Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2063 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

"Sırf saçı için severdim bu kızı" dedi şair
Pınar Vardar

  Sayı: 85 - Temmuz / Eylül 2015

Kadın bir resim gösterdi şaire; “Sırf saçı için severdim bu kızı” dedi şair.

Ne zaman kıraç topraklara yüzünü sürse, buhranlı seraplar görmeye başlardı kadın. Kapkara bir bulutun başucunda peydahladığını, kör kuyularda can teslim ettiğini görürdü.

Ölüm, dağların başında uğuldarken, gelincikler açıyordu uçurum diplerinde. Donuk mavi oyuklar vardı sarp yamaçlarında. Bir dokunsa nalân gözeneklerine, un ufak dökülecekti eteğine şahikasından.

Güneşe yüzünü döndü kadın. Aydınlandı renk renk. Ferahladı yüreği. Türküler çığırdı bileklerini oynatarak. Durdu sonra, diz çöktü. İki eliyle münkesir toprağı avuçlayıp, “Taşlarla bölünmüş gölgem için sever misin beni?” dedi şaire.

Sabah selâlarını dinler gibi dinlemişti şair türküleri. Bahçede yeşil çınarın inlemelerini dinlemişti. Seher vakti kollarında asılan kızların kara sevda çığlıklarını. Başucunda mecnuna dönen oğlanları görmüştü mecalsiz. Mecalsiz kaldı şair. “Boz toprakta parıldayan, al gölgen için severdim seni” dedi.

Güneş, alev sıcaklığını bıraktı dalgalı sarı tepelere. Develerin çıngırak sesleri yayıldı bin mızrak öteye. Şairin harap vahalarını geçiyordu kadın. Gözyaşları, kum tanelerinin arasında kayboldu. Aradı el yordamı, bulmalıydı. Her tanenin bir adı vardı. Çığırdı. Gezgin, sahra, kum, soğuk, fırtına...

Kurak ve gevşek sarı kum tepelerinde dizine kadar gömülüyordu kervanlar, dizine kadar gömülüyordu kadın. Siyah feracesi toz beyaz olmuştu, yüreği toz beyaz. Şairin, beklemeden gittiğini gördü. Lâ’l oldu yüreği. Lâ’l oldu bedeni kuru sıcakta. İşitmeyeceğini bile bile seslendi ardı sıra. “İçimin vahaları için sev beni. Sev beni…”

Yüreğinin üzerine düşen yürekten kaçıyordu şair. Gözünü kapattığında müphem boşluğa salınmak istemiyordu. Efsunlu sarı düşler görmek istemiyordu. Cüzzamlıdan kaçar gibi kaçıyordu bâdiye sevdadan. Canında bu görkemli hisle yarışacak gücü bulsa… Bulamıyordu.

Avuçlarını istila eden titremeyi durdurmaya çalışırken, merhum yüreği dile geldi. “Sırf yüreğimin üzerine düşen dil-i zarın için severdim seni” dedi.

Kocamış incirin kökleri, çatlatmıştı şehrin taş duvarlarını. Bir mezar odası gibi girdi şairin şehrine kadın, cürümlerini koynunda saklayarak. Gökte asılı ne yıldız kaldı, ne ay, ne güneş. Katman katman dürüldüler sessizliğe. Gökyüzü bulanık, gökyüzü karanlık. Bir tek hulkî bedenle ortada şair. Cansız bir kandilin ışığında, cansız yüzüne baktı kadın. “Can özümden damıtılan kara safran sularım için sever misin beni?” dedi.

Sonbahar, kuru soğuk, ikindi vakti, içine kapanık siyah bir hava. Dişleri birbirine kenetlenmiş, gözleri toprağa. Ağzındaki billur köpüğü yutmakta zorlanırken, boğazı düğüm düğüm bir avuç kara balçık safranla sıvanmıştı şairin. “Zengûre makamı titreyen kalbin için severdim seni” diyebildi, belli belirsiz.

Bak, kırkikindi yağmurları başladı toprağını ıslatmaya. Mayıs papatyası toplayayım eteklerinden. Sürme beni yokuşlarına. Gel, göçmen kuşlarını sal saçlarıma. Irmağına düşen şelalen olayım, gel. Gurup vakti bir damla çiğ tanen olayım, gel. Koyma beni zifiri karanlıkta.

Kum rengi kadife bir elbise giymişti kadın. Yakası siyah dantelalı, kol yeni siyah tülden fırfırlı. Dizi dizine değecek kadar yakındı şaire. Konuşsa duyacaktı. Konuşmadı. Tüm cesaretini topladı ve açtı saçının kırmızı kurdeleden bağını. Salındı omuzlarından oluğuna iri su dalgaları. Elleri çırpındı, ayakları çırpındı, teni çırpındı. En çok saçı çırpındı şairden yana. “Sırf saçım için sever miydin beni de” der gibi baktı.

Dizini dizinin hizasından usulca geri çekti şair. Sanki yer yarıldı da kemiksiz vücut gibi yığıldı çukura. Yüzüne bakamadı kadının. Irak maviliklere gönderdi bakışlarını.

Her ırmak sesti, ışıktı, yankıydı. Her ırmak doğduğu dağların kokusunu taşırdı denizlere. Her ırmak dağıyla müsemma akışırdı.

 

Kadından yana ıslak toprak kokusu sardı etrafı. Şairden yana hanımeli. Düşlerinden biliyordu şair, su kenarına kurulan güzel ülkeleri. “Gel, yüreğimin pınarlarına kur düşler ülkeni” demek istedi, diyemedi. Ardına bakmadan çekti gitti…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
"Sırf saçı için severdim ... - Sayı 85
Kadın ve şair... - Sayı 83
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


*Eskiden Allah için verilen selam, artık “rüşvet deyü” veriliyor.
*İnsanlığın ölçüsü olan selamlaşmak, kaybolalı beri, çevrede insan görmek zorlaştı.
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Beslenmede sünnet ölçüsü
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Sağlık sisteminin şifresi


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16723621
 Bugün : 1074
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 726579
 Bugün : 123
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 216
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim