Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3245 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Bakla
Halis Arlıoğlu

  Sayı: 81 - Temmuz / Eylül 2014

Yaşça benden küçük ama ilim, irfan, edep, erkân ve fazilet cihetinden büyük olan bir can dostumun haklı ve yerinde bir tavsiyesi oldu. Doğrudan değil, fakat dolaylı olarak ‘dilimin altına bir bakla koymamı’ önerdi. Çünkü bendenizin kullandığı ifâde, uslûp ve yazı dilinin çok sert cümleler içerdiğini, küfre, hakarete varan galiz sözlerin olduğunu söyledi. Aslında bu tarz konuşma ve yazmakta olanların genelde; kendi aczini, çâresizliğini ve o konularda hiç bir yeteneği, kabiliyet ve kapasitesinin olmadığını göstermiş olacaklarını ve muhâtabına karşı savunduğu dâvâsını fikrî plânda anlatacak bir donanıma, sahip olmadığının göstergesi olduğu şeklinde tavsiyelerde bulundu. Kendisine minnet ve müteşekkir olduğumu belirtip, bu haklı tavsiyelerine uymaya çalışacağımı ifade ile, bir de işin “fıtrat “yönünün olduğunu ve bu şekil tavsiyelerin doğru olması yanında, öylesi bir yapının kolaylıkla terk edilmesinin pek de mümkün olmayacağı şeklinde bir hayli konuşmamız oldu. Her ne kadar kendilerine hak vermekle birlikte bu olayın çok çeşitli faktörlerinin olduğunu ve sanıldığı kadar kolay terk edilemeyeceğini söyledim. Gerçi onun önerdiği konularda yetersiz, yeteneksiz olsam da; cedel, çekişme, tartışma ve diyalaktik gibi konularda pek de pasif ve yeteneksiz olduğum söylenemez diye düşünmekteyim. Olayı nefsanî boyutta görmüş olsak ta o konuda söylenecek bir hayli şeylerin olduğunu sanıyorum.

Ayrıca bendenizin şimdiye kadar her hangi bir yerde ve şekilde, öyle yüce bir dâvâyı temsil ve üstlenme gibi bir iddia ve ifadem hiç olmamıştır. Dâvâ kim biz kimiz? Üstelik kendisini insanların en ednâsı olarak gören ve o yolun kıtmîri bile olmayan bir kimse, nasıl böyle bir iddia ve ifadede bulunabilir? Yazı ve ifadelerimde haddi aşan, beni ona zorlayan, tahrik eden bir sürü sebepler yanında, en aziz değerlerimize yapılan her tür saldırı ve hakaretin yüreğimde derin yaralar açıp can evimden vurduğunu nasıl anlatabilirim? Burada, saldırmaktan çok savunma söz konusudur. “Halâkallâhu beşer, fî sûretil bakar” sıfatında bir sürü yaratığın, durup dinlenmeden ve her tür imkânı kullanarak üstümüze ve mukaddeslerimize saldırıp, maddî-manevî linç girişiminde bulunan bir kesimin bu hayâsız tavırlarına karşı nasıl sessiz-duyarsız ve umursamaz kalınabilir? Kendisini insan ve Müslüman sayan bir kimsenin bu durumlar karşısında suskun kalacağına benim aklım, hafsalam , vicdanım kabul etmiyor. İsyanım budur!

Üstelik kerîm olan kitabımızda bile “Bel hüm adal/hayvandan” aşağı olarak vasıflandırdığı bir yaratığa sâdece ismiyle hitap ettiğim ve Müslüman inancına sahip olan halkımıza karşı hiç bir mâkul ve mantıklı sebep olmaksızın; fiilî, fikrî, kavlî, siyasî ve ideolojik olarak yıllardan beri ve hâlâ, insaf, vicdan, ahlâk ve insanlık dışı, kural, kaide tanımadan yapılan en iğrenç saldırı ve hakaretleri görüp duyarken, buna sessiz kalmanın ne mânâya geldiği bir hadis-i şerifte bildirilmiş olduğu mâlûmlarıdır.

Aslında; “Açma kalbindeki elemi kimseye sakın.! Zîrâ elemin zikri de, bir başka elemdir.” kaidesince bu acıları herkese söylemenin doğru olmadığını bilmekle birlikte, bazen insanın bunaldığı ve sabrının taştığı noktalar olmaktadır. Haddim değil ama bu konuda merhum Bedî-uzzamân’ın bir tespiti var: (Bana neden laisizme ve ideolojimize saldırıyorsun diyorlar. Cevap çok dehşet; Karşıda imanım tutuşmuş yanıyor. Ben bu yanmakta olan imanımı kurtarmak için koşarken ayağım birilerine dokunmuş ve çarpmışım bunların ne önemi var.)... Bu çok büyük iddia ve beni aşan bir söz.. Fakat sûretâ insan görünen bir sürü yaratığa adıyla hitap etmişim, bunun ne önemi var? Onlar her Allah’ın günü Müslümanlara, sırf -Müslüman oldukları için- yapmadıkları mel’unluk bırakmıyorlar. Elbette bu saldırılara karşı korunmak ve mümkünse aynı şekil ve şartta-dozda cevap verme durumunda olduğumu hissediyorum. Tahammülü, sabrı, hoş görüsü müsait olanlar kendi metot ve prensipleri dâhilinde davranabilir. Benim tahammülüm yok. O nispette olgun, İslâmî ilim ve faziletle mücehhez bir kimse olduğumu sanmıyor, kendimi öylesi mefkûreyi temsil hüviyetinde görmedim, görmüyorum. Sıradan bir adamım. Gerektiğinde onlar gibi kural-kaide tanımadan, anladıkları dilden cevap verilmesi gerektiğine inanıyorum. Hattâ karşı kesimin bu kadar şımarıp-küstahlaşması, azıp-kudurmaları biraz da onlara gereken cevabın verilmeyip bunca tecâvüz ve taarruzları sineye çekmenin rolü olduğu kanaatindeyim. Merhum M. Âkif ve Necip Fazıl gibi binlerce fikir ve ilim adamlarının bu tip bozguncu ve ideolji meftûnu sefihlerle mücâdele ve muârazalarının bir hikmeti, sebebi olmalı diyorum.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Aklıma takılanlar... - Sayı 129
Geç kalan bir yazı... - Sayı 129
Çocukluk mevsimi... - Sayı 128
Sebep olan işleyen gibidi... - Sayı 128
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı
Geç kalan bir yazı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17454895
 Bugün : 1713
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 822987
 Bugün : 119
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 708
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim