Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1610 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Bolluk ve boşluk
Ahmet Mahir Pekşen

  Sayı: 103 -

Boğazın serin ve mavi sularına bakıyorum anne...

Buradan atladığımda,  boşlukta kaç metre uçtuktan sonra artık yumuşaklığını kaybedip beton tesiri yapacak sulara çakılacağımı -öğrenmiştim ama- unuttum... Yalnız şunu hatırlıyorum ki; bu yükseklik, elinde paraşüt veya üstünde paraşüte benzer bir elbisesi olmayanlar için ölüme kavuşmaları için yeterli...

Cesedimi ne zaman ve ne halde bulacaklarına dair bir fikrim olamaz... Fakat, milyonların aç olduğu ülke ve milyarların aç olduğu dünyada, ölümümün enteresan bir haber olacağı beni sevindiriyor... Gazete manşetlerini ve televizyon haberlerinin başlıklarını görür gibi oluyorum...

-Kolunda iki bin dolarlık saat vardı...

-Otomobilinin markası şuydu ve bununla dört daire alınabilirdi...

-Hiçbir maddî sorunu yoktu...

-Sır perdesi kalkmadı... Vs...

-Gece klüplerinin renkli simalarındandı...

-Gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirirdi...

...

Benim için yazı dizileri hazırlanacak belki... Hayatım, renkli cama senaryo malzemesi olacak.

İnsan dünyada hayal ettiği müddetçe yaşarmış derler ya, ben de ölene kadar hayal edeceğim.

Gazete manşetlerini hayal ediyorum işte şimdi... Kimi hiç araştırma gereğini hissetmeden asparagasla yetinecek, kimi eşime dostuma, beraber olduğum ama şu anda sayısını hatırlamadığım flörtlerime, nişanlanıp attığım yüzüklere veya nikâh masasına oturup da bir hafta sonra boşandığım şöhret ve ün düşkünü, para ve mülk hayranı eşlerime soracaklar... Onlar da bir kere daha olsun, gazetelerin renkli sayfalarında şuh fotoğraflarının yayınlanması arzusuyla dut yememiş bülbül gibi ötecekler. Ve hakkımda yalanlar ve yanılgılar manzumesi kitaplık çapta eser olabilecek yazılar yayınlanacak.

Her ay bir araba değiştiren donjuanın esrarengiz sonu...

Boğazın mavi ve serin sularına bakıyorum anne... Atlamak istiyorum ve bunu bile başaramıyorum... Çünkü bana hiç başaracak şey bırakmadınız... Her şeyi benim adıma başardınız... Hep siz yönlendirdiniz beni...

Çok şey öğrendim anne... Sizin yanınızda öğrenmediğim, öğrenemediğim çok şeyi öğrendim... Bu öğrendiklerimden biri de çocukların maalesef belirli bir yaşa kadar, dünyaya, annelerinin ve babalarının gözlükleriyle bakmalarıdır. Sonra bu çocuklardan çok azı, ama çok azı, annelerinin ve babalarının gözlüklerini bir kenara koyarak, kendi gözlerinin miyop veya hipermetrobuna göre gözlükler edinebilirler... Kendimi geç olsa da bu gözlükleri edinebilenlerden sanıyorum.

Boğazın mavi ve serin sularına bakıyorum anne...

Ben eğer bir yere gömüleceksem, bu renklerin mavisi olmalı...

Ben eğer bir yere gömüleceksem, bu su gibi saf, su gibi yumuşak olmalı... Daha doğrusu, tek kelimeyle su olmalı.

Sudan aldığıma inandığım, “Can” denilen kutsal emaneti, yine “Su”ya iade etmeliyim...

Tıpkı çiçek gibi... Tıpkı yaprak gibi...

Mavi sulara bakarken, mavi bir çiçek düşünüyorum... Hayatı, bir mevsim bile sürmeyen mavi bir çiçek...

Bunu “Hızlı yaşa, genç öl, cesedin yakışıklı olsun” çarpık mantığıyla açıklamamak gerekir... Zira, çiçekler hızlı yaşamaz, uslu yaşarlar...

Ve çiçekler, toprağın derinliklerinde çamur yiyerek kendisine renk toplayan köke, bir mevsimlik hayatı sonunda vefa borcunu ödeyerek ve onu büyük bir teslimiyetle, bir başka çiçekte mor veya sarı olmak üzere toprağa renk olarak bırakırlar...

Yeşil yapraklar da öyledir... Onların ömrü üç mevsimdir ama nihayet bir yılı bile tamamlayamaz... Tomurcuktan gazele dönüş safhasında her hali güzeldir... Dağların nefesini, rüzgârı bekler... Rüzgâr bir iki sallar... Sarı yaprak, dalla son defa öpüşür... Rüzgârın kollarına teslim eder kendisini. Toprağa, bize hazin görünen bir yolculuk başlar...

Benim köprü ile su arasındaki yolculuğum gibi... Yaprak nasıl özüne, toprağa dönüyorsa, ben de aslıma “su”ya döneceğim...

Fakat, bu köprüye gelip her bakışımda, içimden bir ses canlanıyor, elleniyor, dilleniyor ve beni görünmez ama güçlü bir şekilde atlamaktan men ediyor.

Atlayamıyorum anne...

Mavi mi beni beğenmiyor, su mu bilemem ama, kendime kıymayı bile beceremiyorum...

Benim yerime yapamayacağınız tek şey; intihar etmek, onu da başaramıyorum...

Bu kaçıncı gelişim, kaçıncı boynu bükük dönüşüm...

İçimde kocaman bir boşluk...

Yine rüzgârların fısıldadığı bir ses; Bu boşluğu kim doldurur?

Sen ve babam, hemen her yerde ve her zaman göğsünüzü gere gere;

-“Çocuğumuza hiç kimsenin sağlayamayacağı düzeyde bir yaşam sağladık... Hiçbir eksiği yok. Hiç çalışmasa ve sadece sırt üste yatsa, ona ve torunlarımıza yetecek kadar gayr-ı menkul, kira ve menkul faizi bıraktık” deseniz de, bu boşluğun nedenini açıklamaya yetmiyor...

Evet, belki ardınızdan kötü düşünüyorum... Belki bu mavilik kötü düşündürüyor. Ama bir özelliğiniz var ki, bunu mutlaka belirtmem lâzım...

Bana, maddî açıdan hiçbir eksik bırakmayacak kadar mükemmel bir dünya hazırladınız. Bununla övünebilirsiniz... Cebim hiçbir zaman parasız kalmadı... Arzu edip de alamadığım ne elbise oldu, ne araba... Sırf ben avamla bir arada olmayayım diye villamızın önüne havuzlar yaptırdınız... Beraber yüzmemiz için arkadaşlarımı bile siz buldunuz... Maddî bir testten geçirdikten sonra, gelir düzeyi bize yakın ailelerin çocuklarıyla bu havuzu paylaşmamı uygun buldunuz.

Arkadaşlarımı da siz belirlediniz.

Onlar da benim gibi maddî sorunu olmayan gençlerdi.

Çok iyi bir grubumuzun olduğunu sanıyor, hattâ her yerde bunu bile övünme, gururlanma vesilesi yapıyordunuz...

Çünkü siz seçkindiniz ve çocuğunuzun grubu da seçkin olmak zorundaydı. Ben sizin gururunuzu okşamak için böyle bir toplumun içinde olmalıydım... Bu grubun birçok elamanı kokainman olsa bile.

Bu boşluğu kim doldurur?..

Bir ses “Bu boşluğu doldurursan kurtulursun diyor...”

İçimdeki boşluk sonsuz kadar geniş;

Sonsuz kadar geniş bir boşluk ne ile dolar ki?


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Şiirimde Necip Fazıl etki... - Sayı 120
Kelebeğin Cesedi... - Sayı 117
Apartman Hayatı... - Sayı 115
Allah... - Sayı 112
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (126):
Vekâlet Savaşları...

Son Eklenen Yorumlardan
 Elinize sağlık.Okuyup anlayanı, ibret alanı çok olsun, inşallah.Çok selâm ve hürmetlerimle...Sağlık ... Naci Eroğlu

 Elinize sağlık. Okuyup anlayanı çok olsun inşallah.Allah, milletimizi bu ve benzeri belalardan ebed... Naci Eroğlu

 Gülizar annenin mekanı cennet olsun inşaallah. Ufukta kavuşmak ta var. Metanet ve sabır dilerim. Ka... AYHAN ASLAN

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun


Türkçe’nin kırpıla kırpıla ne hale getirildiğine bakmadan kalkmışız, “eser vermeli, eser vermeli” diyoruz.
Halbuki “Güneş Dil Teorileri”nin temel yapılmak istendiği bir dili kullanarak karşımızdakilerle konuşup, anlaşabildiğimize şükretmeliyiz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Temmuzda yaşamak zemheriyi
Çocuk, sevginin ürünü...
Filistindeki çocuklar
Çocuk olmak
Zaman diriyken kıymetli
CHP’nin bu millete yaptığı zulümler Cell


Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Ali Erdal - Yolculuk
Kadir Bayrak - Çocuk toprak gibidir
Necip Fazıl Kısakürek - Necip Fazıl’dan çocu...
Ekrem Yılmaz - İçimizdeki çocuk ölm...
Ekrem Yılmaz - Çocuk
Ekrem Yılmaz - Sınırlar ötesinde
Dergi Editörü - Annesi gül koklasa a...
Site Editörü - Çocuklar bizim gelec...
Necdet Uçak - Ahlâk bozuldu
Necdet Uçak - Ali ile Barbaros
Kardelen Dergisi - Kardelen’den haberle...
Kardelen Dergisi - Hâlâ ve her şeye rağ...
M. Nihat Malkoç - Filistindeki çocukla...
M. Nihat Malkoç - Çocuk olmak
Hızır İrfan Önder - Gurbetin ocağı harlı...
Zaimoğlu - Vasıtasız erdirici
Halit Özdüzen - Yozlaşan toplumlar
Mehmet Balcı - Yardımseverlik
Mehmet Balcı - Sitem
Ahmet Çelebi - Anladım
Kubilay Ertekin - Senirkent Faciası ha...
Halis Arlıoğlu - CHP’nin bu millete y...
Ahmet Değirmenci - Yangından artakalan
Ahmet Değirmenci - Özür
Ahmet Değirmenci - Otuz yıl
Murat Yaramaz - Özür
Murat Yaramaz - Kirli
Gözlemci - Hadiselere bakış
Cahit Ay - Muhasebe
Cahit Ay - Anlaşma teklifi
Cemal Karsavan - Ve çamaşır ipinde sa...
Heybet Akdoğan - Sekülerizm ve İslâm
Osman Akçay - Çocuklar oynasın
Bekir Oğuzbaşaran - Nev gazel
Yaşar Akyay - Çocuk, sevginin ürün...
İbrahim Durmaz - Çocuk ve kuş
İbrahim Durmaz - Çocuğum
Saltuk Buğra Bıçak - Temmuzda yaşamak zem...
Mustafa Kozlu - Gül kokusu
Esra Çakan - Zaman diriyken kıyme...
Uğur Utkan - Satuk Buğra Han efsa...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15878914
 Bugün : 3635
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 668855
 Bugün : 268
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 243
 125. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim