Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2807 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Ortadoğu'da taşlar yerinden oynuyor
Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 87 - Ocak / Mart 2016

Geçtiğimiz 2015 yılının son ayları Ortadoğu’da uluslararası güç ile bölge devletleri arasında yeni işbirlikleri ve diyalogların kurulduğu, eski dostların düşman, eski düşmanların ise can ciğer kuzu sarması olduğu yeni gelişmelere sahne oldu. Yaşanılan bu olayların bölgeye etkisi önümüzdeki günlerde hissedilmeye başlanacak.

Bu olayların başında İran’ın yeniden sistem içerisine alınması geliyor. Sistem içine almaktan kasıt İran’a uygulanan ambargoların kısmen kaldırılması ve kısmen hafifletilmesi ile İran’la ticari ilişkilerin başlatılması… İmzalanan bu anlaşma İran ve Batı âleminde sevinçle karşılanırken, Amerika ve İngiltere’nin bölgede ezelden beri dostu olan başta Suudi Arabistan ve diğer Sünnî körfez ülkelerinde tedirginlik meydana getirdi. Nitekim bu tedirginlikten kaynaklanan dalgalanmalar sonucunda da zaten bir iki yıldır pamuk ipliğine bağlı olan İran ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler tamamen koptu.

Şii âlimi ve İran yanlısı görüşleri ile bilinen Nimr'in provokasyon yaptığı gerekçesi ile Suudi Arabistan tarafından asılması üzerine, İran'da gösteriler düzenlendi ve Suudlara ait kimi konsolosluk binalarında patlamalar oldu. Bunun üzerine Suud yönetimi İran ile diplomatik ilişkilerini durdurduğunu açıklayarak İranlı diplomatlara ülkeden çıkmaları için 48 saat süre verdi. Bu hamle İran tarafından da görüldü ve aynı şekilde karşılık verildi.

İki ülke arasında başta Yemen krizi olmak üzere son iki yılda zaten İran'ın Güney Arabistan’daki şiileri kışkırtması ve örgütlemesi, Irak ve Suriye politikaları ve Basra Körfezi’nin kullanımı ve güvenliğinin sağlanması yüzünden siyasi gerginlik mevcuttu. Bu gerginlik batı dünyasının nükleer araştırmalar konusunda İran ile anlaşma masasına oturmasından sonra İran’ın şii yayılmacılığına kalkışması sebebiyle doğmuştu. Ambargonun gevşemesi ile nefes alan İran bölgedeki karışıklıkları değerlendirerek, başta Irak ve Suriye olmak üzere Yemen ve diğer şii nüfusunun bulunduğu topraklara tesir etmekteydi. Bu tesir ekonomik ve askerî desteği de kapsamaktaydı. İran böylece Arap yarımadasında kendisine rakip gördüğü Suudi Arabistan’ı her yönden sarmaladı. Ama öldürücü hamleyi yapmaktan hep kaçındı. Çünkü Suudî devleti, 100 yıl önce bir İngiliz projesi olarak kurulmuş olup Suud ailesinin hamisi halen İngiltere ve Amerika’dır.

Batı bloğu Suriye'deki üsleri ve İran’la olan ittifakı sebebiyle Rusya’yı ambargo ve İran yakınlaşması ile kontrol altında tutmayı amaçlamışken İran’ın biraz nefes alması batı aleyhine ve Rusya lehine kartların yeniden karılmasına sebep olmuş gözüküyor.

Bunun üzerine petrol fiyatları hiç olmadığı kadar geriletildi ve başta Rusya ve İran olmak üzere bölgedeki bütün üreticilerin kulağı çekilmek istendi. Rusya’nın bu hamleye cevabı İran’ı Suudi Arabistan üzerine salmak oldu. Çünkü İsviçre bankalarını ağzına kadar dolduran Suudî yönetimi belki barış zamanı düşük fiyatlardan etkilenmez ancak ekonomisi sadece petrole dayalı olan bu devletin uzun süreli bir çatışma haline ne kadar dayanacağını kimse bilemez. Petrol fiyatlarının bu kadar düşük olmasından en fazla etkilenen Rusya’nın çıkış kapısı olarak diğer üreticilerin de zarar etmesine yönelik İran Arabistan gerginliği hamlesi aslında bir Rus ruleti oynadığını da göstermekte ve içinde barındırdığı riskler de düşünüldüğünde Rusya bakımından çok tehlikeli bir hamle olarak kaydedilmeli.

Cephelerin bu kadar keskinleştiği Orta Doğu’da bundan sonra ne olacağına ise herhalde batı karar verecek. Arap baharından beri fokur fokur kaynayan bu coğrafyada Rusya’nın da Suriye üzerinden sahaya inmesini engelleyemeyen batı dünyası, Arap Yarımadası’ndaki sünnî bloğa karşı daha fazla İran’ı destekleyemez, zira batının sahada kalması ancak sünnîler ile şiiler arasındaki zaaf ve güç dengelerinin bozulmamasına bağlıdır. O halde İran’ın bu saldırganlığının tırpanlanması en makul çözüm olmalı. İran’a karşı batı müdahalesi üç noktadan gelebilir. Irak, Yemen veya Suriye… Bu üç seçenekten en makulü bu konjonktürde Suriye gözüküyor ama orada da Rusya var.

O halde Rusya'nın içinde Kırım’ın da bulunduğu Doğu Ukrayna işgaline sessiz kalarak bunu zımnen kabul eden batı, Rusya ile anlaşarak fiilen tanıdığı bu durumu hukuken de tanıyacağını taahhüt ederek Rusya’nın Suriye’deki haklarının bir kısmından feragat etmesini sağlayabilir. Böylece İran’ı Suriye’de boğabilir ve sünnî dünyasına karşı hizaya sokabilir.

Rus uçağının düşürülmesinden sonra Erdoğan’ın Katar ve Arabistan ziyaretleri, Barzanî’nin Türkiye’de devlet başkanı gibi ağırlanması ve Türk askerinin Musul’da konuşlanması, sünnî ordusu projesi ve Mısır Dış İşleri Bakanı’nın Türkiye ile ilgili olumlu açıklamaları ABD Başkan Yardımcısının ocak ayındaki Türkiye ziyareti hep bununla ilgili olmalı.

Uluslararası siyaset, bolca güç gösterisi, sabır ve zaman işidir. Lâkin demir de tavında dövülür.

Bu tavır uluslararası siyasette en iyi İsrail bilir. Burnunun dibinde yaşanılan bunca gelişmeye sessiz kalan, Arap Baharı hareketlerinden beri rengini ve tavrını belli etmeyen, Filistin’in uluslararası kamuoyunda tanınma girişmelerinde bile sessizliğini bozmayan İsrail’in bu sessizliği hayra alamet değil… Gelişmeleri okuyamadığı ve müdahale etme kudretinin bulunmadığını düşünmediğimiz İsrail, muhtemel ki bir plân dâhilinde gelişmeleri takip ediyor ve kendisi için en iyi kazancın doğacağı anı bekliyor ve bunun için de Ortadoğu’daki gerilimin daha da artmasını bekliyor.

Şimdi İsrail’den kesip atmadan önce bu düğümü iyice sıkacak, yani safları daha da sıklaştıracak hamleyi bekleyelim.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Şaşkınlar... - Sayı 129
Türk marşı... - Sayı 129
Gazzeye ağıt... - Sayı 124
Heybemden... - Sayı 124
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Bu bayrağa basılmaz, basılamaz


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17666936
 Bugün : 524
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 873000
 Bugün : 211
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 1118
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim