Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3262 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

DEVLET, FİKİR SAHİBİ OLMALIDIR
Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 64 - Nisan / Haziran 2010

İletişimin kolaylaşması, ulaşım imkânlarının artması ve bu kolaylığı da en fazla medya sektörünün kullanması ile birlikte dünya daha büyük bir hızla dönmeye başladı ve ülkemiz de kendine özel şartları ile daha yüksek bir hızla yolunda gitmeye devam ediyor. Hem yerel siyaset hem de global politika her gün değişerek ve gelişerek takip edilmesi ve hakkında söz söylenmesi zor bir hâl alarak gelişiyor.

Meselâ Kardelen'in önceki sayısının hazırlandığı dönemde memleketin en önemli gündem maddesi açılımdı. Ülkemizdeki her karar merciinin farklı bir görüş bildirdiği o tartışmaların üzerinden sanki yıllar geçmiş gibi. Halbuki yaklaşık dört ay önce herkes açılımı konuşuyordu. Ardından darbe operasyonları, yüksek yargının yeniden düzenlenmesi, Ermeni soykırım iddiaları, Ergenekon davası ve en son olarak da anayasa değişiklik paketi ve referandum tartışmaları yapıldı. Devlet mekanizmasının tüm çarkları, iktidar, muhalefet, askerî ve sivil bürokrasi, yasama yürütme ve yargı organlarının temsilcileri her tartışmada görüşlerini öne sürdüler, çeşitli tartışmalara katıldılar. En son Anayasa değişikliği tartışmalarında ise herkes eteğindeki taşları döktü.

Bu tartışmaları büyük bir üzüntü içerisinde izliyoruz. Başta ülkeyi yöneten ve devletin temel politikalarını oluşturmak ve yönlendirmek görevi ile sorumlu olan hükümet olmak üzere devletin karar mercileri günü birlik yaşamakta ve ülkeyi gündelik reaksiyonlarla yönetmeye kalkmaktalar. Halbuki yaklaşık iki bin yıldır toplum dinamiklerine sahip olan, en azından binbeşyüz yıllık bir devlet tecrübesine sahip, bunun son dört yüz yılında cihanşümul bir imparatorluk olarak dünyadaki güç dengelerini oluşturan ve dünya siyasetine yön veren bir milletin mirasçıları olarak geçmişimiz ile bu günkü günübirlik yaşayışımız arasında nasıl bir bağ kurabiliriz?..

Tarihimize bir göz gezdirdiğimizde bugün yapılmaya çalışılan şeyin -bunun adına ister açılım densin, ister yargı reformu veya anayasa değişikliği densin- 2. Mahmut döneminden beri yapıla gelen devletin reformist bir yeniden yapılanmaya tâbi tutulmasının bir uzantısı olduğu görülecektir. İki yüz yılı aşkın bir süredir devam eden bu reformlar sırasında pek çok devlet adamı, idareci ve bürokrat gördük. Türlü fikirler, değişik fraksiyonlarla uygulandı, birinin yaptığı diğerince bozuldu ve devletin yönetim şekli saltanatlıktan monarşiye ve sonra da cumhuriyete döndü. Anayasalar değişti ve ülkede pek çok darbe yapıldı. Bunların hepsinde amaç “Muasır medeniyetler seviyesine erişmek” idi. Ancak bugün gerek anayasa değişikliği tartışmalarına gerekse açılım kavramı etrafında toplanan tartışmalara bakarsanız, bu tartışmaların özünün iki yüz yıl boyunca devam eden reform sürecindeki diğer tartışmalar ile aynı olduğunu görürsünüz. Çünkü evimizi, işimizi idare ettiğimiz gibi devlet idare ediyoruz, günübirlik yaşıyoruz ve devletimizi de günlük reaksiyonlara gösterdiğimiz tepkilere göre yönetiyoruz. Çünkü devletimiz fikir sahibi değil, bırakın uzun vadeli politikaları, yarın ne olacağı bile belli değil. Başbakanın yaptığını bakanının bozduğu; bakanın söylediğini bürokrasisinin yalanladığı, askerî ve sivil bürokrasinin yönetimde söz sahibi olmak için yarıştığı ve partisindeki milletvekilinin ne yaptığından ve ne düşündüğünden haberi olmayan parti liderlerinin bulunduğu, siyasî partilerin bile bir fikir etrafında değil gündelik heyecanlar ile oluştuğu bir ülke haline geldik.

Alman disiplinini övenler, İngiliz siyasetine hayran kalanlar, Fransız iş bitiriciliğini dudak ısırarak izleyenler, Amerikan ve Yahudi emperyalizminin dünyayı hegemonya altına almasını övenler ve her şeye rağmen bu hegemonyaya Ruslar'ın, Çin ve İranlılar'ın direnmesine saygı duyanlar iş bize gelince nerede hata yaptığımızı bilemiyor ve daha çok muasırlaşmak adına yeni reform paketlerini hayata geçirip duruyorlar. Millet ise bu durumu adeta bağrına taş basarak izliyor ve sıranın bir gün kendisine gelmesini bekliyor.

Kendi fikir sahibi olmayanın devleti fikir sahibi olur mu?

Dönelim ve ara sıra da olsa özümüze bakalım, kaybettiğimiz cevher hâlâ ceketimizin astarında duruyor.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gazzeye ağıt... - Sayı 124
Heybemden... - Sayı 124
Heybemden... - Sayı 116
Dünyanın En Kısa Hikayesi... - Sayı 111
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Gıda


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16693878
 Bugün : 942
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 725036
 Bugün : 54
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 342
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim