Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3988 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hz. Ayşe-yi Sıddıka binti Ebubekri Sıddık -1-
Yavuz Sert

  Sayı: 81 - Temmuz / Eylül 2014

ANNELERİMİZ -3-

Efendimiz’in neşet etmesinden önceki devre Cahiliyye devri denmesinin nedeni, toplumun bugün anladığımız mânâda cahil olması değildi. Risaletpenah Efendimiz’in en azılı düşmanlarından olan ve Ebu Cehil yani Cehaletin babası lâkâplı kişinin önceki lâkâbı Ebu’l Hakem, bir anlamda bilgeliğin babası idi. Yani bugünkü mânâda cahil bir kişi değildi. Onda ve destekçilerinde olmayan âlemlerin Rabbi olan, “tek ve bir” Allah bilgisi idi. Bu bilgisizlik nedeni ile bu döneme cahiliyye denmiştir.

Hz. Ayşe Validemiz’in annesi, babası, kardeşleri, yani ailesi, o devirde bu “cahilliklerden” etkilenmeyen bir aile ola-rak karşımıza çıkmaktadırlar. En başta validemizin pederi âlîleri Hz. Ebubekir haniflerdendi ve bi’setten sonra başta Hz. Ebubekir olmak üzere tüm aile fertleri müslüman olmuşlardı.

Validemizin anneleri Ümmü Ruman binti Amir’dir. Hz. Ayşe validemizin doğum tarihi konusunda birkaç rivayet vardır ve yaşı en çok münakaşa edilen konular arasındadır. Genel olarak Efendimiz’in bi’setinden dört yıl sonra dün-yaya geldiği kabul edilir.

Efendimiz ve Hz. Ebubekir’in hicretleri başında ilk üç gün Sevr mağarasında kalırken yiyecek, içecek ihtiyaçlarını Hz. Ebubekir’in ailesi karşılıyordu. Hz. Ebubekir’in büyük kızı Hz. Esma ve Hz. Ayşe validemiz Efendimiz ve Hz. Ebubekir’e yiyeceklerini hazırlıyorlardı. Sadece bu olayları bile düşündüğümüzde, validemizin o sırada olanları anlaya-cak ve ablasına yardım edecek kadar olgun olduğunu anlayabiliriz.

Ancak bu konuda çok da delil getirmenin mânâsı yoktur, validemizin Efendimiz ile evlenmeleri sırasında yaşları hakkında münakaşa edenlere kısaca “sana ne” denilebilir. Efendimiz’den kimse daha iyisini bilecek değildir.

Hz. Ayşe validemizin yaşı ile ilgili detaylı bilgi için Reşit Haylamaz Bey'in “Mü’minlerin En Mümtaz Annesi: Hazre-ti Aişe” adlı eserini ve özellikle bu eserin sonundaki “Aişe Validemizin Evlilik Yaşı” bölümünü tavsiye ederiz. Biz bu konuda şunları söylemekle kalalım: Her devrin kendisine göre âdetleri vardır ve Kur’ân âyeti ile sabittir ki, nas'a muha-lif olmadığı sürece örflere uyulması beklenir. O devrin insanlarında erken yaşta evlenmek normal bir davranıştır. Bu-nun iklim gibi bilimsel veya başka sosyal nedenleri olabilir. Örneğin, Amr bin As ile oğlu Hz. Abdullah arasındaki yaş farkı 11’dir. Bugün için bunu anlamamız çok zordur, hattâ mümkün değildir ama o toplum içinde bu normaldir. Evli-likler hem küçük yaşta olabilmiş, hem de evlenen kişiler arasında yaş farkları çok olabilmiştir. Hz. Ömer ile Hz. Ali’nin kızları Ümmü Gülsüm’ün evliliklerini de örnek olarak verebiliriz.

Bu evlilikler, o zamanki toplum içinde yadırganmamıştır ama günümüz kafası ile bakıldığında Efendimiz’e düşman-lığın bir vesilesi olarak kullanılabilmektedir. Efendimiz’in o zaman da azılı düşmanları vardı ancak onlar için validemi-zin yaşı elbette düşmanlık konusu değildi.

Bu mesele ile ilgili söyleyeceklerimizi bu kadarla kâfi tutup, validemizden bahsetmeye devam edelim.

Hz. Ayşe validemizin söyle bir sözü rivayet edilir: “Kendimi bildim bileli annem ve babamı müslüman biliyorum.” Validemiz de küçük yaşta müslüman olmuştur.

Hz. Hatice validemizin irtihali sonrasında Efendimiz, Hz. Sevde ile evlenmişti. Hz. Hatice ile 25 sene, Hz. Sevde ile de 3 sene tek zevceli olarak yaşamıştır Efendimiz. Yani elliüç yaşlarına kadar tek zevceli olarak yaşamıştır, üstelik her iki zevcesi de zat-ı âlilerinden yaşlıdır. Hz. Sevde validemizin 5 tane de yetimi vardı. Bunlar sadece ansiklopedik bilgiler değildir, Efendimiz’in evlilikleri ile ilgili kara sözler söyleyen ağzı karalara verilecek en iyi cevaplardır.

Hz. Ayşe ile Efendimiz’in, evliliklerinden önce bugünkü mânâda nişanları, hicretten önce Mekke’de kıyılmıştır. Önceden nişanın olması günümüzde evliliklerin söz, nişan, nikâh ve düğün sırası ile yapılması şeklinde tezahür etmiştir.

Efendimiz’in hicretleri sonrasında Mekke’de sadece Hz. Ali’nin kaldığı şeklinde yanlış bir bilgi vardır, ancak bu el-bette doğru değildir. Efendimiz ve Hz. Ebubekir hicret ederken ailelerini geride bırakmışlardır. Efendimiz, Hz. Sev-de’yi ve evlâtlarını, Hz. Ebubekir de ailesini geride bırakmıştır. Ailelerin hicreti daha sonradır. Hz. Ayşe daha sonraları “Rasulullah’ın zevceleri arasında en çok Sevde’yi sever ve ona benzemeye çalışırım” dediği Hz. Sevde validemiz ile birlikte hicret etmişlerdir.

Hicret sonrasında Hz. Ebubekir, Efendimiz’in düğün yapmamasından dolayı bir mani olup olmadığını sorar, Efendimiz de henüz mehir miktarını temin edemediğini söyler. Hz. Ebubekir bu miktarı kendi verebileceğini söylese de, Efendimiz bu miktarı yalnızca borç olarak almayı kabul eder. Efendimiz’in Hz. Ayşe’ye o günler için yüksek sayıla-bilecek bir miktar olan 500 dirhem mehir verdiği rivayet edilmiştir. Efendimiz ile Hz. Ayşe’nin düğünlerinin hicretin ilk veya ikinci yılının Şevval ayında yapıldığı rivayet edilmiştir. Hz. Ayşe validemiz için Mescid-i Nebi’de bir oda yapıl-mıştır. Bu odanın boyutları üç metreye iki seksen ikidir.

Asrı Saadet’in mü’mine hanımları günlük hayatın içinde, aktif hanımlardır. Hz. Fatma Uhud’da yaralılarla ilgilen-miş, aynı savaşta Hz. Ayşe validemiz su taşımıştır. Hanımların bu aktifliklerini özellikle İslâm’da hanımların sürekli kafesler arkasında olması gerektiğini söyleyenlerin iyi görmeleri gerekir.

Efendimiz ile Hz. Ayşe validemizin birbirlerine muhabbeti çok fazladır. Efendimiz’e hediye getirmek isteyenler, validelerimizden özellikle Hz. Ayşe’nin sırasının gelmesini gözetmişlerdir. Efendimiz, Mekke seferini kimseye haber vermemiş, ashabına sadece sefere hazırlanmalarını emir buyurmuştur, seferin Mekke’ye yapılacağını sadece Hz. Ayşe’ye söylemiştir. Efendimiz’in validemize muhabetini ve O’na verdiği önemi bu örnek çok iyi açıklamaktadır.

Efendimiz, zevcelerine adaletle davranmış, her günü bir zevcesinin odasında geçirmiştir. Hz. Sevde validemiz Efendimiz’e kendi sırasını Hz. Ayşe validemize vermeyi teklif etmiş, Efendimiz Hz. Sevde’nin tekrar rızasını alarak bunu kabul etmiştir. Efendimiz, hastalığının ilerlediği vakitlerde, kendisinin hanımlarının odaları arasında yorulmaması için, yine diğer validelerimizden izin alarak son zamanlarını Hz. Ayşe’nin odasında geçirmiştir. Vefatları da mübarek başları validemizin dizlerindeyken olmuştur.

Validemiz işte böyle bir hanımdır. Hz. Ayşe ashabın birkaç tane fakihinden biridir. Kendisinin vesilesi ile inen âyetler vardır. İfk hadisesi sonrası inen âyetler bunlardan biridir. Bu hadisenin detaylarına bir sonraki yazıda girelim.

Günümüzde validemize karşı saygısızlık eden ve kendisini müslüman olarak gören kimseler, ne yazık ki, mevcuttur. Bu kimselerin hangi saçma inanışlarla bu şekilde davrandıklarına yazı dizimizin ilk yazısında girmiştik. Ahzâb suresinin altıncı âyeti gayet açıktır, bu âyete göre peygamberin zevceleri mü’minlerin anneleridir. Bu âyet amelî bir âyet değildir. Amel âyetlerine muhalefet günahtır, küfre götürmez, ancak itikadî âyetlere muhalefetin sonucu malûmdur. Ayrıca, Nur suresinin ilgili âyetlerinde de, validemize iftira edildiği apaçık beyan edilmişken bu kimseler nasıl annemize lâf söylerler, anlaşılması mümkün değildir. Bugün o kimseler validemizin, Hz. Ömer’in isimlerine dahi tahammül edemiyor, ülkele-rine gelen ziyaretçiler bu isimde ise üzerini çizebiliyorlar. Allah ıslah etsin.

Validemizle ilgili notlarımıza bir sonraki sayıda devam edeceğiz inşallah.

Kaynaklar:

“Mü’minlerin Mümtaz Annesi Hazreti Aişe”, Işık Yayınları, Dr. Reşit Haylamaz

Tuğrul İnançer ile Seyir Defteri Radyo Sohbetleri Ezvac-ı Tahirat Serisi, Burç FM Arşivleri


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gazze biz ne öğretti?... - Sayı 119
Bir tufanın ardından: Fil... - Sayı 119
Adalet Mülkün Temelidir... - Sayı 112
Bir bürokrat şârih: Abidi... - Sayı 106
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (126):
Vekâlet Savaşları...

Son Eklenen Yorumlardan
 Elinize sağlık.Okuyup anlayanı, ibret alanı çok olsun, inşallah.Çok selâm ve hürmetlerimle...Sağlık ... Naci Eroğlu

 Elinize sağlık. Okuyup anlayanı çok olsun inşallah.Allah, milletimizi bu ve benzeri belalardan ebed... Naci Eroğlu

 Gülizar annenin mekanı cennet olsun inşaallah. Ufukta kavuşmak ta var. Metanet ve sabır dilerim. Ka... AYHAN ASLAN

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun


Emanet gazete isteyen, “bakabilir miyim?” diyor; “okuyabilir miyim” değil… Demek okunması gereken gazeteler, bakılır duruma düşmüş; yani albüm olmuş… Hem de (görmeyen gözlere yazıklar olsun) “fuhş albümü”…
Ortada bir basın olmadığına göre, neyin krizinden söz ediyorlar?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Temmuzda yaşamak zemheriyi
Çocuk, sevginin ürünü...
Filistindeki çocuklar
Çocuk olmak
Zaman diriyken kıymetli
CHP’nin bu millete yaptığı zulümler Cell


Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Ali Erdal - Yolculuk
Kadir Bayrak - Çocuk toprak gibidir
Necip Fazıl Kısakürek - Necip Fazıl’dan çocu...
Ekrem Yılmaz - İçimizdeki çocuk ölm...
Ekrem Yılmaz - Çocuk
Ekrem Yılmaz - Sınırlar ötesinde
Dergi Editörü - Annesi gül koklasa a...
Site Editörü - Çocuklar bizim gelec...
Necdet Uçak - Ahlâk bozuldu
Necdet Uçak - Ali ile Barbaros
Kardelen Dergisi - Kardelen’den haberle...
Kardelen Dergisi - Hâlâ ve her şeye rağ...
M. Nihat Malkoç - Filistindeki çocukla...
M. Nihat Malkoç - Çocuk olmak
Hızır İrfan Önder - Gurbetin ocağı harlı...
Zaimoğlu - Vasıtasız erdirici
Halit Özdüzen - Yozlaşan toplumlar
Mehmet Balcı - Yardımseverlik
Mehmet Balcı - Sitem
Ahmet Çelebi - Anladım
Kubilay Ertekin - Senirkent Faciası ha...
Halis Arlıoğlu - CHP’nin bu millete y...
Ahmet Değirmenci - Yangından artakalan
Ahmet Değirmenci - Özür
Ahmet Değirmenci - Otuz yıl
Murat Yaramaz - Özür
Murat Yaramaz - Kirli
Gözlemci - Hadiselere bakış
Cahit Ay - Muhasebe
Cahit Ay - Anlaşma teklifi
Cemal Karsavan - Ve çamaşır ipinde sa...
Heybet Akdoğan - Sekülerizm ve İslâm
Osman Akçay - Çocuklar oynasın
Bekir Oğuzbaşaran - Nev gazel
Yaşar Akyay - Çocuk, sevginin ürün...
İbrahim Durmaz - Çocuk ve kuş
İbrahim Durmaz - Çocuğum
Saltuk Buğra Bıçak - Temmuzda yaşamak zem...
Mustafa Kozlu - Gül kokusu
Esra Çakan - Zaman diriyken kıyme...
Uğur Utkan - Satuk Buğra Han efsa...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15878476
 Bugün : 3197
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 668854
 Bugün : 267
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 243
 125. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim