Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 32 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     181 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Yampirik
Ayşe Yaz

  Sayı: 113 -

" Yaşar Ağabey ben bu monitörü atıyorum.’’

Bendeniz Yaşar. Kel Reşit’in mürekkep yalamış oğlu. Anamın iş güç arasında unutup ablam Nazmiye’ye büyüttürdüğü sarı kafa Yaşar. Ailemizin genetik hastalığı düztabanlık ayaklarımızı da içe basarız. Benimde ayaklarım birazcık içe dönük, yamuk basar, basarken de azıcık sallanırım. Çocukluktan beri Yampiriklerin Yaşar’ım.

Buralar bağlık bahçelik. Mart sonu başlayan iş-güç ilk kar düşene kadar hababam de babam devam. Kasaba dediğin ufacık yer, dağların ardında adıyla müsemma Göl Ovası. Ovada ekin, pancar, sarı ayçiçeği kafası. Az tırmanınca kiraz, vişne, ceviz, üzüm salkımı üstüne dağ havası.

Toprağı hiç çekmedi içim. Yaşıtlarımın traktör merakı da yoktu bende. Eee geriye bir tek kâğıt kalem kaldı. Mabudun verdiği akıldan yana pek nasipli sayılmasam da ite kaka bitirdim liseyi. İş dersen; masa başı, uzaktan akraba Mahmut Dayı’nın yardımıyla bulduk şükür.

İdaresi altında çalıştığım müdürlerim babacan adamlardı, beni de hep severler. Eeee sülalem komik biz yampirik sülalesi kasabada tek denizdir hani. Ağzım iyi laf yapar. Anamdan miras hikâyeciliğim, dedem Kel Tayyar’ı aratmayan nüktedanlığım işi kitabına uyduran becerikliliğim! Arkadaş arasında oldukça meşhurum. Arada sırada bana döner; ’’Lan Yaşar patlat bir fıkra da neşemizi bulalım‘’ derler. Bende fıkradan bol ne var. Hangi kategoriden isterseniz oradan olsun derim. Ağzımı gözümü eğe eğe fıkra kahramanının ruhuna bürünüp anlatıveririm. Odayı saran meyus havayı dağıtır herkesi mest ederim.

Dairede odama ilk defa uğrayanların dikkatini masamdaki bilgisayar çeker. İri yarı arkaya doğru uzayan monitör… Şimdilerde herkese ballandıra ballandıra anlattığım hikâyem benim.

O zamanlar kasabada müdürümüz Celil Bey ; ‘’ Oğlum Yaşar ile gitmek gerek, bize donatım malzemesi gelmiş.’’ Deyince, yanıma azcık saftan Tarık’ı alıp yola koyuldum. Dünya değişiyor. Bizim küçük yerlerde kabuklarından sıyrılıp dünyaya açılıyor. Dijital köye dâhil oluyoruz vesselam.

Dairede çalakalem yazılıp uzatılanları daktiloya çekmekten canımız çıkmakta. Bende hayli zamandır daktilodan kurtuluşu sağlayacak bir bilgisayarın hayalini kurmaktayım. Her şeyi bir çırpıda yazdığımız, yanlış olunca tek tuşla silip düzelttiğimiz bilgisayara geçiyoruz daha ne isterim! İçimde kelebekler uçuyor. Sanırsın hanımın aylardır istediği süpürgeyi almaya gidiyorum.

Kurumun il müdürlüğü binası toplantı salonuna vasıl olduk. Bizcileyin taşra teşkilatı bir iki fireyle yerine almış. Başladık beklemeye. İnsanoğlunun en uzun eylemi olan beklemek, zamanın en büyük intikamı olsa gerek.

Sonra il müdürünün adı anons ediliyor. Cengiz Canveren. Müdür başlıyor konuşmaya. Uzun mu uzun ama içi boş konuşma beyinlerimizi çoktan uyuşturdu bile.

“Hepinizin taleplerini karşılamak için elimizden geleni yapıyoruz. Şükür ihtiyaç olan malzemeleri temin ettik. Birazdan arkadaşlar sizlere takdim edecekler’’ diyor.

Bizim kurumun adı okununca gidiyorum. Uzatılan kâğıdı imza edip öte başa varıp dikiliyorum. Görevlilerden biri üzerinde monitör resmi olan büyükçe bir kutuyu uzatarak kucağıma bırakıveriyor. Hemencecik içim ısınıyor monitöre. Arka sıradaki bilgisayar kasalarına dikiyorum gözümü. Görevli:

“Hadi hemşerim sıradaki ‘’deyince afallıyorum. Kasasız monitör ne işe yarar?

“Kasa” diyorum.

“Kasa yok. Sizin kurumun karşısında sadece monitör yazıyor’’ diyor.

Elde monitör kös kös arkamı dönüp çıkıyorum salondan. Vaziyetten hoşlanmadım. Tepe yöneticilere ulaşıp kasa istesem diyorum. Ama ümidim yok. . Aklıma bir cinlik geliyor. Dağıtım esnasında yan ilçenin okunan adına kimsenin gelmediğini fark ettim. Beraber geldiğim arkadaşa adını bildiğim memurun ismini vererek kasasını teslim almasını kendisine vereceğimizi söylüyorum. Zavallı yardım etmekten memnun iyi bir şey yapıyormuş gibi gidip imza atıp kasayı alıyor.

“Ya işte o gün bu monitörü ilimizin efsane müdürü Cengiz Canveren, Kasayı da becerikliliği ile müsemma! Yampirik YAŞAR .!! Hediye etti kuruma.’’

Sonradan uzun vakit konuşuldu. Canveren müdürüm malzeme eksik gelince, kimseyi kırmamak için kimine monitör, kimine klavye, kimine de kasa verdirmiş o gün.’’

Haa sual mi edersiniz kasaya ne oldu diye? İş görür hala. Arada bir bilgisayarcı Cafer el atar sağını solunu toparlar. Maşallahı var. Peşini aradılar mı diye merak mı edersiniz? Kime gerek koskoca imzalı kağıt ellerinde!!!!

Bendeniz Yaşar. Yampirik Yaşar. Bugünden sonra emekli Yaşar!!!


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Yampirik... - Sayı 113
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (115):
Türk mimarîsi
Merkezi (cami) kaybettiğimiz için şahsiyetimizi kaybettik; şahsiyetimizi kaybettiğimiz için evimizi kaybettik, evimizi kaybettiğimiz için de şehrimizi kaybettik.

Son Eklenen Yorumlardan
 Elinize emeğinize sağlık, musikimizin geçirdiği evreleri iyi analiz etmişsiniz.... Ahmet Güney

 Elinize emeğinize sağlık, musikimizin geçirdiği evreleri iyi analiz etmişsiniz.... Ahmet Güney

 Elinize emeğinize sağlık, musikimizin geçirdiği evreleri iyi analiz etmişsiniz.... Ahmet Güney

 Derginizi sürekli takip ediyor, yayınlanan yazılarınızı okuyorum. Herkesin tek tek emeklerine, kalem... Merve

 Kaleminize sağlık hocam çok güzel olmuş her zaman ki gibi :) ... Yasemin


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Sen Varsın
Uyan
Musikide Asalet
Su
Biz Kimiz?
Biz Kimiz?
Musikide Asalet
“QARANLIĞI” YAZANIN GECƏSİ...
Devletin Yapmadığını, Yapamadığını


Ali Erdal - Devletin Yapmadığını...
Kadir Bayrak - Türk Kimliği
Sinan Ayhan - Oluşmuş ve Oluşmamış...
Sinan Ayhan - Kalem, O Kalemdir
Necip Fazıl Kısakürek - Kıraat Kitabı
Necip Fazıl Kısakürek - Mecmua Yağmuru
Bedran Yoldaş - Hatıra Defteri
Ekrem Yılmaz - Türk Kimliği
Ekrem Yılmaz - Lisan-ı Hâl
Dergi Editörü - Fikrin Değerini Bile...
Site Editörü - Yaz Dostum
Mehmet Hasret - Yaşayan Yemek
Necdet Uçak - Şifa ve Vefa Arama
Necdet Uçak - Sıla Özlemi
Necdet Uçak - Geçer
Altan Atan - Yakarsa Dünyayı...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamemiz
M. Nihat Malkoç - Günümüzde Dergicilik...
Nihat Kaçoğlu - Anneannemin Saçları
Mehmet Balcı - Ecel (Ölüm) Gelmeden
Mehmet Balcı - Yüzlerine
Ahmet Çelebi - Yollar
Halis Arlıoğlu - Musikide Asalet
Halis Arlıoğlu - Sen Varsın
Osman Akyol - Pınar Başı
Kürsü Kainatın Efendisi - Hususilik
Murat Yaramaz - Sükût
Murat Yaramaz - Sülük
Mahmut Topbaşlı - Muradım
Eyyub MEMMEDOV - DƏRD İÇİNDƏ...
Mertali Mermer - Yalnızlığın Yakınlığ...
Cemal Karsavan - Açtılar Martılar Uçt...
İlkay Coşkun - Fikir Alıp Fikir Sat...
Turgut Yıldızan - Kültür Savaşçılarımı...
Vildan Poyraz Coşkun - Gölge Etme Başka İhs...
Tuba Kanlıkama - Biz Kimiz?
Özkan Aydoğan - Su
Rıdvan Yıldız - Yıldızlarla Aramda
İlknur Eskioğlu - Allah (C.C.) Her Zam...
Aykutalp Balkan - Ölülerin Bulunmaz Se...
Heybet Akdoğan - Siyara
Selahaddin Yıldız - Bozkır
Yusuf Çelikler - Ahuzar-ı Yusuf
Deniz Sarıtop - Uyan
Habil Yaşar - “QARANLIĞI” YAZANIN ...
Halit Yıldırım - Dergicilik Zor İş Ve...
Ziya Dilsuz - İNSAN TƏK OLAND...
Emel Akçay - Usul Usul
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 10934055
 Bugün : 1796
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 564840
 Bugün : 25
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 121
 114. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 12
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 12
Son Güncellenme: 11 Kasım 2022
Künye | Abonelik | İletişim