Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     463 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Putlar ve putperestler
Kubilay Ertekin

  Sayı: 124 -

Başlığa bakarak içteki siyasî kurum ve ideoloji sahipleri alınıp gocunmasınlar. Maksadım genelde ve dünyadaki kanlı ve canlı putların, putperestlerin insanlığa yaptığı zulüm ve vahşetleri dile getirmektir. Aslında tarihe geçmiş olan ya da tarihte belirtilen Lat, Menat, Hubel, Nemrut, Firavun, Buda gibi asırlar önceden yaşatılan, o dönem halkı tarafından tapınılan putlar; bugünkülerin yaptığı vahşetler yanında hiç kalır. Çünkü onlar taştan, demirden ve başka cisimlerden insanlar tarafından yapılan sonra da tapınılan basit cisimlerdi. Bu cisimler zulmetmiyor, onlar ilâh kabul edilip onlar adına zulmediliyordu. Yani insanlar putları kendi icat ediyor kendileri tapıyordu. Şimdikiler ise siyasî ve şahsî hırsları, kaprisleri ve çıkarları için milyonlara zulmediyor asıp kesmek bir yana canlı canlı toprağa gömüyorlar. Ayrıca icat edilen teknoloji sayesinde bir bombayla binlerce insanı öldürüyorlar. Nitekim M. Akif’in şu ifadeleri ülkeleri kan deryasına döndüren canavarları anlatmaktadır:

“Yoklarım taşları, toprakları: İzler kan izi;

Yurdumun kan kusuyor mosmor uzanmış denizi!”

Bu ifadeleri mağdur ve mazlum Müslümanlarına teşmil edebiliriz.

Peki, kim bunlar? Şefler, liderler, diktatörler... Son yüzyıldan Hitler, Stalin, Mussolini buna örnek verilebilir. Bunların kopyaları olan Saddam, Nasır, Enver Sedad, Hafız Esad ve oğlu, Netanyahu gibi cani katiller de eklenebilir. Yani bunlar kanlı ve canlı varlıklardır. İşte bunları putlaştıran kesimler de din iman yoksulu feraset ve basireti olmayan insan şeklindeki putperestlerdir. Unutulmaması gereken bir gerçek şudur: İslâm dini putların ve putperestliğin dünya yüzünden kaldırılması için gönderilmiştir. Nitekim tarih kitaplarında Kâbe’de 360 put olduğu yazılmaktadır. İşte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) putların ve putperestliğin kaldırılması için hayatını ortaya koymuş, kısa zamanda onların yok edildiği gibi dünyanın dört bucağına İslâmiyet’i götürmüştür. Nitekim cehaletin verdiği sonuç insanlar bazı cisimleri putlaştırdığı gibi çakıl taşına, deve sidiğine, yılana çıyana tapacak kadar insanlık zîr u zeber edilmiştir. Hattâ sahabeden birisinin şöyle dediği ifade edilmiştir: “Biz hurmadan put yapar sefere gittiğimizde ona tapar, azığımız bittiğinde de onu yerdik.” Üstelik putlar ve putperestler helâlın, hayânın, diğer faziletlerin düşmanı olduğu için haramı, soygunu, vurgunu, hayâsızlığı ve haydutluğu teşvik eder, ülkelerde haramzadelerin yetiştirilmesine vesile olur. Nitekim savcıların soruşturmasına göre ve kendi içlerindekilerin şikâyeti sonucu Âsitane’nin (İstanbul) başındaki şehremini denilen zat 120-130 civarındaki yandaşlarıyla koca bir soygun, vurgun, rüşvet, hırsızlık, irtikâp gibi iğrençliklerle adeta bir imparatorluk kurmuş. Dünyada namuslu, şerefli bir insan ve topluluk bu haramzadeliğin yani soygunun, vurgunun, haydut ve haytalığın irtikâp ve hırsızlığın meşru bir yol olduğunu iddia etmez ve asla savunmaz. İşledikleri bu yolsuzlukların gizlenmesi için haramla, yalanla mülevves bir çapulcular grubunu ayaklandırdılar ve ülkeyi talan ettiler. Merhum M. Akif bu zihniyettekileri şöyle tarif ediyor:

“Ne Hudâ korkusu bilmiş, ne utanmış ebedî,

Güç okur, hiç yazamaz bir sürü hırsız çetesi…

Hani can sağlığıdır doğrusu bundan ötesi!

… Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,

Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!”

Bu hırsız çetesi ve sırtlan kümesi basındaki haberlere göre 160 polisimizi yaralamış, hattâ yanıcı maddeyle birisini yakmış, bir diğerini baltayla linç etmiştir. İnanç ve millî irade düşmanı olan bu zihniyetin tekrar canlanıp cüret kazanmasına iki zümre sebep olmuştur. Birincisi Ak Parti döneminde hasbelkader önemli mevkiler işgal eden umut sömürücülerin Tayyip Erdoğan’a olan kin ve nefreti sonucu saf değiştirmesi ve onlara yardım ve yataklık yapmaları ile kendilerini muhafazakâr olan ve olmayan şeklinde Müslüman tesmiye eden gürûhun ekonomik kriz bahanesiyle siyasî hayatlarını 80-90 yıldan beri İslâm’la mücadeleye hasreden kesimin safına geçmiş olmalarıdır. Nitekim adamlar daha iktidar olmadan ülkede birçok belediyeyi kazandıkları için “Nerede kalmıştık?” diyerek tıpkı 1930-1940 yıllarında Millî Şef döneminde olduğu gibi mabetlerimize saldırmaya başladılar. Örnek Şehzadebaşı Camiin duvarına idrar yapmaları, Caminin bahçesindeki asırlık Müslüman mezarlarını tahrip ve talan etmeleri, Cumhurbaşkanının ailesine küfür etmeleridir. Aslında bu idrarlar o ucube zihniyeti destekleyenlerin suratına yapılmış ve onların mezarları tahrip edilerek yine bu habis zihniyete yardım ve yataklık yapan kesimlerin ailelerine küfür edilmiştir. Sol ideoloji çığırtkanlarının ağırlıkta olduğu belediyelerde lağım patladı. Bu lağımın habis kokusundan yalnız üç kesim rahatsız olmuyor: Bir; Ak Parti kaçkınları, iki; kendine Müslüman denilen ama Müslümanlara ve İslâm’a düşman olanlara yardım ve yataklık edenler, üçüncüsü zaten lağım olan kesimler. Konuyu kaç sefer yazdığımı hatırlamadığım tarihî bir zulüm belgesiyle bitirmek istiyorum.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Senirkent Faciası hangi z... - Sayı 125
Putlar ve putperestler... - Sayı 124
Eşek ve deve... - Sayı 122
Kurtlar ve İnsanlar...... - Sayı 113
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Marksizm’in, her şeyin cevabını veremediği, “ilk insanı ve tabiatı kim yarattı” sorusuna “bunu ortaya atmakla tabiatı ve insanı yok farz etmiş oluyorsun. Bundan vazgeçersen, bu soruyu sormaktan da vazgeçersin” demesinden(diye karşılık vermesinden) anlaşılmaktadır. Ancak her şeyin cevabını verebilecek bir kriteryuma sahip olan “benim düzenimi kabul et, kurtulursun!” deme hakkına sahiptir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17512292
 Bugün : 2209
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 840296
 Bugün : 297
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 236
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim