Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     686 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hesaplaşma zamanı
Kadir Bayrak

  Sayı: 120 -

Allah rahmet eylesin, Üstad vefat ettiğinde ben ilkokula yeni başlamışım. Onunla tanışıklığımız bu sebeple eserleri üzerinden oldu. Doksanlı yıllarda başlayan ve otuz küsur yıldır devam eden dergicilik tecrübemiz de onu ve eserlerini, belki tam mânâsıyla anlama değil ama en azından yakından tanıma imkânı sundu. Editörlük vazifem gereği üç ayda bir çıkacak derginin ikinci sayfasına konulacak kaleminden çıkma bir yazıyı seçmekten tutun, uzun yıllardan beri devam eden, kitaplarını, dergi yazarlarıyla birlikte okuma gayreti, eserinden müessirine bir kapı açtı.

Yukarıdaki paragraftaki “anlamadım ama tanıma imkânı buldum” ifadem yanlış anlaşılmasın. Evet, hakkı teslim edelim ki Üstadın pek çok eseri kolay anlaşılır cinsten değil. Buna rağmen her okumanızda eserlerinden heybenize alacağınız bir pay olacaktır. Tek okumayla yazarın kaleme aldıklarının künhüne vâkıf olanlar da vardır belki ama kendi adıma her okumada kitaplarını biraz daha fazla anladığımı ve farklı bir fayda temin ettiğimi itiraf etmeliyim.

Kendisini tanıdıkça hakkındaki tezviratlara da vâkıf oldum. Ama hiç şaşırmadım. Bu coğrafyada meydan yerine çıkmanın bir bedeli vardır. O güne kadar okuduğum kitaplarında, alışılmışın dışında, hayatının bütün ayrıntılarını gözler önüne seren bir yazar vardı karşımda. “O ve Ben”, “Kafa Kâğıdı”, “Bâbıâli”, “Benim Gözümde Menderes” ve şimdi hatırıma gelmeyen pek çok kitabında, kendisini tanımadığı ve eserlerini okumadığı halde aleyhinde yalan söyleyip iftira atanlara, onların yalan ve iftiralarından yıllar önce cevap vermişti.

Evet, bu coğrafyada meydan yerine çıkmanın, meydan yerinde olmanın bir bedeli vardır…

Rahmetli Abdülhamid Han, bu bedeli tahtından alaşağı edilip sürgün edilerek ödedi. Ayakta tutmaya çalıştığı devleti, çok değil kendisinden on sene sonra yıkılıp gitti. Adnan Menderes, Turgut Özal, Muhsin Yazıcıoğlu, Eşref Bitlis bu bedeli canlarıyla ödeyen devlet adamları oldu. Hepsine rahmet olsun… Şimdi dillere pelesenk olmuş bir tabir var ya hani; yerli ve millî olmak… İşte benim devlet adamında aradığım yerlilik ve millîlik kriteri; şehit veya gazi olmayı göze almak…

Fikir adamı için de aynı kriter geçerli. Haklısınız, Üstadı öldürmediler. Ama Uğur Mumcu’dan Mahmut Esat Coşan Hoca’ya kadar geniş bir yelpazede öldürdükleri ve şehit ettikleri var. Belki de öldürmek istediler ama buna muvaffak olamadılar, orasını Allah bilir. Ona farklı bir muameleyi uygun gördüler; ademe mahkûm etmek… Yani onu ve fikirlerini yok saymak. Yok sayamadıkları, meydan yerinde görünür, konuşulur, anlaşılır olduğu anda da elinden kalemini alıp hapse attılar. Rahmetli eserlerinde, bir Fransız ansiklopedisinin kendisini tanıtırken hapis yıllarının, üniversite tahsil yıllarından uzun olduğunu kaydettiğini söyler. 78 yaşında vefat ettiğinde, üzerinde kesinleşmiş ve infaz edilmesi gereken bir hapis cezası olduğu halde defnedilmişti. İhtilalin cumhurbaşkanının af yetkisini onun için kullanmadığı herkesçe bilinen tarihî bir malûmat…

Üstad, sarsılmaz çelikten gövdesi, her daim kıble istikametini gösteren pusulasıyla Nuh’un gemisini andıran Büyük Doğu dergisiyle fırtınalı deniz gibi çalkantılı Türk siyasî hayatına ve hayatın her şubesine yön tayin eder ve müdahale ederken 1960 darbesi gerçekleşti. Tahmin edileceği üzere ilk derdest edilecekler listesinin başlarında o vardı. Oysaki darbeden önce darbenin davul zurna çalarak geldiğini bizzat Başbakana söylemişti. Başbakan ve hükümet tedbir almadı, yoğurttan hükümete mukavvadan bir hançer saplandı, o derdest edildi, herkese uygulanan af kanunu onun için uygulanmadı ve hapis yattı. Cinnet Mustatili eserinde hapishane hatıralarını anlatır.

Bilinen hadiseleri tekrar etmemin bir sebebi var; Üstad, konferansları vesilesiyle Anadoluyu il il, ilçe ilçe gezmiş, konuşma yaptığı salonlara istiap haddinin çok üstünde insan toplayabilmiş bir mütefekkir. Yüksek tahsiline yurt dışında, Fransa’da devam etmiş, Abdülhamid Han’a yapılan bombalı saldırının faillerini yargılayan, İstanbul’da büyük bir yalı sahibi, müreffeh hayat süren bir ağır ceza reisinin torunu, Doğu ve Batı medeniyetlerinin tahlilini fikir dünyamızda yapabilen tek kalem. Bu vasıflarda bir insan isteseydi her iki darbeden önce veya sonra yurt dışına gidebilir ve hapislerle dolu hayatı yerine oralarda buraya nispetle daha rahat bir hayatı tercih edebilirdi. Sağdan ve soldan pek çok kalem, düşünür darbelerden sonra soluğu yurt dışında aldı. Bahriye lisesinden okul arkadaşı Nazım Hikmet, memleket hasretini dindiremeden Rusya’da vefat ederken, Kadir Mısıroğlu 80 ihtilalinden sonra önce Almanya’ya sonra İngiltere’ye sığındı. O ise kaçmadı. Hayatıyla, yerlilik ve millîliğin de kitabını yazdı.

Kitaplarının onlarca baskısının yapıldığı, şiirlerinin okunduğu, sosyal medyada kendi kaleminden çıkmasa bile şiiriyet taşıyan bütün beyit, dörtlük ve sözlerin altına isminin yazıldığı bir zamanda, ademe mahkûmiyetin bir gereği olarak onun kaleme aldıklarının aksine bir hayat sürdüğü, “siyasî bir ideolog” olduğu, yirmi yılı aşan bir süredir ülkeyi idare eden iktidar partisinin onun fikirlerinden etkilendiği, iktidar partisinin yanlışlarından ona da bir pay düştüğü gibi safsatalar devreye sokuldu. Muhafazakâr mahallenin sözüm ona eli kalem tutan, fikirci geçinenleri de bazen açıktan bazen susarak bu görüşe destek verdiler.

İnsan, yaşamadığı hayatın eserini yazamaz. Hiç öyle değilken dindar taklidi yapabilir, gökte uçtuğunu, suda yürüdüğünü, şeyh olduğunu iddia edebilir. Etrafına buna inandırdığı insanları da toplayabilir ama taklidini yaptığı o hayatın eserini yazamaz. Kimi toprak altında, kimi hapiste, kimi yurtdışında, kimi de hayatta bu tanıma uyanlardan hiçbirinin –kendi dar dairesi dışında- topluma mâl olmuş bir eserini gösteremezsiniz.

Allah aşkına, çilesi çekilmeden “Çile” gibi şaheser nasıl yazılabilir! 100 cildi aşan bir kütüphaneyi geride bırakmış bir fikir adamı olarak bu iddialar karşısında kendisi sussa bile “mezarı konuşuyor”.

Onu sevip sevmeme meselesi değil, anlatmaya çalıştığım. Ardında binlerce sayfa eser bırakmış ve ölümünün üzerinden kırkbir sene geçmiş bir insan hakkında fikir beyan ederken, hele hele bir iddiada bulunurken en alt perdeden sahip olunması gereken ahlâk, ilim ahlâkı gereği hareket gerekir. Fikre fikirle, esere eserle cevap.

Dergimizin sahibi Ali Hocamın “Durun Kalabalıklar” eserinde beni en çok etkileyen cümleleri, meramımı en kısa yoldan anlatıyor; “Öyle bir noktaya gidiliyor ki… Kendinizi tarafsız görüyorsanız, onunla art niyetsiz olarak yüzleşmedikçe; düşman görüyorsanız kıyasıya hesaplaşmadıkça; dostsanız ve fikir birliği içindeyseniz, eserlerini gönülden kavrayıp ona göre derin nefs muhasebenizi yapmadıkça hiçbir sahada, iyi veya kötü, cemiyetin bütününü kucaklayacak faaliyet mümkün olmayacaktır.”

Üstad, bir iddia sahibi, onun bir dâvâsı var; Efendisi Abdülhakîm Arvasî Hazretlerini tanıdıktan sonraki hayatını bilenler için dâvâsının ne olduğunu söylemeye lüzum kalmıyor.

Şiirde zirve, bunda dost düşman müttefik. Fikir namusu taşıyan düşmanları şiirdeki hakkını daha fazla teslim ediyor.

Tiyatro eserleri, kendisini yok sayma gayretine rağmen bütün engelleri aşıp gündem oluyor, “Bir Adam Yaratmak” piyesi devlet tiyatrosunda haftalarca kapalı gişe oynuyor.

Tarih eserleri, o güne kadar söylenenlerin ve devleti idare eden resmî görüşün aksine bir tez ortaya koyuyor. Resmî görüşün Kızıl Sultan diye kabul ettirmek istediği Abdülhamid Han’a, o, “Ulu Hakan”, vatan haini olarak gösterilen Vahdettin Han’a “Vatan Dostu” diyor. “Sahte Kahramanlar” konferansıyla öğretilen tarihi ters yüz ediyor.

Yakın bir gelecekte şerhleri yazılması mümkün “İman ve İslâm Atlası” eseriyle ilmihalimizi öğretiyor.

Hayatını vakfettiği Büyük Doğu dâvâsına tayin ettiği vazife, İslâmın emir subaylığı… Vazifenin gereği olarak kaleme alınan eseri de İdeolocya Örgüsü. Kitabın takdim bölümünde, niçin bu kadar gayretli, iddialı olduğunu bildiriyor: “Fikirde, sanatta, anlayışta, anlatışta, buluşta, tutuşta, dağıtışta, toplayışta ve nihayet yaşanmaya değer hayatın ölçülerini billûrlaştırma işinde dünyanın en büyük adamı olmak isterdim; nefsim için değil, sırf O’nun ümmetinden en hakîr ferde düşen liyakat payını ve üstünlük derecesini göstermek için…” İlerleyen bölümlerdeki “Bayram yerlerinde çocukların kâğıt ve kursaktan düdüklerle cızırdattığı cümbüş derekesindeki bir buçuk asırlık fikir hayatımızı, kemanından davuluna kadar en haysiyetli ses manzumesinin âletlerine ve terkip vahdetine kavuşturmak dâvâsındayız. Eğer bu dâvâyı bütünleştirebiliyorsak, bizi ayakta ve saygıyla dinleyiniz; iddiamıza rağmen maskaralaştırıyorsak, maskaraların âkibetine mahkûm ediniz!” cümleleriyle hem nefs muhasebesini yapıyor hem de meydan okuyor.

Öyle bir zamandan geçiyoruz ki yaşanmaya değer hayatın bütün ölçüleri, salgın hastalıklar, kuraklık, kıtlık, savaşlar, teknolojik gelişmelerle yerinden oynadı. Dost düşman bütün devletler, yeni bir dünya kurma planları yapıyor. Bu hengâmede, adaleti, barışı hâkim kılma iddiasındakilerin Üstadla yollarının kesişmeden ve onunla hesaplaşmadan bir adım atmaları mümkün görünmüyor.

“Durun Kalabalıklar”ın sahibi kollarını makas gibi açmış bizi bekliyor…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Çocuk toprak gibidir... - Sayı 125
Anneme...... - Sayı 124
Nerelisin... - Sayı 123
Fars irfanı var mıdır?... - Sayı 122
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (126):
Vekâlet Savaşları...

Son Eklenen Yorumlardan
 Elinize sağlık.Okuyup anlayanı, ibret alanı çok olsun, inşallah.Çok selâm ve hürmetlerimle...Sağlık ... Naci Eroğlu

 Elinize sağlık. Okuyup anlayanı çok olsun inşallah.Allah, milletimizi bu ve benzeri belalardan ebed... Naci Eroğlu

 Gülizar annenin mekanı cennet olsun inşaallah. Ufukta kavuşmak ta var. Metanet ve sabır dilerim. Ka... AYHAN ASLAN

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun


Emanet gazete isteyen, “bakabilir miyim?” diyor; “okuyabilir miyim” değil… Demek okunması gereken gazeteler, bakılır duruma düşmüş; yani albüm olmuş… Hem de (görmeyen gözlere yazıklar olsun) “fuhş albümü”…
Ortada bir basın olmadığına göre, neyin krizinden söz ediyorlar?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Temmuzda yaşamak zemheriyi
Çocuk, sevginin ürünü...
Filistindeki çocuklar
Çocuk olmak
Zaman diriyken kıymetli
CHP’nin bu millete yaptığı zulümler Cell


Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Ali Erdal - Yolculuk
Kadir Bayrak - Çocuk toprak gibidir
Necip Fazıl Kısakürek - Necip Fazıl’dan çocu...
Ekrem Yılmaz - İçimizdeki çocuk ölm...
Ekrem Yılmaz - Çocuk
Ekrem Yılmaz - Sınırlar ötesinde
Dergi Editörü - Annesi gül koklasa a...
Site Editörü - Çocuklar bizim gelec...
Necdet Uçak - Ahlâk bozuldu
Necdet Uçak - Ali ile Barbaros
Kardelen Dergisi - Kardelen’den haberle...
Kardelen Dergisi - Hâlâ ve her şeye rağ...
M. Nihat Malkoç - Filistindeki çocukla...
M. Nihat Malkoç - Çocuk olmak
Hızır İrfan Önder - Gurbetin ocağı harlı...
Zaimoğlu - Vasıtasız erdirici
Halit Özdüzen - Yozlaşan toplumlar
Mehmet Balcı - Yardımseverlik
Mehmet Balcı - Sitem
Ahmet Çelebi - Anladım
Kubilay Ertekin - Senirkent Faciası ha...
Halis Arlıoğlu - CHP’nin bu millete y...
Ahmet Değirmenci - Yangından artakalan
Ahmet Değirmenci - Özür
Ahmet Değirmenci - Otuz yıl
Murat Yaramaz - Özür
Murat Yaramaz - Kirli
Gözlemci - Hadiselere bakış
Cahit Ay - Muhasebe
Cahit Ay - Anlaşma teklifi
Cemal Karsavan - Ve çamaşır ipinde sa...
Heybet Akdoğan - Sekülerizm ve İslâm
Osman Akçay - Çocuklar oynasın
Bekir Oğuzbaşaran - Nev gazel
Yaşar Akyay - Çocuk, sevginin ürün...
İbrahim Durmaz - Çocuk ve kuş
İbrahim Durmaz - Çocuğum
Saltuk Buğra Bıçak - Temmuzda yaşamak zem...
Mustafa Kozlu - Gül kokusu
Esra Çakan - Zaman diriyken kıyme...
Uğur Utkan - Satuk Buğra Han efsa...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15881310
 Bugün : 2227
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 668947
 Bugün : 91
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 269
 125. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim