Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2377 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Daima Peygamberler
Kürsü Mümin-Kâfir

  Sayı: 76 - Nisan / Haziran 2013

(İman ve İslâm Atlası’ndan)

Kâfir–Lâfımı kesiyor, fikirlerimi tevkif ediyorsunuz!

Mümin–Allah'ın tevkif etmediğini ve konuşmakta serbest bıraktığını, ben mi tevkif edeceğim? İşte, bir mümine zulüm isnad eden bu zalim seciye de küfrün levazımından bir unsurdur.

Sorun soracağınızı!

 

Kâfir–İnsan sizinle konuşurken ne tarafa cevap yetiştireceğini bilemiyor! Soracağım şuydu: İster İslâm felsefesine, ister İslâm hikmetlerine göre, peygamber, her emri kanun mahiyetinde, insan üstü bir hüviyet midir?

Mümin–Her emri kanun mahiyetinden de üstün, her emri kanunlara esas teşkil edecek kadar mutlak; insan üstü, fakat insan. İnsan olmak hakikati bakımından en büyük peygamberle en küçük insan birbirine müsavidir. Fakat yine en büyük peygamber, peygamberliğini çevreleyen müstesna fert hakikatiyle, daima insan ve mahlûk kalarak, her insanın üstünde…

 

Kâfir–Demek İslâm'da peygamberi Allahlaştırmak yoktur.

Mümin–İslâm'da peygambere karşı en büyük edep, Allah'a karşı en büyük edeple beraber şudur ki, onu Allah'ın abdi ve Resûlü bilerek, ne kadar büyük kabul etsen yine az. Allah'ın mutlak vasıflarına, ne kadar az olursa olsun, işaret ettirecek olursan da fazladır. Peygamber o insan zirvesinin son kemal noktasıdır ki, belki Allah'a arasında kıl kalınlığında bir mesafe kalmıştır, ama bu kılın bir (yanıyla öbür yanı arasında ebedilik ve namütenahilik vardır ve bir) yanından öbür yanına geçebilmek muhaldir.

 

Kâfir–Yine soramadan edemeyeceğim! Hep cümle hokkabazlığı!.. Şaşırtıyorsunuz!..

Mümin–Sorunuz! Çırpınmayınız!..

 

Kâfir–Konuşmanızı o hale getirdiniz ki, bundan ileriye aramızda yol kalmıyor. İmanın usulü bu mudur?

Mümin–İmanın usulü bu değildir. Fakat siz, içinizdeki inkâr ukdesini sımsıkı yakalamış gördüğümüz her yerde aynı iddiayı ortaya atacaksınız! Esastaki derin ihtilâfımıza rağmen her şeyi konuşabiliriz. Zaten esasta müşterek olsaydık, münakaşaya lüzum kalmazdı ki… Size konuşmamak hissini veren şey, kendinizi çabucak mat olmaya başlamış görmenizdir. Açın bahsi de, mücerred ve müşahhas dinin her tarafını konuşalım!..

 

KİTAP

Kâfir–Peygamberlerden sonra kitap bahsini de gözden geçirmeliyiz!

Mümin–Geçirelim, bakalım! Ne diyeceksiniz Allah'ın kitapları için?

 

Kâfir–Böyle bir şeye inanılır mı, diyeceğim; bunlar “Peygamberlik” sıfatı verilen büyük zatların kendi eserleridir!

Mümin–Hem peygamberleri “büyük zatlar” diye vasıflandırıyor, hem de onları yalanların en şenîine müsait görüyorsunuz!

 

Kâfir–Hayır öyle bildiğiniz çeşitten, menfaata bağlı, adi yalanlardan değil… Onlar, belki de halktan evvel buna inanmışlar, kendi kendilerini kandırmışlar…

Mümin–Bu takdirde de onlara muvazenesizlik ve hastalık isnad etmiş oluyorsunuz. Bize hayatı, ahlâkı ve mizacı anlatılan hangi peygamberde yalancılık veya ruhî bozukluk gibi bir hal görmeye imkân vardır?

 

Kâfir–Farzediniz ki, bu haller yoktur ve onlar kâmil insanlardır. Böyle diye getirdikleri kitapların Allah kelâmı olduğuna inanmak mı lâzım gelir?

Mümin–Küfrün öyle kâfir,yani hain bir mantığı vardır ki, eğer mümine sabır ve sükûnet lâzım olmasa bu mantığa insan gibi cevap vermek elden gelmez. Şu düştüğünüz tezada bakın; Allah kitaplarının (hâşa) hak olmadığını ispat etmek için evvelâ peygamberlerde, onların ahlâk ve ruhlarında bir şey arıyor, bulamayınca da ilk teşebbüsünüze göre kitapları tasdik etmeniz gerekirken, kendi mesnedinizi kaybettiğiniz halde inkârda ısrar etmekle, inat ve peşin hükmünüzü ele vermiş oluyorsunuz. Demek ki, sizin için peygamberler bahanedir; onları çürütemeyince de işte şimdi yaptığınız gibi, delil ve mânâ ile hiç alâkanız olmadan sizce esasın inkâr olduğunu belli ediyorsunuz.

Ne müşkül bir mevkide olduğunuzun farkında mısınız?

 

Kâfir–Siz hep benimle meşgulsünüz. Lütfen dâva ile meşgul olun! İslâm'ın iddiasına göre bugün elde mevcut ilâhî kitaplar arasında tek harfi ve hecesi kaybedilmemiş biricik kitap Kur'ân!..

Mümin–Öyledir! Bu hususiyet de ne büyük bir mucize olduğunu ve Hak tarafından korunduğuna ayrıca işaret… Bu işaret 14 asır önce ve peşinen verildi…

 

Kâfir–İyi ama, yine 14 asırdan beri Kur'ân'ın ezelî Allah kelâmı bilinmesine karşılık sadece gününün hâdiselerine ve herkesçe malûm peygamber menkıbelerinden ibaret ve müşahhasta kalmasına ne buyurulur?

Mümin–Zâhiri cephenin bu tarafı, sadece, en büyük tecride kadar götürülebilecek bir remz ifadesidir. Yoksa zaman ve mekândan münezzeh ve mücerret Allah kelâmını, bellibaşlı müşahhaslara inhisar ettirmekten muallâdır. Kur'ân esrarına beşerî takatın son haddiyle sokulabilenler onda, ilk insandan son insana kadar bütün zaman ve mekânın haberleri kaynaştığını bilirler.

 

Kâfir–Ya öbür kitaplar?

Mümin–Hepsi hak, fakat hiçbiri mevcut değil… Meselâ eldeki 4 İncil, “bir” tecezzi kabul etmeyeceğine göre topyekûn “yok”un işaretçisi…

 

Kâfir–Bu asırda insanlık Kur'ân ile idare edilebilir mi?

Mümin–Bu asırda ve gelecekte her şey, Kur'ân'ın zâhiri temel ve sütunları üzerinde inşa edilecek yepyeni ve bâtınî bir nizam mimarisine muhtaç…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Elveda... - Sayı 82
Kelime... - Sayı 81
Zina - Sirkat... - Sayı 80
Zekât... - Sayı 79
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Milli Eğitim Bakanlığı’nın anketine göre, gençlerin %61’i kitap okuyormuş.
Hayret! Ya gizli gizli okuyorlar, ya büyüklerinden ders almamışlar ve gizli gizli okuyorlar.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17495078
 Bugün : 1608
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833876
 Bugün : 253
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 219
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim