Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3467 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hz. Cevriye Binti Hâris
Yavuz Sert

  Sayı: 88 - Nisan / Haziran 2016

Efendimiz'in Hafsa validemiz ile evlenmesinden sonra evlilikleri sıklaşmıştır çünkü hadisat bunu gerektirmiştir. Efendimiz’in Cevriye validemiz ile evliliği 627 yılının Şubat’ında olmuştur.

627 yılının başında İfk hadisesi yaşanmıştır ve bu hadise Benî Mustalik gazvesinden dönerken olmuştur. Benî Mustalik, Huzâa kabilesinin kolu olan bir kabiledir. Bu kolun reisi Hâris bin Ebû Dırâr'dır ve Cevriye validemiz o reisin kızıdır. Benî Mustalik kolu, savaş gücü ve lojistiği kuvvetli, müslüman düşmanı bir kabiledir. Hendek gazvesinden önce bu kabile müslümanlara karşı bir savaş hazırlığına başlar. Benî Mustalik'in böyle bir savaşa hazırlandığını duyunca, Efendimiz bir sefer düzenler.

Benî Mustalik gazvesinden galip gelinir ve yüzlerce köle ve cariye elde edilir.  Köle ve cariyeler Medîne'ye götürülürler ve gazveye katılan Mücahidîn-i İslâmiyye'ye dağıtılırlar. Bu savaşta henüz yirmili yaşlarda olan Cevriye binti Hâris'in kocası ölmüştür. Bu nedenle Cevriye validemiz de o zamanın savaş hukuğu gereği cariyedir. Ganimet payı dağıtımı sırasında Cevriye validemiz Sabit bin Kays veya onun amcazadesine düşer. Esaretten kurtulmak için fidye-i necat vardır. Validemiz reis kızı olduğu için bu miktar onun için yüksektir. Validemiz, Sabit bin Kayz hazretleri ile bu miktarı 9 ukye altın olarak tespit ettikten sonra Efendimiz'in yanına giderler. Validemiz "Ben Huzâa kabilesinin Benî Mustalik kolunun reisi Hâris bin Ebî Dırâr'ın kızıyım, Sabit bin Kays'ın hissesine düştüm, beraber bir fidye belirledik ama şimdi bunu ödeyecek durumum yok, benim bu fidyemi ödemem için siz yardım eder misiniz?" der. Efendimiz öyle bir Zât-ı Şeriftir ki, kendisine kılıç çekenler bile ona dehalet etmekte, ona sığınmaktadırlar.

Validemizin o yaşta bu cesarette olması Efendimiz'in merhametini, şefkatini ve takdirini celb eder ve Efendimiz validemize şu sözlerle evlenme teklif eder: "Bu fidyeyi ödeyip serbest olup memleketine mi gitmek istersin, yoksa tebliğ ettiğim dini kabul edip, benimle de nikahlanıp zevcem olarak kalmayı mı tercih edersin". Validemiz Efendimiz'in bu teklifi üzerine "Sizin yüksek bir şahsiyet olduğunuzu biliyorum, dininizi de biliyorum, babamın şerrinden dininize giremiyordum" der, yani validemiz aslında İslâm'ı içinde kabul etmiş ama ızhar edememiş bir mü’minedir. Validemizin bu sözleri üzerine Efendimiz, Hz. Cevriye'yi nikahları altına almıştır ve Hz. Cevriye mü'minlerin annesi olmuştur. Efendimiz’in validemize küçük tatlı kız mânâsına Cevriye ismini vermesi de burada olur.

Ashâb-ı Kirâm ve özellikle Benî Mustalik gazvesine katılanlar, Efendimiz hazretlerinin Cevriye validemiz ile evlendiğini duyunca kendilerine düşen tüm köle ve cariyeleri azad etmişlerdir, çünkü o köle ve cariyelerin kabilesinden birisi artık müminlerin annesi olmuştur. Benî Mustalik müntesipleri Ashâb’a neden böyle yaptıklarını sorunca Ashâb-ı Kirâm artık kabile reisinin kızının anneleri olduğunu, annelerinin akrabalarını köle ve cariye olarak tutmayacaklarını söylemişlerdir. Bu yüksek ahlâk ve âlicenaplık karşısında azad edilen tüm kabile ahalisi müslüman olmuştur.

Hz. Ayşe validemizden gelen rivayetten Hz. Cevriye validemizin ibadete çok düşkün bir annemiz olduğunu öğreniyoruz. Hz. Cevriye fetva sahibi alimelerdendir. Efendimiz Hazretleri “ben yokken veya ben göçtükten sonra Cevriye’ye sorduğunuz bir sorunun cevabı ile amel edebilirsiniz” buyurmuştur.

Birgün Efendimiz Hz. Cevriye’nin hücresindeyken sabah namazının sünnetini kılıp ve farzı için mescide geçmek üzereyken Cevriye validemiz tesbihata başlar. Efendimiz bazen namazdan sonra hanesine dönünce kuşluk vakti kuşluk namazı kılar ve biraz kaykule yapardı. Türkçe’deki kaykılmak kaykuleden gelir. Efendimiz o gün de öyle yapmak için haneye dönünce Cevriye validemizin halen tesbihatta olduğunu görür ve “Sen hâlâ o halde misin?” der. Daha sonra Efendimiz “Senin bu kadar zamandır okuduğun tesbihi ben dört defada yaptım, sana da öğreteyim mi?”  der ve hem validemize hem bize şu tesbihi öğretir: “Sübhânallahi ve bihamdihi adede halkıhî ve rıdâ nefsihi ve zînete arşihi ve midâde kelimâtihi” Anlamı şudur; “yarattıklarının sayısınca, zatını hoşnut edecek kadar, arşının ağırlığınca ve kelimeleri sayısınca yüce Allah’ı hamd ile tesbih ederim.”

Validemiz Hicri 56 yılının Rebiülevvel ayında, 676 yılı Şubat’ında Âlem-i Cemâl’e intikal buyurmuştur. Cenaze namazını vali Mervan bin Hakem kıldırmıştır. Validemiz Medîne'de vefat etmiştir ve kabirleri Cennetü'l Bakî'de diğer validelerimiz ile birliktedir.

(Burç FM’de yayınlanmış olan “Ömer Tuğrul İnançer ile Seyir Defteri” programı kayıtlarından derlenmiştir.)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gazze biz ne öğretti?... - Sayı 119
Bir tufanın ardından: Fil... - Sayı 119
Adalet Mülkün Temelidir... - Sayı 112
Bir bürokrat şârih: Abidi... - Sayı 106
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (126):
Vekâlet Savaşları...

Son Eklenen Yorumlardan
 Elinize sağlık.Okuyup anlayanı, ibret alanı çok olsun, inşallah.Çok selâm ve hürmetlerimle...Sağlık ... Naci Eroğlu

 Elinize sağlık. Okuyup anlayanı çok olsun inşallah.Allah, milletimizi bu ve benzeri belalardan ebed... Naci Eroğlu

 Gülizar annenin mekanı cennet olsun inşaallah. Ufukta kavuşmak ta var. Metanet ve sabır dilerim. Ka... AYHAN ASLAN

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun


Hislerin hissizleştiği noktada, onlarda kalan aklın varlığını sürdürebilmek için o noktaya varışın yaratıcısını bile inkâr edebilecek kadar “bencil”leşmesine kılıflar uydurarak (bunu) üstünlükmüş gibi gösterenleri iyi tanımak gerekir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Temmuzda yaşamak zemheriyi
Çocuk, sevginin ürünü...
Filistindeki çocuklar
Çocuk olmak
Zaman diriyken kıymetli
CHP’nin bu millete yaptığı zulümler Cell


Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Ali Erdal - Yolculuk
Kadir Bayrak - Çocuk toprak gibidir
Necip Fazıl Kısakürek - Necip Fazıl’dan çocu...
Ekrem Yılmaz - İçimizdeki çocuk ölm...
Ekrem Yılmaz - Çocuk
Ekrem Yılmaz - Sınırlar ötesinde
Dergi Editörü - Annesi gül koklasa a...
Site Editörü - Çocuklar bizim gelec...
Necdet Uçak - Ahlâk bozuldu
Necdet Uçak - Ali ile Barbaros
Kardelen Dergisi - Kardelen’den haberle...
Kardelen Dergisi - Hâlâ ve her şeye rağ...
M. Nihat Malkoç - Filistindeki çocukla...
M. Nihat Malkoç - Çocuk olmak
Hızır İrfan Önder - Gurbetin ocağı harlı...
Zaimoğlu - Vasıtasız erdirici
Halit Özdüzen - Yozlaşan toplumlar
Mehmet Balcı - Yardımseverlik
Mehmet Balcı - Sitem
Ahmet Çelebi - Anladım
Kubilay Ertekin - Senirkent Faciası ha...
Halis Arlıoğlu - CHP’nin bu millete y...
Ahmet Değirmenci - Yangından artakalan
Ahmet Değirmenci - Özür
Ahmet Değirmenci - Otuz yıl
Murat Yaramaz - Özür
Murat Yaramaz - Kirli
Gözlemci - Hadiselere bakış
Cahit Ay - Muhasebe
Cahit Ay - Anlaşma teklifi
Cemal Karsavan - Ve çamaşır ipinde sa...
Heybet Akdoğan - Sekülerizm ve İslâm
Osman Akçay - Çocuklar oynasın
Bekir Oğuzbaşaran - Nev gazel
Yaşar Akyay - Çocuk, sevginin ürün...
İbrahim Durmaz - Çocuk ve kuş
İbrahim Durmaz - Çocuğum
Saltuk Buğra Bıçak - Temmuzda yaşamak zem...
Mustafa Kozlu - Gül kokusu
Esra Çakan - Zaman diriyken kıyme...
Uğur Utkan - Satuk Buğra Han efsa...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15878180
 Bugün : 2901
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 668854
 Bugün : 267
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 243
 125. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim