Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2838 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

“Zulmedenlere meyletmeyin...”
Mustafa Gül

  Sayı: 78 - Ekim / Aralık 2013

Ayetin ortaya koyduğu tabloda üç kesim insan görünüyor: Haksızlık yapan zalimler, haksızlığa uğrayan mazlumlar, üçüncü kesim de, bu zulme tanık olan kişi veya toplumlar.

Günümüzde, 2013 yılının şu sıcak aylarında, zalimlerin kimler olduğu apaçık ortada. Mısır, Suriye, Arakan ve Çin'deki zalimleri bütün cihan tanıyor. Mısır ve Suriye'deki vahşi canavarların adı ne yazık ki Müslüman, Myanmar'daki Budist, Çin'deki ataist. Ve yine ne yazık ki adı Müslüman olanların zalimliği diğerlerini kat kat geçti. Kendi kavminden, kendi dininden, kendi ülkesinden insanları, koltuk uğruna, makam uğruna, dünyalık uğruna alçakça, kalleşçe katlediyor. Birkaç yıllık saltanat için o kadar cana acımasızca kıyıyorlar.

Myanmar'daki zalimleri, küçük büyük, kadın erkek demeden Arakanlı Müslümanları yakan, asan, tecavüz eden, diri diri nehrin taşkın sularına atan; 5 milyonluk Müslüman nüfusu yok etmek, kendi öz vatanlarından kaçırmak için akıl almaz plânlar uygulayan zalim Budistlerin yaptıkları bu arada kaynayıp gidiyor.

Doğu Türkistan'da yapılan Çin zulmünden ne yazık ki haberimiz bile olmuyor. Konuşulmuyor, dile getirilmiyor. Çıkar için, ticaret için, “aman aramız açılmasın” bahanesiyle, yapılan vahşi zalimlikler görmezden geliniyor. Ne utanılası, ne acınası durum. Değil haksızlığa engel olmak, zalime “zalim” bile denilemiyor.

Evet, “batsın bu dünya!”. İnsan haklarının, kadın, çocuk, yaşlı, engelli haklarının; ağaç, böcek, çevre ve hayvan haklarının savunulduğu; düşünce, seyahat, inanç ve eğitim özgürlüğünün kıyasıya tartışıldığı 2013 dünyasında, yüzbinlerin hunharca toprağa serildiği bu dünya, batsın! Şu günlerde toprağa düşmüş hangi masumun, cansız ve kanlı bedenine yüreğimiz sızlamadan bakabiliyoruz. Sırtındaki yaralıyı belki kurtarırım umuduyla bir yerlere taşırken, keskin nişancının kurşununa hedef olan yiğide; Kur'ân ve dua okurken kalbinden vurulup yere düşen 17 yaşındaki Esmalara; rükû ve secdede iken yediği mermilerle bir daha doğrulamayan müminlere; hapishane yolunda, sesleri çıkmasın diye arabanın içine atılan gaz bombasıyla boğulan 37 cana; daha önce Hama'da katledilen 30.000 masumun hesabı sorulmamışken, 2,5 yıl sonunda 100.000 mazlumun kanı yerde kurumamışken, adını yeni duyduğumuz SARİN gazıyla solukları kesilen 1500 ü aşkın kadın, erkek, bebek, yaşlı mazlumun yerde uzanmış cesedine, kim gözünden yaş akıtmadan ve başını önüne eğmeden bakabiliyor? İnsanlığın bittiğinin bir göstergesi olan bu manzara karşısında hangi insanın vicdanı sızlamıyor?

Haksızlık yapana zalim, zulme uğrayana mazlum dedik de, olaya tanık olanların adı veya sıfatı ne olacak? Zalime hoşgörü ile bakana; gönlü, fikri, düşüncesi zalimden yana kayana; tüm haksızlıklar apaçık ortada iken, zalimi değil mazlumu suçlayana; ama, fakat, ancaklarla zalimi temize çıkarmaya çalışanlara ne denecek? “Zulme rıza zulümdür” mantığıyla baktığımızda, bu, amacı, ancakçı ve fakatçılar da zalim sayılmaz mı? “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” Nebi sözündeki Şeytan, en büyük zalimlerden biri değil mi? Zaten ayet mealinde belirtilen “ATEŞ”, masum ve mazluma dokunmayacağına göre, ateşin dokunduğu kişinin adı zalim olmuyor mu? “Zalim”, Esed ve Sisi'yle aynı sıfatı paylaşmak . Ne korkunç değil mi?

Bu sıfatı almamak ve sonucundaki cezayı çekmemek için, Yüce Rabb'im uyarmış: “Sakın zulmedenlere meyletme!”. Sevgi ve merhameti sonsuz Allah'ım, O, hep öyle yapıyor, hep uyarıyor: “Sakın fuhşa yaklaşmayın.” (En'am, 6/151), “İçki ve kumardan uzak durun.” (Maide, 5/90) diyor. Tehlikeyi önceden gösteriyor, Bugün içine düştüğümüz bu zilletin temel kaynağı da, bu uyarıları görmezden gelmemiz değil mi? Fuhşa, içkiye, kumara bulaşanların sonlarının iflâh olmadığı gibi, haksızlıklara karşı çıkmayarak, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek şahsiyetsiz, duyarsız, bencil, vicdansız insanlar durumuna dönüşmedik mi? Sonunda da kendimizi bir ateş çemberinin içinde bulmadık mı?

Bugün, hemen şimdi, “ZALİM” sıfatını almamak için, zulmün bitmesi, barış ve adaletin sağlanması için, “bana ne” demeden, suçu başkasına atmadan, “kader” deyip geçmeden, zalime “dur!” deyip, mazlumun yanında yer alalım. Hepimiz, bulunduğumuz konuma göre, tüm gücümüzü kullanalım. Sakın ola çağımızın sinsi, ikiyüzlü, çıkarcı, bencil büyük zalimlerine kanmayalım. Onlardan iyi niyetli ve olumlu bir katkı beklemeyelim. Boşuna umudumuzu tüketmeyelim. “Zalimler birbirinin dostudur.” (Casiye, 45/19) İlâh-i Kelâmını asla aklımızdan çıkarmayalım. Piyonlarına işlettikleri zulümlerin arkasında gerçek zalimlerin kimler olduğunu bilen bilmeyen herkese söyleyelim.

Bu çaresizlik kaosundan, bu zillet çukurundan kurtulmak için; elin gâvuruna maskara olmamak için; mazlumların ahlarının yerde kalmaması için; her daim zalimlerin borusunun ötmemesi için; bize de ateşin dokunmaması için:

Ne olur, kendimize gelelim!

Ne olur, Allah'a güvenelim!

Ne olur, O'nun sözünü dinleyelim!

Ne olur, sadece YAPTIKLARIMIZIN karşılığını gördüğümüzü ve göreceğimizi unutmayalım!..


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Mekkenin fethinden çıkara... - Sayı 96
“Zulmedenlere meyle... - Sayı 78
Şaşkın insan... - Sayı 76
Kur'ân'la Kur'ân... - Sayı 75
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Bayramlar da insan ilişkilerinin koparılması için bir vesile haline getirildi. Yakında bayramlar da “bayram tatili”ne çıkarsa hiç şaşmayın!...
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17496713
 Bugün : 501
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 834022
 Bugün : 40
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 359
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim