Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 32 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     371 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Adâlet mülkün temeldir
Site Editörü

  Sayı: 118 -

Devlet kelimesinin kökeninin talih, baht olduğunu öğrendiğimde şaşırmadım desem yalan olur. Evet, “başına devlet kuşu konmak” deyimini biliyordum ama buradaki devleti çok büyük bir otorite, devlet kuşunu da bu otoriteden gelen karşılıksız nimet olarak düşünmüştüm, meğerse devlet kuşu ile talih kuşu aynı anlamdalarmış.

Konumuz olan devlet ile talih arasında nasıl bir bağ var, zaman içinde baht, talih, zenginlik nasıl devlet kelimesine evrildi acaba? Muhtemelen iktidar ile zenginlik, saadet, nimet kavramları ortak kullanılmaya başlayınca devlet kelimesi, hüküm sahibi olma ile benzer bir anlama yaklaştı, o yüzden hüküm sahiplerine “devletlûm” yani nimet sahibi, mülk sahibi diye hitap edildi. Bu seslenişte hem övme hem de nimeti hatırlatma yok mu, sizce de?

Kelimenin tanımına geldiğimizde ise farklı tanımlarla karşılaşıyoruz. Bunlar arasında bendenizin en beğendiğim tanım şu oldu: “Devlet, milletin hukuki şahsiyet kazanmış şeklidir.” Ne kadar güzel bir tanımlama. Bu tanımda iki kelime karşımıza çıkıyor; “millet” ve “hukuk”.

Sadece bu tanım bile bir devlet için olmazsa olmazın “adalet” olduğunu anlamamıza yeter. Senet açısından tartışmalı olduğunu kayıt altına alarak, Efendimiz’in “adil bir hükümdar zamanında doğdum” buyurduğu hükümdarın adaleti ile namı günümüze kadar gelmiş Nûşirevan olduğunu hatırlayalım. Efendimiz mübarek sözlerinde takvası veya âbidliği ile nam salmış bir hükümdarı söylemiyor, aksine ateşperest olduğu bilinen bir hükümdarın adaletli olmasını övüyor.

Her konuda olduğu gibi adalet konusunda da Efendimiz’in en kâmil insan olduğunu anlamaya Müslim’de geçen şu hadis-i şerifleri yeter: “Sizden öncekiler, ileri gelenlerden biri hırsızlık yaptığı zaman onu cezâlandırmadıkları, zayıf biri hırsızlık yaptığı zaman ise ona hemen had tatbik ettikleri için helak oldular. Bana gelince, nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, şayet Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı muhakkak elini keserdim.” Bugün hangi babayiğit yönetici bu cümleyi kurabilir?

Teşbihte hata olmasın, devleti bir siteye benzetebiliriz. Site sakinleri yönetimden asansörlerin sağlıklı çalışmasını, sorun çıktığında zamanında tamir edilmesini, çevre temizliğinin yapılmasını, aidat ve ödemelerin doğru şekilde yönetilmesini ve bunun gibi işleri yapmasını beklerler. Yönetim de sakinlerden aidatlarını zamanında ödemelerini, site kurallarına uymalarını bekler. Devlette de benzer bir durum vardır, vatandaş olarak devletten adaletli bir yönetim ile sorunların çözümü, dış saldırılardan korunma, barınma, yol, sağlık gibi ihtiyaçların karşılanması beklenir. Devlet de vatandaşından bu düzeni korumak için gerekli kurallara uymasını, vergilerini ödemesini bekler. Yönetim şekli değişse de karşılıklı temel beklentiler bunlardır.

Bugün yaşadığımız sorunların sebebi bu asıllardaki eksikliklerdir. Adalette çok eksiğimiz var, devletin kuralları caydırıcı değil. Millet tarafında, kurallara uymama meyli olanların sayısı hiç az değil, vergi ödemeleri ne kadar adaletli, tartışılır. Örneğin İstanbul’da yaşayan biri olarak bendenizin devletten bir beklentisi yollarda adaletin sağlanmasıdır, yolda adalet nasıl mı olur, yüzlerce araç şeritlerinde trafikte beklerken emniyet şeridinden geçen araçlar için önlem alınmazsa yolda adalet sağlanmamış olur. Bu şekilde davrananlara caydırıcı ceza verilmezse, böyle ihlallerin yapıldığı yerlere trafik polisleri yerleştirilmezse kurallara uyanlara zulüm yapılmış olur. Konumuz devlet, trafik cezası küçük bir mesele demeyelim, kemal teferruattadır, devletin kemâli de küçük, büyük bu teferruatlarda ortaya çıkar.

Bugün öğretmen atamalarında mülâkat şartının olması tartışılıyor, mülâkat olması adayın öğretmenlik meziyetlerinin bilen biri tarafından kontrol edilmesi açısından kulağa oldukça mantıklı geliyor ancak bu kadar itiraz olmasının nedeni devletin bu mülâkatları adaletli yapmayacağının düşünülmesindendir.

Bugün en büyük sorunumuz bu örnekte belirtilen, adaletin sağlanamayacağı konusundaki devlete olan güvensizliktir. Bu sorun çözüldüğünde diğer sorunlarımız da düğüm çözülür gibi çözülecektir.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Sosyal medyanın gücü... - Sayı 119
Adâlet mülkün temeldir... - Sayı 118
Müzik, kültür kimliği olu... - Sayı 117
Asıl Kahramanlık Âfet Önc... - Sayı 116
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (120):
Doğumunun 120. yılında Üstat Necip Fazıl Kısakürek...

Son Eklenen Yorumlardan
  Gönlü klabi temiz abim kalemine sağlık başarılarının devamını diliyorum sevgiler saygılar ... Serkan yakar

 Teşekkür ederim değerli gönüldaşım. İlgin bizi sevindiriyor Faruk......

 Kalemine yüreğine sağlık kadim arkadaşım.... Faruk Aktı

 Kalemine yüreğine sağlık kadim arkadaşım.... Faruk Aktı

 Konu ilân edildi mi sitemizde, yoksa unutuldu mu?... Gönüldaş


Kim demiş okumuyoruz diye?
*Sevmediklerimizin, televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında canına okuyoruz!
*Trafik kazalarında ölenler ve PKK canilerinin katlettikleri için rahmet okuyoruz!
*Törenlerde nutuk okuyoruz!
*Kim ne derse desin, bildiğimizi okuyoruz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Deniz kabarıyor
Gazze günlüğü
Soykırım, Antisemitizm ve Filistin Üçgen
Tas tarak
Sosyal medyanın gücü


Yavuz Sert - Bir tufanın ardından...
Yavuz Sert - Gazze biz ne öğretti...
Ali Erdal - Deniz kabarıyor
Kadir Bayrak - Vah benim halime!
Necip Fazıl Kısakürek - İç ve dış düşman – Y...
Bedran Yoldaş - Elinde taş küçük çoc...
Bedran Yoldaş - Zevâli yakındır zulm...
Ekrem Yılmaz - Kazandım vallahi!
Ekrem Yılmaz - Bitti kelimelerim
Ekrem Yılmaz - Mektup
Dergi Editörü - Üstün fikir
Site Editörü - Sosyal medyanın gücü
Necdet Uçak - Dünya malı
Necdet Uçak - Geldi geçti ömrüm be...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Soykırım, Antisemiti...
M. Nihat Malkoç - Gazze günlüğü
Hızır İrfan Önder - Kasem olsun!
Zaimoğlu - Batı muradına erebil...
Mehmet Balcı - Köyüme gömün
Mehmet Balcı - Sevdam
Muhsin Hamdi Alkış - İsrail-SAMİRİ-oğulla...
İbrahim Şaşma - Kudüs Mektubu
Halis Arlıoğlu - Merhum Mehmet Akif i...
Murat Yaramaz - Hiç
İlkay Coşkun - Filistin
Zafer Nefer - Tas tarak
Özkan Aydoğan - Çocuk
İlknur Eskioğlu - Şehitlik oyunu
Yusuf Çelikler - Bu gidiş nereye?
Ayşe Yaz - Yağmur (Gazzenin çoc...
Bedir Acar - ‘İsrail bizi yenemez...
Hüma Sunguroğlu - Çınarın gölgesinde o...
Hüma Sunguroğlu - Zeytin dalları altın...
Abdullah Doğulu - Filistinde anne-çocu...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 12926477
 Bugün : 3831
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 599337
 Bugün : 53
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 70
 119. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 21 Şubat 2024
Künye | Abonelik | İletişim