Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1547 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Olaylara Bakış (Nisan-Mayıs-Haziran 2020)
Muhsin Hamdi Alkış

  Sayı: 104 -

TAÇLA (Koronayla) DÜZEN KURANLAR

Yeni bir düzen kurmak için önce eskisini yıkmak gerektiğine ve insanlığın kendilerine hizmet için var olduğuna inanan birileri var. Tıpkı bir bilgisayarı programlar gibi dünya halklarını ve milletlerini programlayarak tasarladıkları bir amaca sevk etmeye çalışıyorlar. Bir toplum, milyonlar bir yöne sevk ve idare edilebilir mi? Programlanabilir mi? Bir kişinin bir amaca ikna edilmesi “beyninin yıkanması” mantıklı gelir ama söz konusu olan geniş halk kitleleri, toplumlar olunca sağduyumuz bunun mümkün olamayacağını anlatır bize. Oysa gerçek tam tersidir. Peki bir toplum nasıl programlanır yönetilir? Çeşitli ekonomik araçlar, manipulatif reklâm, medya, internet ve sosyal medya manipülasyonları, NLP (nöro linguistik programlama) ve bilinçaltına çalışan diğer teknikler de kullanılır ancak bu yazımızda ifade edeceğimiz en etkin olarak kullandıkları yöntemdir:

 

Korkut-Yönet

Toplumsal tepkilerin organize edilmesi esasına dayalı bir doktrin bu. Misal, Pearl Harbour baskınını önceden bilmesine rağmen toplumu savaşa girmeye ikna edebilmek için baskına göz yumma, 11 Eylül saldırılarını önceden bilmelerine rağmen önlem almama gibi örnekleri verilebilir. Bahsedileni bir yönetim doktrini olarak benimseyen egemenlerin, bu hadiseleri organize edip meydana getirmeyip hadiselerin doğal akışına göre tutum aldığını sanmak saflık olur. Elbette ki toplumları bir hedefe yönlendirmek ve onları programlamak için şok edici, terorize edici, korkutan hadiseleri kendileri meydana getiriyorlar.

Abraham Lincoln’e atfedilen söz “geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu meydana getirmektir.”

Dünyadaki halklar normal şartlar altında uluslarüstü bir erkin boyunduruğu altına girmeye ikna olur mu? Bunun olabilmesi için, kitlelerin normal algısını yıkan çok büyük korku ve panik hali içerisinde denize düşmüşken yılana sarılacak hale gelmesi icab eder değil mi? Korku ve dehşet aklımızı ve sağduyumuzu bir yana bıraktırıp bizleri normalde hiç kabul etmeyeceğimiz şeyleri sorgusuz sualsiz kabul edecek ruh haline getirir.

 

Taç Virüsü

Bu virüsün benzerleri SARS, Mers hepsi korona ailesinden. Korona “hale”, “taç” anlamlarına gelir. Virüsün mikroskopta görünüşüne atfen bu isim verilmiş güya..

Yeni bir virüs çıkarılarak bunun salgına yol açacağı on yıllardır yazılan kitaplarda yer almakla çok bilinen bir sır halinde idi... Laboratuvar yapımı olması muhtemel bu virüs belirli bir yaşın üzerindekileri etkiliyor ancak bağışıklık zayıflığı açısından aynı risk grubunda olması gereken çocuklara bir etkisi olmuyor. Bu hususu bilim adamları çözmekte çok zorlanıyor ve muhtemel açıklamalardan bir tanesi de laboratuvarda imal edilmiş bir virüs olması..

Bir taç… Tacı kim giyecek? Halk bir taç virüsüyle kendisini idare edecek bir erke ikna mı ediliyor? Sembolizm mühim. Tehdidin adını doğru koymak lazım. Bu bir biyolojik savaştır ve ne ilk ne de sondur. Bu biyolojik savaşla kim taç giyecek?

Şu anda bir milyarın üzerindeki insan evlerine kapanmış, ekonomiler savaş zamanlarından bile daha büyük bir çöküş yaşamış durumda ve insanlar dehşet içerisinde akıl rasyonalite, mantık, devreden çıkmış ve insanlık hipnoz altındaki bir denek gibi fikir ekilmeye hazır. Kapitalizmin ve dünya ittifak sistemlerinin altını üstüne getirecek olduğunu sürekli duyuyor ve izliyorsunuz ekranlarınızda. Duyamadığımız ise bunun yerine ne getirilmek istendiği. Harb oyunu gibi bir zihin egzersizi yapalım.

 

Virüsün ardından gelecek dünya nasıl bir dünya olacak?

Ekonomiler çökmüş, işyerleri kapanmış, insanlar işsiz kalmış, evlerinden bile çıkamaz hale gelmiş, bazı ülkelerde kamu düzeni yıkılmış, yağma ve isyanlar başlamış,  eğitim bile verilemez durumda… Dünya halklarının hükümetlerin ve devletlerin aciz kaldığına yetersizliklerine ikna olmalarına ne kadar zaman gerekecek? Bu gizli dünya egemenleri, evvelden beri amaçları olan totaliter dünya devleti ve hükümetine ulaşmak için virüsten çok virüs sonrası dünyanın umutsuz çaresiz atmosferini kullanacak. Tüm dünyanın zalim Çin idaresine benzer bir hükümet altında idare edildiği bir kâbus senaryosunu düşünün düşünebilirseniz.

Savaş şudur ki: Dünyayı milletler mi yönetecek yoksa hepimizi köleleştirecek bir azgın azınlık mı?

 

Öyleyse ne yapmamız lâzım:

●Bu biyolojik savaş akabinde ikinci üçüncü fazları gelebilir. Virüs mutasyona uğrar veya uğratılır ve öldürücülük oranı yükselebilir.

●İlmî ve fennî açıdan elbette ve mutlak surette tüm tedbirlerimizi alıp yatırımlarımızı yapacağız. Tüm kaynaklarımızı bu ve bunun gibi biyolojik saldırılara karşı ön alıcı araştırmalara seferber etmeliyiz

●Devletimizin imkânları kısıtlı, her şeyi devletten bekleyemeyiz ama devletimizin de kriz ve savaş dönemi anlayışıyla çalışarak halk sağlığını ve millî ekonomiyi ayakta tutacak her tedbiri alması üretim ve tedarik zincirini koparmadan tüm kaynaklarımızı en optimum şekilde kullanma gayreti içerisinde olmalı. Elzem olmayan, ihtiyaç arz etmeyen ertelenebilir her harcama ertelenmeli ve kaynaklar maksimum verimlilikle kullanılmalı.

●Önce millî birlik ve yurt sathında her alanda dayanışma ile düşeni hemen elinden tutan bir toplumsal dayanışma, bu inancın kurumlaşmış hali olan vakıflarımızı, sivil toplum örgütlerimizi çok aktif kullanmalıyız.

●Gelen saldırının farkında olup, milletsiz kimliksiz devletsiz kalmak istemiyorsak, millî devletimize, millî kimliğimize sahip çıkmalı ve onu daha da kavi hale getirmeliyiz.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Fars palavrası... - Sayı 122
Ne Fa Ka, bedenini arayan... - Sayı 120
İsrail-SAMİRİ-oğulları... - Sayı 119
Deprem Felâketi: Âyetlere... - Sayı 116
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


“Yeni Dünya Düzeni” diye bir şey attılar ortaya… Ondan sonra ne ses çıktı, ne soluk… “Yeni Dünya Düzeni” dedikleri, boşluğun sessizliğini dinlemek gibi bir şey mi acaba?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Sağlık sisteminin şifresi


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16729152
 Bugün : 187
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 727217
 Bugün : 37
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 724
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim