Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1311 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Parkta bir bayram sabahı
Fatma Pekşen

  Sayı: 106 -

–Eyi ki geldik; gurbet yerde zordur bayram etmek. Bir de acılılar ki... dedi, orta yaşlı, kırmızı suratlı tombul adam.

–He ya, dedi ufak tefek karısı yeşil atkısının gerisinden. Her zaman tohtura gelecek değiliz ya; emmimin ilk bayramı, yürekleri yanıktır. Acılı olur yas bayramları... Ben anamınkini hatırlıyom da iki lokma bir şey yiyememiştim. Eyi ki eş dost vardı da ferahlandırdılar. Yoksa anam upuzun uzanmıştı yeniden gözümün önüne.

–Az daha yürürsek varırız, dedi adam, yabancısı olmadığı şehre göz atarken.

Büyük şehirlerde de arefe günleri memleketteki gibi şamatalı geçiyordu demek ki. Âdetâ bütün şehir sokaktaydı. Yerlere değen poşetler, kucaklar dolusu paketlerle trafiğe uymaya çalışan gençli ihtiyarlı, kadınlı erkekli insanlar topluluğu yürümüyor, akıyordu sanki. Hıncahınç dolu dükkânlar, iğne atsan yere düşmeyecek şekilde tıkıştırılmış minibüs ve otobüslerle yarış yapar gibiydi. Öyle görünüyordu ki yarın daha kalabalık olacaktı yollar...

Hafif olan yokuşu tırmandıktan sonra, lüks bir semtte oturan emmioğlunun apartmanını görünce, adam rahat bir nefes aldı:

–Bir de derler ki böyük şehirlerde bayram seyran, gelenek görenek unutulmuş hepten. Aha sen de gördün gözünle. Aynı bizim oralar gibi canlı değil miydi dört yan? Sevindim vallaha.

Daha önce birçok kereler geldikleri evin merdivenlerini tırmanırken karısı soluk soluğa laf yetiştirdi:

–Ben de sevindim. Eyi ki geldik acılarını paylaşmaya; ama gelmeseydik de birileri yalnız bırakmazlardı bizimkileri. Bayram yemeği, tatlı yapıp getiren bile olurdu herhalde. 

Zili iki kez üst üste çalıp beklemeye başladılar. Allah Allah, bütün aile nereye kaybolmuştu ki ezan önü? “Kim o?” diyen, kapıyı açan yoktu? Doğru ya! Bugün arefe günü değil miydi? İkindi zamanı emminin yattığı kabristana gitmişlerdir mutlaka! Hay Allah, niye hesap edememişlerdi ki bunu?

Zararı yok, bilmedikleri yer değildi ya neticede; şuracığa kıvrılıp otururlardı. Nasıl olsa biraz sonra yüzleri gözleri kızarmış olarak gelir, kendilerini kapı önünde oturur görünce de nasıl sevinirlerdi. Gelenek olduğu üzere bir ağlama faslı yaptıktan sonra her şey normale dönerdi.

Kapının gıcırtısıyla, çömelmeye niyetlenen ikili, ister istemez irkildiler. Evin genç kızı soğuk bir ifadeyle:

–Siz miydiniz zili çalan dedi.

–He ya, dedi adam. Yas bayramında sizi gurbet ellerde yalnız bırakmak istemedik. Yengenle yollara düştük, acınızı paylaşak istedik, dedi, biraz da şişinerek.

Yol giysilerini çıkarıp, vestiyere asarken, genç kızın burun kıvırdığını ikisi de fark etmediler.

Yarım saati aşkın bir süre salonda tek başlarına oturduktan sonra, evin hanımı kapıda görünüp, yarım ağızla “Hoş geldiniz” dedikten sonra kayboldu. Vakit akşam yemeği zamanı olduğu halde, ne, “Aç mısınız?” diye soran vardı, ne de iki lokma bir şeyler hazırlayıp getiren.

Tatlılık olsun diye memleketten getirdiği bir çerçeve balla, bir kavanoz kaymak, dayadıkları yerde, vestiyerde öylece duruyordu. Yutkundu adam.

Bayram telâşı, yas, insanları bunaltıyor olacaktı. Az evvel zili çalıp gelen emmioğlu da içeride kaba sesle konuştuğu halde, yanlarına uğramamıştı daha. Yarım saat kadar sonra, emmioğlu sırtında deri montuyla kapıda göründü:

–Hoş geldiniz ağabey; iyi ettiniz de geldiniz. Lâkin bugünü nereden buldunuz? Biz de gidiyorduk, çıkmak üzereydik.

–Nereye, dedi beriki.

–Güneyde bir otel de yer ayırttırdım. Tatili orada geçireceğiz de.

–Emmim... Yas bayramı... Diye bir şeyler geveledi misafir adam.

–Boş ver ağabey modası geçmiş şeyleri. Bizimkiler haber verince, ben size Saray Oteli’nde yer ayarladım. İki sokak aşağıda, kolayca bulursunuz. Konforludur. Canınız istediğince kalırsınız. Yeme içme, otel parası bana ait, gelince öderim dedi, umursamazca.

–Bizim yiyecek yatacak paramız var, şükürler olsun emmioğlu dedi, misafir olan. Biz sizi şey sandık da geldik dedi yüzü kızarırken,

“Adam sandık, yaslı sandık” diyemedi, karısının yanında. Onca yolu tepip geldiğine bozulmuştu.

“Eyvallah” deyip az evvel çıkardıkları üstlerini giyerlerken, hazırlanmış bekleyen evin sahibesiyle çocukların yüzüne bakmadı bile! Gözünün önüne bidon bidon yağlar, petek petek ballar dizilmişti.

Ertesi gün parkın banklarından birine oturup, kutudaki sütlerini kamışla içip, simitlerini ısırmaya çalışan iki gariban için sabah bir başka şekilde oluyordu. İnsanlar, özel arabaları ile şehri terk edip, bilmem nerelere tatile çıkarken, güneş kocaman sıcak elleriyle, tıpkı emmisi gibi orta yaşlı adamın kırçıl saçlarını okşuyordu...

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Dağlara çen düşende... - Sayı 126
Mustafa... - Sayı 123
Pehlivan dayının elmaları... - Sayı 120
Armudun Son Çiçeği... - Sayı 115
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Bayramlar da insan ilişkilerinin koparılması için bir vesile haline getirildi. Yakında bayramlar da “bayram tatili”ne çıkarsa hiç şaşmayın!...
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Beslenmede sünnet ölçüsü
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Sağlık sisteminin şifresi


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16710013
 Bugün : 7144
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 725950
 Bugün : 156
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 354
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim