Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4049 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Ni?in ba?ymyzla u?ra?yyorlar?
Turgay Ertem

  Sayı: 61 - Temmuz / Eylül 2008

Başımızdaki nesne ile uğraşanlar, başımızın içindekine düşmanlıklarını açığa vuruyorlar aslında. Tarih boyunca insanlar, büyük bir çoğunlukla başlarını herhangi bir şekilde örtmüşlerdir. Başın açık olması isteği veya alışkanlığı, 20. yüzyılın sonları ile 21. yüzyılın insanlarında yaygınlaştı. Daha çok şehirlerde baş açık bir görüntü oluştu. Doç Dr. Mesut Başak, dergimizdeki son yazısında erkeğin başını örtmesinin tıbbî faydalarını izah etmişti. Söyledikleri çok önemli şeyler. Belki daha pek çok şey ekleyebilirdi de. Meselâ nezlenin, sinüzitin en önemli sebebi başın üşütülmesi değil mi?

Bizim kültürümüzde, başın açık olması ayıp görülmüştür. Sabah kalkıp başındaki takkeyi başka bir başlıkla değiştirmiştir insanımız. Osmanlı toplumunda, hattâ daha öncesinde başın açık olduğu anlar pek nadirdir. Nitekim Fatih'in gönderdiği elçilerin başlarındaki sarığı çıkarmamasına sinirlenen Kazıklı Voyvoda’nın (Cât Vlad) sarıklarını kafalarına çiviletmiş olduğu rivayet edilir. Ecdadımıza ait bütün belgeler, erkeklerin başlarını sarık, kalpak, takke, papak gibi nesnelerle örttüğünü göstermektedir.

Avrupa ve Amerika'da, daha doğrusu Hıristiyanlar'da, başın açık olması, hattâ şapkalı kişinin şapkasını çıkararak karşıdakini selâmlaması, saygı ifadesidir. Senelerce başında bir başlık taşıyan insanlar, kabul edilen şapka (siper-i şemsli serpuş) kanunu ile yeni bir anlayışla karşılaşmış oldu. Türkiye Cumhuriyeti memurlarına da saygı için başını açması gerektiği aşılanmaya çalışıldı. Hattâ ben, dedemin fötr şapkasını başından çıkararak tanıdıklarına selam verdiğini halâ hatırlarım. Demirel, fötr şapkasını başına pek takmasa da elinden eksik etmez, vatandaşlarını (!) onunla selâmlardı. Cumhuriyetin ilk yıllarında hatta 1960, 70'li yıllara kadar şapka herkesin başında olmuş, hacı takkesi veya başka bir şeyi başına örtmek isteyenler, şiddetle, inkılâp düşmanlığı suçlaması ile karşılaşmışlardır. Köylü şapkası denilen kasket, Ecevit'in halka yakın olduğunu göstermek için kullandığı (simge, sembol) idi. Halâ köylerimizdeki belli yaşın üzerindekiler tarafından kullanılır. Köylümüz, başındaki kasketi adeta Müslümanlaştırmıştır üstelik. Camiye girdiğinde onu ters çevirir. Böylece secde etmesini önleyen siper kısmı arkaya gelir.

Son dönemde Türk erkeği, başına zorla örtülmek istenen nesneye karşı şuuraltında tepki oluşturdu ve başını örtmemeyi tercih etti. Avrupa'yı örnek almıştık bu konuda zaten. Onlar da başlarını örtmez olmuşlardı. Hasta olmak bahasına, kafayı üşütmek bahasına başını örtmez. Bugün ülkemizde halâ yürürlükte olan ama hiç uygulanmayan bir şapka kanunu var. Devlet memurları ve milletvekilleri, bu kanuna göre “siper-i şemsli serpuş” yani şapka giymek zorundadır… Biri bu kanunun artık mânâsı kalmadı dese, hemen lâiklik düşmanı ilân edilir. Çünkü devletimiz hukuk devletidir! Millet razı olmasa da, yanlış olsa da millet adına karar verenler, kadük olmuş kuralları dayatmaya devam ederler. Namazda müslümanın başını örtmesi sünnet olarak kabul edilmiş, sevap kazanılacağı belirtilmiştir. Peygamberimizin (as) başı açık namaz kıldığını kaynaklar belirtmiyor. Buna karşılık başına sarık sardığı, başka şeyler örttüğü rivayetleri pek çoktur. Bunda iklim şartlarının da rolü var elbette. Bugün ise başını namazda örtenler namazdan sonra hemen başlarını açmaya mecbur hissederler. Çünkü cami dışında, çarşıda pazarda onu başındakiyle gören inanç düşmanı kişiler, irticanın hortladığı yaygarasını yapabilirler…

Bu milletin başındakiyle uğraşmak inadı, insanımızın başının içindekiyle, inancıyla, yapılan kavgadan kaynaklanmaktadır. Allah'a iyi kul olma gayreti, devamlı engellenmiştir. Hiç vicdanı sızlamadan genç kızlarımızı okuma hakkından mahrum etmeyi marifet ve zafer zannedenler, Allah'a nasıl hesap verecekler? Son günlerde batılılaşmaktan çağdaşlaşmaktan, laiklikten bahsedenlerin bu kavramları kendi istedikleri gibi anladıkları, yorumladıkları açıkça anlaşılmıştır. Besmele çekmek, elhamdülillah demek, sünnet cemiyetleri düzenlemek bile yanlıştır onlara göre. Allah bizi bu insanlardan korusun ve kurtarsın. Onlara fırsat vermesin. Hesaplarını boşa çıkarsın. Kinleri, nefretleri, iftiraları kendi başlarına dönsün.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Benim de söyleyeceklerim ... - Sayı 92
Çanakkale şehitlerine ith... - Sayı 84
Ertuğrul bey ve Osmanlı s... - Sayı 84
Türk milletinde devlet ve... - Sayı 82
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Cinayet, hırsızlık, fuhuş, içki, kumar ve uyuşturucu karışımından ibaret düzeni ambalajlayıp medeniyetin ta kendisi diye yutturmak isteyen “tek dişi kalmış canavar”a karşı hani, “iman dolu göğsümüz” vardı?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
Gıda
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16915001
 Bugün : 3455
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 747337
 Bugün : 746
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 934
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim