Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     350 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Fars irfanı var mıdır?
Kadir Bayrak

  Sayı: 122 -

Hendek gazvesi esnasında verilen müjdelerden biri de İran’ın fethiydi…

Medine’nin etrafının, bir savaş stratejisi olarak, insan ve bineklerinin geçemeyeceği derinlik ve genişlikte kazılması fikri Farslı bir sahabeye aitti; İslâmın çocuğu Selman’a (ra)… Nitekim fetih müjdesi de onun şahsında bütün ümmete verilecekti.

İran, o gün orada bulunan, şehirlerini korumak uğruna hendekler kazan, Medine’ye sıkışmış kutlu topluluk için bir ufuk çizgisiydi…

Çok değil, müjdenin verilmesinden 20 yıl gibi kısa bir zaman sonra İran, Hz. Ömer’in hilafeti döneminde fethedildi.

Fetihten önce İslâm orduları kumandanı Sa’d bin Ebî Vakkas’ın (ra) gönderdiği elçi ile Sasanî elçişi arasında geçen konuşma, İslâma girdikten sonra bile değişmeyen aykırı Fars karakteri hakkında fikir vermeye yeter. Kendilerini İslâma davet eden elçiyi ve sözlerini küçümseyen, ikibin yıllık medeniyetlerini yıkmaya gelen ordunun kılık kıyafetine bakıp hor, hâkir gören ve içinden çıktığı medeniyetin kibirden yana zaafını açığa döken Sasanî elçisi, savaş başladıktan birkaç saat sonra “baldırı çıplak” diye aşağıladığı ordunun zaferini gördüğünde ne hissetti acaba…

Kibir, şahısları ve toplumları kör eder. İran ve mücerret olarak Fars, tarih boyunca bu körlükten kurtulamadı.

“Bir milletin kimliği, apaçık olaylar ve yetişmiş meşhur kişileri kadar, hattâ bazan onlardan çok, halkta tezahür eder.” (Ali Erdal, Türk Kimliği, sayfa 46)

Biz sosyolojik anlamda Fars milletini değerlendirebilecek akademik bir seviyeye veya İran’ın medeniyet sahasında boy gösterdiği ilk andan günümüze kadar geçirdiği süreçleri anlatacak tarih bilgisine sahip değiliz. Zaten bu yazının da böyle bir iddiası yok. Böyle olmakla birlikte okuduğumuz, dinlediğimiz, gördüğümüzden süzülen ve böylece meydana gelen kültür, içinden çıktığımız milletin bakış açısı, ortak millî şuur ve yarım asra yakın hayat tecrübemiz, aynı coğrafyayı paylaştığımız, izlediği politikalar devletimizi ve milletimizi derinden etkileyen İran üzerine bir şeyler söyleme hakkını bize veriyor.

İran için işin başında söylenebilecek belki en doğru söz, en doğru tespit onun tarih boyunca hiçbir zaman “tez” olamamasıdır. O hep hâkim görüşün “antitez”i olmayı -bilinçli olarak- tercih etmiştir. Her anlamda “teslimiyet” olan İslâm’a girişi bile pazarlıkladır. Anayoldan ayrılıp yan yollara sapmak, potansiyelini çıkmaz sokaklarda heba etmek de ikinci bariz vasfı.

İslâm’a girdikten sonra onun aslına, itikatına, iman esaslarına aykırı olmadan, uygulamada milletinin şahsiyetine uygun hareket anlaşılır hattâ takdir edilir. Devletin idare şekli, mimarî, hat, kıraat, terminoloji ve benzerinde milletlere göre farklılıklar olması doğaldır, zenginliktir, medeniyetin gereğidir. Hazır Müslüman olmuş, böyle bir lütfa ermiş Fars’ın ise yeni girdiği dine bir “antitez” uydurmak istercesine “Şiilik” “Şia” gibi bâtılı icat etmesi anlaşılır gibi değildir.

Bâtıl “Şiilik” anlayışı kendi sınırları içinde kalsa, onlar adına yine üzülür, yanlışlarını anlatmaya, doğruyu göstermeye gayret eder, yine de iflah olmuyorsa kaderine terk ederdik. İran, tarih boyunca, bâtıl fikrini, İslâm topluluklarını ayrıştırmada, birbirine düşman etmede kullanmayı tercih etti, bu anlayışı bir devlet politikası olarak benimsedi. Hal böyle olunca, medeniyetin zirvesinde olduğumuz dönemlerde karşısında bizi, Türk milletini buldu.

Kendini olduğundan büyük, güçlü görme ve gösterme… Kibir… Doğruyu bile pazarlıkla kabul etme, tavır alma… Tez olamama… Potansiyelini haktan yana değil çıkmaz sokaklarda heba etme… Onun bu karakterini ve zaaflarını gören, doğru tahlil eden Yahudi, bizim de güçten düştüğümüz şu zamanda ona yeni bir kılık biçti… Sözüm ona İslâm devrimi sonrasında kurdurulan devleti… Kâğıttan gemi, kartondan dev… Yahudiye lâzım olan etkisiz düşman… Kendi cumhurbaşkanını korumaktan aciz, sahte kabadayı…

Merak ettiğim, bugünkü devletlerinin “kâğıttan bir kaplan” olduğunu anlayan bir Fars irfanı var mı? Eğer varsa, benim bildiğim ve tanıdığım en büyük İranlı, en büyük Fars olan İslâm’ın çocuğu Selman-ı Farîsî’yi onlar ne kadar tanıyor, biliyorlar. Hizayı ondan, ehli beytimdendir buyrulan Selman’dan almamanın akıbetinin farkındalar mı?


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Mukaddes beldelere-2... - Sayı 126
Çocuk toprak gibidir... - Sayı 125
Anneme...... - Sayı 124
Nerelisin... - Sayı 123
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Bugün 18.11.2025Konu nedir? ...

 Deprem kuşağında yer alan ülkemizde: çok katlı yapılar yerine, tek katlı bahçeli evlerde yaşamak asl... yusuf

 Muazzam bir çalışma olmuş,tebrik ediyorum.... Ahmet Durmuş

 yukarıdaki hikayeyi ve eklemeleri yazan kişi biraz zorlamayla günün modasına uymuş işi dış güçlere a... HALİL KÖSE

 test"... test


Emanet gazete isteyen, “bakabilir miyim?” diyor; “okuyabilir miyim” değil… Demek okunması gereken gazeteler, bakılır duruma düşmüş; yani albüm olmuş… Hem de (görmeyen gözlere yazıklar olsun) “fuhş albümü”…
Ortada bir basın olmadığına göre, neyin krizinden söz ediyorlar?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Hakkın hâdimleri ve bâtılın vekâlet sava
Ehl-i gönül
Nesl-i muazzez
Nereye kadar?
Gazze, ümmetin imtihanıdır
Gelecek sayı (127) konusu


Ali Erdal - Nereye kadar?
Kadir Bayrak - Mukaddes beldelere-2
Ekrem Yılmaz - Korkaklar
Ekrem Yılmaz - Nerdeyiz
Fatma Pekşen - Dağlara çen düşende
Dergi Editörü - Ben kazandım, biz ka...
Site Editörü - Vekâlet savaşları
Necip Fazıl - Yahudi (Terkip ve Te...
Necdet Uçak - Annem var güzel anne...
Necdet Uçak - Bu vatan bizim
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı (127) k...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gazze ateşkes görüşm...
M. Nihat Malkoç - Gördüm seni, gördüm ...
M. Nihat Malkoç - Gazze, ümmetin imtih...
Zaimoğlu - Gündüz, geceye muhta...
Zaimoğlu - Sağlam kulp
Halis Arlıoğlu - Hâramiler
Halis Arlıoğlu - Meçhule hitap
Ahmet Değirmenci - Geri verin
Ahmet Değirmenci - Kurban
Ahmet Değirmenci - İki ara bir dere
Büşra Duru - İslâmın meşalesi ile...
Remzi Kokargül - Malatya suskun, durg...
Murat Yaramaz - Şüphe
Murat Yaramaz - Amnezi
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Duruldum
Mahmut Topbaşlı - Cemre sancıları
Cahit Ay - Kimdendir
Cahit Ay - Ondördünde
Cahit Ay - Sana geliyor
Rıdvan Yıldız - Kaş ve bulut
Vahid Aslan - Adam olmaq derdi
Vahid Aslan - Günəbaxanlar
Emine Öztürk - Yolun sonu
Osman Akçay - Büyük camgözlerle yü...
Mustafa Makas - Vesâyet savaşları
Yaşar Akyay - Hakkın hâdimleri ve ...
İbrahim Durmaz - Kızılelma
Mehmet Emin Armağan - Nesl-i muazzez
Mehmet Emin Armağan - Ehl-i gönül
Mustafa Kozlu - Mutluluk
Uğur Utkan - Hz. Ebubekir Sıddık
Kemal Çerçibaşı - Bir yıldırım çarptı ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16316619
 Bugün : 1521
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 693999
 Bugün : 75
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 207
 126. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim