gidiyorum sonsuzluğa. Her damlada köpük olup çığlık çığlığa sesleniyorum sana, duymuyor musun beni?” dedi. Şair “Okyanus da ürkermiş bazen kendi uğultusundan” deyip, büktü boynunu. Daldı gözleri ıssız maviliklere. Kadın, kırdı gözlerinin camını, soğuk damlaları silkeledi teninden. “Sırf şu hırçın okyanusa karışan tanelerim için sever miydin beni?” dedi. Şair, yürek yırtan çığlıklarına dayanamayıp, dik yamaçlarına çarpıp çarpıp bıraktığı parçacıklarına, tekrar tekrar sarıldı kadının. Tuzlu sularında yürüdü, köpüklerini avuçlayıp, yaralarına bastı. Etinde akışan acıya aldırmadı. “Tüm yitik hazinelerin için severdim seni” dedi.

Kadın ağlıyordu. “Anlat bana gül goncası” dedi şair, “Anlat!”. Kadın anlatamadı, lâkin susamadı da. Daha çok hıçkırıklara boğuldu. Yürek makamına çoktan ulaşmıştı. Yaprak hafifliğinde titreyen sesiyle “Şu güllerimin arasındaki gülgün sularım için sever miydin beni?” dedi. Hilâl gerdanından ekşimikleri süzüldü. Yuvarlanırken geçtiği her yeri ala boyayan alevden katrelerdi onlar. Şair damla damla inen kalp tanelerini yudumlayarak iç geçirdi. “Ah!” dedi “Ah!” ... “İnsan sadece yürek makamından ağlar.” “Sırf gönül sözünün gözlerindeki nakışların için severdim seni” dedi.

Bir türkü tutturmuştu kadın. “Keşke burada olsaydın, yanımda, burnumda tütüyorsun” dedi. Şair “Yeni bir şiire başladım” dedi. Kadın, kırmızı yemenisini gönderdi şiirler dokuyan ozana. Bir köşesine bahar işledi, bir köşesine yaz. Bir köşesine güz işledi, bir köşesine kış. “Benimle süsler misin mısralarını? Her mısranda sever misin beni de?” dedi. Şair, aldı kırmızı yemeniyi eline, sildi gözlerindeki nemi sessizce. Tek tek oyaları sevdi. Sümbülünü kokladı, lâlesine sürdü yüzünü. Kırmızısından geçti, yeşilinden... Dalından geçti, yaprağından… “Huşuyla türküleri oyalara işleyen kalbin için severdim seni” dedi.

“Gel, Binbir Gece Masalları’ndan geçelim seninle” dedi kadın. Önce çekinerek, sonra koşar adım geldi şair. Unuttu her şeyi bu yollardan geçerken. Yüreği kanatlanıyordu. Işık, renk, çiçek, ses… Gür çağlayanları vardı kadının. Sihirli bahçelerinde yediveren gülleri vardı. Pembe bir gül kopardı dalından, öptü ve şaire uzattı. “Sırf bu yitik gülüm için sever misin beni? ” dedi. Şair pembe gülü aldı, usulca öptü ve koydu kırk kat bohçasına. Sonra sihirli bahçelerinde dolaştı kadının. Bir elma kopardı Havva’dan kalan, dişledi. Tadını damaklarında, sonra ta yüreğinde hissetti. “Sırf bu tatlı suların için severdim seni” dedi.

Mahmure çizgileri vardı kadının. Bir lâlenin açış biçimi gibi dudakları. İçi dolu iki çukur kadehi, usulca sızan kan yaşları vardı. “Sırf şu ıstırap dolu hayallerimin dolduğu gamzelerim için sever miydin beni? ” dedi kadın. Şair, ala boyanmış gümrah zülüflerini öptü önce kadının. Gözlerinde çağlayan şelâleleri avuçladı. Süzülen çiy tanelerini topladı yüreğinin sarnıcına yudum yudum. “Sırf gelincik kokulu elem dudakların için severdim seni” dedi.

Kırmızı kadifesini sürüyerek, bir bâde gelincik şerbetiyle çıkageldi kadın. Uzattı şaire. “Selâm sana güz yaprağım. Has bahçelerimi, saraylarımı, köşklerimi sana açtım” dedi. Şair, tüm sevdalarını giyindi, yüreğinden akan nehri, tam ortasına yerleştirdi Hasbahçe’nin. Her kapıya kırmızı bir gül bıraktı. Gelincik kokulu ağzından öptü kadının. Daha kadın sormadan sorusunu, “Sırf sinendeki lâlezarların için severdim seni” dedi.

Şairi gün batımına çağırdı kadın. Saçlarını saldı ve örttü üşüyen omzuna. Yüzerek geçti şairin denizlerini. Melek kanadındaki bir yıldız tanesi kadar mutluydu. Kumdan yastıklar yaptı. “Şu dalgalarla ıslanan düşlerim için sever miydin beni? ” dedi. Ay ışıdı gökte, gece ışıdı. Kumdan yastıklara uzanıp sere serpe, kapadılar gözlerini. Yıldızları saydılar düşlerinde, her birine bir isim koydular kendilerince. Deniz dibi cinlerinin şarkılarını dinlediler. “Sırf deniz dibinde çırpınan kanatların için severdim seni” dedi şair.

“Benim şehrim sensin” dedi kadın. Sokaklarım, ağaçlarım, kuşlarım sensin. Senin karanlık şehirlerinin kuytu köşelerinde bir tutam huzur, bir tutam sevinç var, biliyorum. Güneş doğarken gülümseyen gözlerimle, boz dağlarına tutundum senin. Can yeri kızıllıklarına tutundum. “Sırf şu önünde kısalan gölgem için sever miydin beni? ” dedi kadın. Şair, yorgun şehrinin enkazından kalktı. Her gün düştüğü dağın yamacından düştü son kez. Ve yine, her gün tırmandığı bin metrelik çukuru tırmandı. Yavaşça kadına yaklaştı.  Bir eliyle aya uzandı, bir eliyle kadına. Parmağıyla can yerinin kızıllıklarından kadının dudaklarına sürdü. Kadın sustu. Gökyüzündeki bulutlar dağıldı. Ay altın rengini gösterdi ikisine de. “Sırf üzerime düşen gölgen için severdim seni” dedi şair ve gitti…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
"Sırf saçı için severdim ... - Sayı 85
Kadın ve şair... - Sayı 83
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Türkçe’nin kırpıla kırpıla ne hale getirildiğine bakmadan kalkmışız, “eser vermeli, eser vermeli” diyoruz.
Halbuki “Güneş Dil Teorileri”nin temel yapılmak istendiği bir dili kullanarak karşımızdakilerle konuşup, anlaşabildiğimize şükretmeliyiz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Büyük camgözlerle yüzen karahindiba
Hakkın hâdimleri ve bâtılın vekâlet sava
Ehl-i gönül
Nesl-i muazzez
Nereye kadar?
Gül kokusu
Meçhule hitap
Gelecek sayı (127) konusu
Korkaklar
Hâramiler


Ali Erdal - Nereye kadar?
Kadir Bayrak - Mukaddes beldelere-2
Ekrem Yılmaz - Korkaklar
Ekrem Yılmaz - Nerdeyiz
Fatma Pekşen - Dağlara çen düşende
Dergi Editörü - Ben kazandım, biz ka...
Site Editörü - Vekâlet savaşları
Necip Fazıl - Yahudi (Terkip ve Te...
Necdet Uçak - Annem var güzel anne...
Necdet Uçak - Bu vatan bizim
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı (127) k...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gazze ateşkes görüşm...
M. Nihat Malkoç - Gördüm seni, gördüm ...
M. Nihat Malkoç - Gazze, ümmetin imtih...
Zaimoğlu - Gündüz, geceye muhta...
Zaimoğlu - Sağlam kulp
Halis Arlıoğlu - Hâramiler
Halis Arlıoğlu - Meçhule hitap
Ahmet Değirmenci - Geri verin
Ahmet Değirmenci - Kurban
Ahmet Değirmenci - İki ara bir dere
Büşra Duru - İslâmın meşalesi ile...
Remzi Kokargül - Malatya suskun, durg...
Murat Yaramaz - Şüphe
Murat Yaramaz - Amnezi
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Duruldum
Mahmut Topbaşlı - Cemre sancıları
Cahit Ay - Kimdendir
Cahit Ay - Ondördünde
Cahit Ay - Sana geliyor
Rıdvan Yıldız - Kaş ve bulut
Vahid Aslan - Adam olmaq derdi
Vahid Aslan - Günəbaxanlar
Emine Öztürk - Yolun sonu
Osman Akçay - Büyük camgözlerle yü...
Mustafa Makas - Vesâyet savaşları
Yaşar Akyay - Hakkın hâdimleri ve ...
İbrahim Durmaz - Kızılelma
Mehmet Emin Armağan - Nesl-i muazzez
Mehmet Emin Armağan - Ehl-i gönül
Mustafa Kozlu - Mutluluk
Uğur Utkan - Hz. Ebubekir Sıddık
Kemal Çerçibaşı - Bir yıldırım çarptı ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16494170
 Bugün : 747
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 712506
 Bugün : 222
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 730
 126. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim