Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     759 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Üstad Necip Fazıl etrafında
Zaimoğlu

  Sayı: 120 -

Üstad kimdir? Bunu kendisi çok anlattı, yazdı. Hakkında başkaları da yazdılar ve söylediler. Büyük şair diyenler çoğunlukta... Ama onu yazar, şair, gazeteci, romancı, edebiyatçı, fıkra muharriri, münekkit, tarihçi, felsefeci vs.vs. diye tarif edenler, vasıflandıranlar onu eksik anlatıyorlar ve böyle tanımlamalar onu gerçek yönü ile tanıyanları üzmektedir. Oğlu Mehmet'ten çok dinledim bu yakınmayı. Gerçek yönünü, vasfını görmüyorlar, diye... Veya dile getirmek istemiyorlar. Başka düşünen insanlardan da dinledim bu eksik tanıtmalardan hayıflanmaları… O zaman gerçek yönü ne Üstad’ın? Biz nasıl görüyoruz ve hakikat nedir?

Üstad her şeyden önce bir dâvâ adamı ve adı bile dâvâsı ile özdeşleşmiş veya dışındakiler tarafından bu eşleştirme yapılmıştır. Önce Üstadın, inandığı ve bütün zerreleri ile bağlandığı bir imanı var. O, işte bu imanın mütefekkiri, aksiyoncusu, o yolun savaşçısı... Bu yolun bütün tefekkürünü, muhasebesini, mücadelesini yaptı. Eserini verdi. Sadece inanmak ve anlatmakla kalmadı, örgüsünü ördü, gençliğini yoğurdu inandığı dâvânın. Üstada sadece deha demek de yetmez bizim için, bu da eksik kalıyor zira O, BEKLENEN MÜTEFEKKİRDİR.

Türkün kendisine kadar gelen zaman sürecinde içinden çıkaramadığı beklenen mütefekkirdir. Bizde bir İmamı Azam, bir İmam-ı Rabbanî, bir İmamı Gazali çıkmadı diye kendisinin belirttiği yolda onların devamı ve Türkün yetiştirdiği büyüğü diye anlaşılmalı veya gelecekte bu hakkın kendisine teslim edileceğine inanıyorum. Ömrü bu dâvâ uğruna hapis ve sorgularda geçti. Vefatında bile boynunda, Vatan Haini Değil Büyük Vatan Dostu Vahidüddin kitabında rejimin kurucusuna hakaretten aldığı hapis cezası mahkûmiyeti vardı ve son anlarında hastanede olmasa, doktor raporu bulunmasa hapiste olacaktı veya ruhunu hapiste teslim edecekti. Kesinleşmiş hapis cezası, yaşlılığı ve ağır şeker hastalığından dolayı, affı için Evren’e sunuldu, "cezasını çeksin" cevabı alındı. Bunu oğlu Mehmet eserinde anlatıyor ve kendisinden de dinledim.

Türkiye'nin Manzarası kitabında okuduk. Dini manzara bahsinde sahte ve istismarcı şeyhleri anlatırken diyordu ki, “bende böyle şeyler aramayın. Ben dâvânın sadece aksiyoncusuyum.” Cemiyet meydanında sesi, mücadelecisi... Savaşçısı.

O ve Ben kitabı ile Son Devrin Din Mazlumları kitabında da şunu açıklığa kavuşturur. Diyor ki:

“Hakiki mürşidin, şeyhin anahtarın kumdaki izi kadar netlikte size şablonunu veriyorum. Hakikisi şöyle şöyle olur”, diye anlatıyor. “Bunu söyleyenin onlardan olması gerekmez. Ben onlardan olduğum iddiasından münezzehim. O zaman sahtelerini teşhis ve hakikisini nasıl tasdik edebiliyorum? Mihenk taşı var. Mihenk taşı ile altının sahtesi ile hakikisi ayırt edilir. Ama mihenk taşı kendisi altın değildir, onun kendisinin altın olma iddiası yoktur, ama ne altın ne altın değil onu bize söyler. İşte benim söylemem de böyle...”

Üstadın kendi ifadesi ile buz dağını uflaya uflaya eriyen küfrü toslamasında oluşan çamur deryasında ortalığı kaplayan sahte din tacirlerini ve halleri manzarasını sahte şeyh panayırı olarak nitelemiştir adı geçen eserde; diğer yazı, kitap ve şiirlerinde... Döneminde Necip Fazıl bir dâvânın ismi olmuştur. Ve o gün bugündür kendisini mukaddesatçı olarak addedenler, bulundukları ortamda, yazılarında, kitaplarında, konferans ve sohbetlerinde yetişmelerinde Büyük Doğu’nun tesiri ve hakkının büyük olduğunu ifade etmektedirler. Adına düzenlenen ödül törenlerinde söylenenler bunu ispat etmektedir. “Anamı sorarsan Büyük Doğu”, diyen şairler şiirinde bunu ifade etmişlerdir.

Mesele ve gaye elbette şahıs değil, şahısta tecelli eden dâvâdır. Gaye dâvâ! “Sağ elime güneşi, sol elime ayı verseniz dâvâmdan dönmem” buyuran Önderimiz Peygamberimiz...

Şahısları Allah bereketlenme vesilemiz kılmış. Başta Allah'ın Sevgilisi Müjdecimiz, Kurtarıcımız, Efendimiz hem gaye ve hem bereketlenme vesilemizdir.  Sonra bereketlenme vesilelerimiz olarak muazzez sahabeler, tabiîn, onların tabileri, müçtehidler, mutasavvuflar, mürşitler, salihler ve şehitlerdir... Hepsi bizim için geldi, yaşadı, haberi bize ulaştırdılar. Onlara nasıl dua edelim, teşekkür edelim bilemem. Haklarını ödemekten aciziz. Ecirlerini Allah verir, biz de versin diye dua ediyoruz.

İşte bu büyüklerden Hoca Ali Ramitenî, ki Silsilei Aliyye, Altun Halka büyüğüdür, şöyle buyuruyor:

“Bir yol vardır ki, ruhu doğru edicidir: Kalbini Allah'a vermişlerin gönlüne girmek. Zira onların kalbi Allah'ın nazargâhıdır." Allah’ın nazarının değdiğini de ateşin yakmayacağı müjdesi bize ulaştı.

Ve Üstâd hitabelerinde şöyle bildiyor bize: “Allah, Resûl, Sahabe, müçtehit, mürşit, Üstâd, halis ve temiz hoca... Bunların her biri bir üstüne nispetle yoktur, fena bulur. Kendini yok sayar. Fakat her biri varlık âleminde birer vardır. Bu idrak içinde bize en yakın uçta bulunan halis ve temiz hocaya bağlanmak direk Allah'a bağlanmaktır.” Ne mutlu böyle bir hocası olanlara... Bu izaha ne ekleyebiliriz? Her şey içinde... Bize bu devirde olmak yolunda bir tek muhabbet ve azimle çalışmak kalmış.

Şöyle: Muhabbet vasıtasız erdirir buyurmuş Muhiddinî Arabi hazretleri... Üstâd da hocamız Ali Erdal'a, “onları sevenleri, sevenleri sevmek yetişir”. demiş.

Buraya uygun düşen, Abdülha- kîm Arvasî Efendi hazretlerinin dilinden düşürmediğini duyduğumuz (Kelebek Muhip) duası ile bitiriyorum. (Allahüm merzukna hubbeke ve hubbe men yuhibbüke ve hubbe amelin yükarribuna ileyh.)

Allahım bizi muhabbetinle, Sevdiklerinin muhabbetiyle ve sana yaklaştıran amelin muhabbetiyle rızıklandır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Telaş yok... - Sayı 127
Sağlam kulp... - Sayı 126
Gündüz, geceye muhtaç... - Sayı 126
Vasıtasız erdirici... - Sayı 125
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Marksizm’in, her şeyin cevabını veremediği, “ilk insanı ve tabiatı kim yarattı” sorusuna “bunu ortaya atmakla tabiatı ve insanı yok farz etmiş oluyorsun. Bundan vazgeçersen, bu soruyu sormaktan da vazgeçersin” demesinden(diye karşılık vermesinden) anlaşılmaktadır. Ancak her şeyin cevabını verebilecek bir kriteryuma sahip olan “benim düzenimi kabul et, kurtulursun!” deme hakkına sahiptir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Sağlık sisteminin şifresi


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16726504
 Bugün : 3960
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 726940
 Bugün : 484
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 216
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim