Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4258 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Sosyal Bilimler ?zerinden Kurulan Yeni Bi?imler ve Gidi?
Sinan Ayhan

  Sayı: 59 - Ocak / Mart 2008

Araştırma, bir keşiftir; çevremizde olup biteni anlama ve bu sayede ham bilgiye hükmetme yolunu açan bir keşif… Bu kurgunun içinde sosyolojinin keşfi ise, sosyal hayatı tarihi perspektifte kollamak olmuş... Dolayısıyla tarih, bir kronoloji veya anekdot olmaktan çok; bir varlık felsefesi veya bir bilgi felsefesi gövdesi gibi bir bilgi nesnesi dönüşümüne işaret etmekte. Bu tarih bakışının sosyolojide çözümleme açısından iki cephesi olduğu göze çarpıyor: yapılar ölçü alınarak yapılan çözümleme ve işlevler ölçü alınarak yapılan çözümleme… Bir sosyal bilim disiplini için gelişme, koşulların bir bilinç haline erdirilmesi, koşullar hakkında soyutlama mantığının kurulması olarak ifade edilebilir… Bir sosyal vakanın yaşanılan coğrafyaya ve tarihi duruma yansımaları, ele alınan zamanın incelikli ruhunu ve madde planında plastik mimarisinin özellikli içeriğini göz önüne serer… Burada yapı ve işlev kucak kucağıdır; birbirinden ayıklanamaz… Oysa görüş ayrılıkları ve belli okullar bu iki vurgu üzerinden kendilerini tanımlamış…

Kıyas, yöntembilimde işlev ve yapı azalarının belirgin kılınmasında rol oynar. Örneğin kültür, bir toplumun neyin nerde kullanılacağına dair geliştirdiği girift bilgi örgüsüdür; bu örgünün azaları zamana ve mekâna göre yapılan kıyaslarla karanlık bölgeden çıkar, aydınlık bölgeye dahil olur… Bu sebeple herhangi bir uygulamanın veya her hangi bir konuya ait tarihi perspektifin çıkarılması meselesi tarihler ve coğrafyalar boyunca değişimin gözlenebilir olması için tekâmüle bir üslup kazandırmış olmak kadar önemlidir… Kıyas, bir vakaya yorum getirmenin hem yapıya dayalı, hem işleve dayalı geçiş ayağını teşkil eder… Ekollerin şekillenmesinin ötesinde, kavramlar hem yapıya, hem işleve dönük çözümlenmelidir. Tüm deliler, maddi belgeler bir kıyas unsuru olarak kültürün yapısal yüzü, işlev olarak hareket karakterini cisimleştirir. Kıyas, eşyanın tabiatına dair bir eleştiridir ve bir üslup gerektirir. Eşyaya nasıl bakıyorsunuz; bir organizasyona, işbölümü kavramına, teşkilatlanma kültürüne nasıl bakıyorsunuz? Fikrinizin, eleştirinizin veya çözümlemelerinizin parmak izi;  yapılarla ve işlevlerle ancak, o geliştirdiğiniz üslupla kendini gösterebilir; aksi takdirde zaten cisim olarak mevcut değilsiniz. Sosyoloji ve benzeri ilimlerde üslup bir bakıma metodolojidir.

Gelenekçi diyebileceğimiz metot sahipleri konunun mekanik veya mekanizmaya dönük, prosedürleri ortaya koyan ve teknik kavram örgülerine bakar. Daha çok parçalı bir yapıdır bu. Teknik uygulamaların toplum üzerindeki etkisini, o etkilerin nasıl geliştiğini gözlemler; inanışların nasıl şekillenmiş olabileceğine bakarlar. Teknik ve kültür arasında oluşan skalada, yenilikçi metot sahiplerinin ağırlığı kültürel çözümlemelere yöneliktir ve bütüncüldür. Bütün maddi kaynaklar bir dil gibi kültürün bir izi, onun bir uyarısı olarak görülür. Uru-ka Gina veya Hamurabi'den kalan bir kanun, bir tablet, bir taş metin sadece alelade bir yazıt değil; kesintisiz bir kültürel geçmiş olarak bu zamana kadar çekilebilecek bir işarettir.

İnsanda bilgi ve varoluş, sosyoloji açısından sınanmışlıklara bağlı bir şekilde kültürel bir gövde edinmiş, vücut dilini yapısal, işlevsel bütün unsurları kullandıktan sonra, işbölümü keyfiyetinden de ilham alarak teşkilatlanma kültürü eşiğine kadar getirmiştir. İnsanoğlu, toplum, devlet, devletin alt organları, şirketler, başka gelişmiş organizasyon türleri olarak mevcut işbölümü mekanizmalarını eksiği ve gediğiyle yüklenmiş; bunları verimli veya verimsiz işletmiştir. Bir kültür gövdesi içinde hepsini birbirinin devamı kabul etmiş; ama ona bir ahlak üfleyememiştir. Cismî, bilgiden mürekkep metodun çözümlediğine gövdeyi kim verecek; onu vicdansız olmaktan kurtarıp, günahsız ne kılacak; işte bu yüzden, şimdi sıra ahlâkın…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : semra ?etin    06.02.2009
Yorum : sinan abi bana kitaplardan yollar mısın için deki şiirleri çok beğen dim bir süredir yorum yollayamadım çünkü yorum yazma bölümü nü bulamamıştım. bulunca ve sitene girince yorum yazarım.





 
Kalem, O Kalemdir... - Sayı 114
Oluşmuş ve Oluşmamış Âzâl... - Sayı 114
Hakikatin Önsezisinden Ye... - Sayı 113
Liyakatin Kökleri ve Köke... - Sayı 112
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Beslenmede sünnet ölçüsü
Gıda
Yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Yörükler (3)
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür
Belli değil
Geceler sırdaşım benim
Yok mu insafın senin?


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17146440
 Bugün : 147
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 774488
 Bugün : 10
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 441
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim