Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2115 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Dıştaki alçaklar mı, içteki hainler mi
Kubilay Ertekin

  Sayı: 95 -

Geçmişte ve günümüzde ülkemiz için en büyük tehdit ve tehlike, dıştaki alçaklar değil, içteki hâinler olmuştur. Bunlar öyle sıradan ve rastgele kimseler de değil, ülkenin sözde aydın ve çağdaş (!) geçinen ama, bu ülkeye en büyük ihânet ve hıyâneti yapan ahlâksız ve hayâsız kimselerdir. Bunlar batıya sığınıp onlara uşaklık ve câsusluk yapmayı ülkesine hizmetten daha üstün (!) gören sefiller ve rezillerdir. Bu zihniyettekilerin beslendiği asıl kaynak, ülkede millî, manevî değerlere karşı düşmanlıkta kronikleşmiş siyasî bir yapı ve onun şarlatanıyla, yandaşlarıdır. Bunlar iktidar hırsıyla ülkede bir iç savaş çıkartmaktan bile çekinmeyecek kadar alçalan gerçek hâin ve lâinlerdir. Nitekim daha geçen gün halka bel bel bakan sözde bir belediye başkanı ve aynı sakîm hastalıklı zihniyetten bir herif-i nâşerif; “Cumhurbaşkanının bir faşist olduğunu, bu yüzden ülkede bir isyân ve ayaklanmamın, kalkışmasının, şart olduğunu” (!) söyleyecek kadar gözü dönmüş ve bu millete, onun irâdesine intikam hırsıyla kudurmuş gibi olduğunu göstermiştir.

Bu adamların ülkedeki yaygınlaşan tüm hayâsızlık ve kânunsuzluklarla birlikte; terör, anarşi, vatana ihânet ve alkol, uyuşturucu, gasp ve zina gibi cemiyeti çökerten, çürüten mikroplardan ve dünyâda azalmasına rağmen yurdumuzda sürekli artan (AİDS) benzeri pisliklerden haberleri olmadığı gibi, bunları teşvik eden, destekleyen söz ve davranışlardan, bildiri ve beyanat vermekten utanmadıkları görülmektedir. Hattâ müftülerin nikâh kıyma olayını bile bu habâsetlerden daha tehlikeli (!) gören fâsit ve fâsık bir yapı var bu ülkede… Bunlardaki ihânet ve hıyânetin dehşetini anlatmak için kelimeler bile yeterli değildir. Yurt dışındaki mâbetlerimize ve insanlarımıza yapılan onca iğrenç saldırı ve hakâretlere sesleri çıkmayan bu ahlâksızların, millî irâdeye ve milletin cumhurbaşkanına nasıl bir kin ve nefret besledikleri görülmektedir.

Bakınız bunların sığındıkları ve baş tâcı olarak gördükleri o kefere ülkeler oraya giden vatandaşlarımıza hava alanlarında nasıl davranıyorlar ve insanlarımızın üstlerini kime nasıl arattırıyorlar!? Evet köpekler arıyor onların üstlerini. Tabii aynı olay (mukabele-i bil misil) olarak onların vatandaşına da burada uygulanmaktadır. Şimdi bu türlü bir olay Türkiye tarihinde hiç görülüp duyulmuş mudur!? Hiçbir lider batıya kafa tutup, misliyle muamele ederek bir Avrupalının üstbaşını hava alanlarında köpeklere aratmış mıdır!? İşte bu bir millî duruştur ve ülkenin onurunu her şeye rağmen koruma refleksidir. Ama içimizdeki ülke düşmanları bütün zorluklara ve keferelerin dört koldan hücumuna rağmen böylesi onurlu davranışları aslâ görmek istemiyor ve onlarla birlikte ülkemize saldırmaya devam ediyorlar. Şimdi ülke dışındaki alçaklar mı daha tehlikeli, yoksa içimizdeki hâinler mi!? İşte bütün bunları ve benzeri olayları dert edinmeyen siyasî  ve oligarşik bir yapı var ülkemizde ve oradaki vatandaşlarımıza uygulanan insanlık dışı durumlardan zerrece hayâ edip üzüntü duymuyorlar… Bil’akis tüm bunları Cumhurbaşkanına saldırma gerekçesi olarak (!) görme zilletinde ve iffetsizliğindedirler. Demek ki bunlarda millî gurur ve haysiyet denen şeyin zerresi bile kalmamış…

Cunta ve darbeler dönemi mezâliminde hiç bir varlık gösteremeyenler, özellikle 28 Şubat postmodern darbecilerin önüne yatanlarla, yağlı kazık kaçkını ve birçok müptezeller, bu gün ülkenin düzlüğe çıktığını görünce deliklerinden çıkarak millî irâdeye ve bilhassa Cumhurbaşkanın paçasına saldırma yarışına girmişlerdir. 

Elbet mevcut iktidar ve mensupları sütten çıkma ak kaşık değillerdir. Onların da hatâsı olabilir. Ama geçmişte IMF haydutlarının karşısında susta duranlar ve ülkenin dış itibârını yok edenlerin şu an tek hedefleri, kazanılanları yemek ve ülkeyi tekrar eski durumuna sokmaktır. Bu hususta yıkıcı siyasîler başta olmak üzere, yazarı çizeri âlimi ve câhili hep aynı zihniyetin, aynı fâsit dâirenin içindedirler. Şu kepâzeliğe ve mantık sefâletine bakınız! “Ülke millî şef döneminin otoriter yapısına ve talihsiz 1946 seçimlerin yaşandığı âna tekrar dönmüştür” Hezeyânı ne kadar saçma bir benzetmedir.  (28.10.2017 basından) Bre nankörler! AKP ve Tayyip Erdoğan; ne zaman “açık oy gizli tasnif” rezâletinde bulunmuş ve ne zaman (Ezanı-Kur’ân'ı, mevlidi ve salâyı yasaklamıştır!!? Kaç câmiyi satıp ahır, samanlık ve parti binâsı, meyhâne olarak kullanmış veyâ kullandırmıştır!?)  Tam tersine o zihniyetin kaderine terk ettiği yüzlerce câmi, vakıf, imâret ve tarihî eserlerimizi yurt içinde ve dışında halkın hizmetine açmış ve açmaya da devam etmektedir… Son olarak da bugün (28.10.2017) Cuma Ankara’yı “MÂBEDSİZ ŞEHİR” hâline getiren o sakîm zihniyetin (kasten) harap ve kaderine terk ettiği “Melike Hâtun” Câmiini muhteşem bir kalabalıkla bizzat halkın hizmetine açmıştır. Evet; câmi düşmanı laik devrimbazların “istemezzük” çığlıklarına ve iç ihânet cephesinin bitmeyen o kin ve gayzına rağmen bu hizmetler çok şükür aralıksız olarak yürütülmektedir. Bir insanın öyle bir saçmalıkta ve iğrenç bir ithamda bulunması, bu iki dönem arasında bir illiyet bağı kurması için, ya geri zekâlı olması ya gerçek mânâda megolaman veyâ akıl ve ferâsetten, insânî haysiyetten yoksun olması gerekir… Ayrıca bugün ve AKP dönemi boyunca kimin inancına ve özel hayâtına müdahâle edilmiş ve kimin eğitimine mâni olunmuştur!? Bu saldırgan çığırtkanların, bozguncu mel’unların ve millî irâde düşmanı müfsitlerin her hangi birisine ne zaman “gözünüz üstünde kaşınız var” denilmiştir!? İşin özü ve aslı; bunca hürriyet ve özgürlükler öylesi ihânet şebekelerine biraz değil, çok fazla geniş gelmektedir... Demek ki ülkenin yangın yerine döndüğü ve millî irâdenin tümden ayaklar altına alındığı, inançlı ve başörtülü kadın ve kızlarımızın bir vebâlı gibi görüldüğü o zulüm dönemleri bu bozguncu müfsitler için hiç bir şey ifâde etmiyormuş. Çünkü mal meydanda ve herkesin muzmeri-içinin zehri dışına çıkmış durumdadır. Hedef; ülkenin huzuru ve yüz yıldır güç belâ kazanılan mevcut durumun dış düşmanla birlikte bu iktidarın yıkılmasıdır. Ama belki de yıkmak isteyenler, tekrar o yıkıntının altında kalanlar olabilir… Son olarak şunu da belirtmem gerekir. Merhum Menderes, Özal ve AKP’yi beğenmeyen hâin ve nankörlerin, onlardan önceki dönemlere bir bakmaları gerekir. O zaman ekmek bulamayanlar, şimdi tonlarca ekmeği çöpe atma alçaklığında ve nankörlüğünde bulunmakta, (birinci sigarası) değil, 15-20 tl.’ye yabancı markalı sigara içmekte ve bir değil, çifte çifte kedi ve köpek beslemektedirler...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Ahmet Güney     13.02.2018
Yorum : Türk Milleti hiçbir zaman dış düşmanlar tarafından yıkılmamıştır. Hep kendi içindeki hainler tarafından yıkılmıştır.





 
Senirkent Faciası hangi z... - Sayı 125
Putlar ve putperestler... - Sayı 124
Eşek ve deve... - Sayı 122
Kurtlar ve İnsanlar...... - Sayı 113
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (126):
Vekâlet Savaşları...

Son Eklenen Yorumlardan
 Elinize sağlık.Okuyup anlayanı, ibret alanı çok olsun, inşallah.Çok selâm ve hürmetlerimle...Sağlık ... Naci Eroğlu

 Elinize sağlık. Okuyup anlayanı çok olsun inşallah.Allah, milletimizi bu ve benzeri belalardan ebed... Naci Eroğlu

 Gülizar annenin mekanı cennet olsun inşaallah. Ufukta kavuşmak ta var. Metanet ve sabır dilerim. Ka... AYHAN ASLAN

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun


Batı; kaybettiği noktanın idrâkinde ve kazanacağı noktanın gafili olduğunu -yalnız kendine- ihtar ederek bugünkü buhranını yaşıyor. Biz; tüm taklitçiliğimize rağmen hem birincisinin, hem ikincisinin gafletindeyiz.
Eğer batı gibi kaybettiğimiz noktanın idrakinde olabilseydik, elimizden kaçırdığımız bunca zamandan ötürü eyvahlar eder; kazanacağımız noktanın gafletinden de sıyrılabilirdik…
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Temmuzda yaşamak zemheriyi
Çocuk, sevginin ürünü...
Filistindeki çocuklar
Çocuk olmak
Zaman diriyken kıymetli
CHP’nin bu millete yaptığı zulümler Cell


Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Ali Erdal - Yolculuk
Kadir Bayrak - Çocuk toprak gibidir
Necip Fazıl Kısakürek - Necip Fazıl’dan çocu...
Ekrem Yılmaz - İçimizdeki çocuk ölm...
Ekrem Yılmaz - Çocuk
Ekrem Yılmaz - Sınırlar ötesinde
Dergi Editörü - Annesi gül koklasa a...
Site Editörü - Çocuklar bizim gelec...
Necdet Uçak - Ahlâk bozuldu
Necdet Uçak - Ali ile Barbaros
Kardelen Dergisi - Kardelen’den haberle...
Kardelen Dergisi - Hâlâ ve her şeye rağ...
M. Nihat Malkoç - Filistindeki çocukla...
M. Nihat Malkoç - Çocuk olmak
Hızır İrfan Önder - Gurbetin ocağı harlı...
Zaimoğlu - Vasıtasız erdirici
Halit Özdüzen - Yozlaşan toplumlar
Mehmet Balcı - Yardımseverlik
Mehmet Balcı - Sitem
Ahmet Çelebi - Anladım
Kubilay Ertekin - Senirkent Faciası ha...
Halis Arlıoğlu - CHP’nin bu millete y...
Ahmet Değirmenci - Yangından artakalan
Ahmet Değirmenci - Özür
Ahmet Değirmenci - Otuz yıl
Murat Yaramaz - Özür
Murat Yaramaz - Kirli
Gözlemci - Hadiselere bakış
Cahit Ay - Muhasebe
Cahit Ay - Anlaşma teklifi
Cemal Karsavan - Ve çamaşır ipinde sa...
Heybet Akdoğan - Sekülerizm ve İslâm
Osman Akçay - Çocuklar oynasın
Bekir Oğuzbaşaran - Nev gazel
Yaşar Akyay - Çocuk, sevginin ürün...
İbrahim Durmaz - Çocuk ve kuş
İbrahim Durmaz - Çocuğum
Saltuk Buğra Bıçak - Temmuzda yaşamak zem...
Mustafa Kozlu - Gül kokusu
Esra Çakan - Zaman diriyken kıyme...
Uğur Utkan - Satuk Buğra Han efsa...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15878272
 Bugün : 2996
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 668854
 Bugün : 267
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 243
 125. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim