Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3755 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Ytiraf
S?leyman Ayhan

  Sayı: 57 - Temmuz / Eylül 2007

Sizlere yerin yedi kat derinliklerinden sesleniyorum. Karanlık bir dünyanın, kapkara ilişkilerinin bu topraklardaki mücadelesini anlatacağım. Buna itiraf diyebilirsiniz; ama bizim için anlatılanlar marifettir.
Varlığın örtülü yüzündeki ilk hareketle başlamıştı karanlığa yolculuğumuz. Yaratılış sebebi olan ilk kavgamızın adıydı Âdem. Biz âdeme yol açan, köprüler kuran şer kapısını açmıştık insana.
Dünya döndükçe biz bilendik. Aydınlık yollara diken olduk döşendik. Zift olduk, taş olduk, çakıl olduk. Aydın beyinlerle güneş arasına perde olduk gerildik.
Zaman geçti, devran döndü, asır başkalaştı. Kâh inişlere yuvarlandık, kâh yokuşlara tırmandık. Varlığın sebebi, insanlığın güneşi zuhur edince yeryüzü dar geldi bize. Onun himmeti her tarafı sarıp sarmalayınca karanlığın gücü zail oldu. Aydınlık ikliminde yununca arz ve sema gölgesinde barınacağımız bir kötülük ağacı bile kalmadı. Ahmed’in güneşi, “dosdoğru olun” fermanı ilâhisi elimizi, kolumuzu bağladı. Tarihin en korkunç gayyalarına yuvarlandık. Belimiz kırıldı adeta.
Her şeyin bittiği bir anda; kara bir delikten, küçücük bir menfezden beslenmeye başladık. Ciğerlerimiz yeniden nifak solumaya başlamıştı. Damarlarımızdaki asabiyet harekete geçti. Bedeviyet oldu, cehalet atına binerek iman sarayına taarruza başladı.
Haçlı sürülerinin İslâm coğrafyasında döktüğü Müslüman kanıyla beslendik. Biraz toparlanabildik, dizlerimize derman, gözlerimize fer gerdi. Ardından Moğol istilası ile belimizi doğrulttuk. Kargaşa, katliam ve zulümler bizi biraz şişmanlattı. Karanlıkta zayıflamış vücutlarımız gürbüzleşti.
İlk defa Müslümanları dize getirmiştik. Haçlı zulmü ve Moğol istilası İslâm’ın kılıcını yormuş, boynunu bükmüştü. Fırsattan istifade binmiştik ensesine. Karartmıştık aydınlara bakan nazarlarını.
En kara günleri yaşattık yeryüzüne. Zehirle yoğrulmuş fikirlerimizi aşıladık imanlı topraklara. Anadolu’da bir sessizlik vardı bu arada. Yıkık hanümanlar, kırık kalpler, virane olmuş harabelerden geriye kalan birkaç gönüllü nefer.
Bu derin bekleyişte Yunusların, Mevlânaların ve Hacı Bektaş Velilerin tevekkülleri vardı. Gönüllerinde yoğurdukları, nefesleriyle mayaladıkları sevgi tohumları fideye durmuştu Anadolu’nun sinesinde.
Karanlığın koyu atlasında bir delik açılmıştı. İstikbal güneşinin tayfları görünmüştü ufuklarda. Anadolu da filizlenmiş boy vermişti “Osmanlı” fidanı. O aydınlık çınarının büyümesi karşısında biz eridik. Dal budak salan ihtişamında sindik. Fazilet ve adalet yayan emniyet ikliminde bozgunculuğumuz, bozguna uğradı.
Ama bu şaşkınlığımız fazla sürmedi. Koca çınarın gövdesindeki yerimizi hemen aldık. Zaman ilerlerken bizde gövdede kök saldık. Aynı oyunlar her zaman işe yarıyordu. İnsanın varlığındaki istihkâmlarımızdı kin ve nefret. İlk dirençlerini kırardı her zaman rahat ve rehavet. Köklerine indik koca çınarın. Milletten beslenen damarlarını tek tek kuruttuk.
Sabırla ve inatla sinesine boşalttığımız ağulara daha fazla dayanamadı Koca Çınar. Önce sararıp soldu. Sonra yapraklarını döktü. Yaz sıcağında kurudu, inceldi. Kış soğuklarında kırıldı döküldü dalları. En nihayetinde koca bir kütük oldu devrildi, Anadolu’nun üzerine boydan boya. Tekrar ümitlendik şenlendik. Varlığın güneşinin gurubuna inandık. Bu sefer öldürücü darbeyi vurmuştuk. Koca dev artık iflah olmayacaktı.
Boğazına geçirdiğimiz pençelerimizin arasında son nefeslerini soluklarken; Anadolu’nun “Ana gözyaşları” ile suladığı çınarın köklerinden taze bir fidanın boy vermesi ile sarsıldık. Bunu büyütmeyelim dedik. Yılanın başını küçükken ezmeliydik.
Fakat heyhat! Yine ilâhi siyanet!
Karanlığı delip aydınlık âlemine kafasını uzatan bu fidanı koparamıyorduk. Varlığa vücut veren yüce kudret soldurmuyordu bahar çiçeklerini. Onun için de her baharın ardında gelirdi kış, zemherinin ayazında döllenirdi bin bir nakış. Aydınlık gönüllerde mayalandı son bir oluş.
Artık bizde tecrübeliydik. İlk yenilgiden sonra nece defa feleğin çemberinden geçmiştik. Işığın yayılmasıyla yokluğa mahkûm olmanın acısını tatmıştık her seferinde. Ama bu sefer öyle olmayacaktı. Tüm asırların intikamı alınacaktı Âdem’den.
Kurutmaya, yok etmeye muktedir olmadığımız bu fidana filiz verdirmeyecektik. Soğuk darbelerle onu sarsacak, yerinden oynatacaktık. Böylece köklerinden beslenmeyecekti. Madem ki kurumuyor, o zaman yeşermeyecekti
Hep aynı çiğlikte, aynı kırılganlıkta varlığını hastalıklı olarak devam etmeliydi.
Daha anlatacak çok şey var ama kısa kesiyorum. Burada harcadığım her dakikada nasıl fırsatların kaçtığını bilemezsin. Daha çok çalışmalıyım, çoooooook!

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Ytiraf... - Sayı 57
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Çaresizlik yoktur, umutsuzluk vardır. Engellerin yıkılması umut etmeyi umut etmekle başlayacaktır.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Büyük camgözlerle yüzen karahindiba
Hakkın hâdimleri ve bâtılın vekâlet sava
Ehl-i gönül
Nesl-i muazzez
Nereye kadar?
Gül kokusu
Meçhule hitap
Gelecek sayı (127) konusu
Korkaklar
Hâramiler


Ali Erdal - Nereye kadar?
Kadir Bayrak - Mukaddes beldelere-2
Ekrem Yılmaz - Korkaklar
Ekrem Yılmaz - Nerdeyiz
Fatma Pekşen - Dağlara çen düşende
Dergi Editörü - Ben kazandım, biz ka...
Site Editörü - Vekâlet savaşları
Necip Fazıl - Yahudi (Terkip ve Te...
Necdet Uçak - Annem var güzel anne...
Necdet Uçak - Bu vatan bizim
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı (127) k...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gazze ateşkes görüşm...
M. Nihat Malkoç - Gördüm seni, gördüm ...
M. Nihat Malkoç - Gazze, ümmetin imtih...
Zaimoğlu - Gündüz, geceye muhta...
Zaimoğlu - Sağlam kulp
Halis Arlıoğlu - Hâramiler
Halis Arlıoğlu - Meçhule hitap
Ahmet Değirmenci - Geri verin
Ahmet Değirmenci - Kurban
Ahmet Değirmenci - İki ara bir dere
Büşra Duru - İslâmın meşalesi ile...
Remzi Kokargül - Malatya suskun, durg...
Murat Yaramaz - Şüphe
Murat Yaramaz - Amnezi
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Duruldum
Mahmut Topbaşlı - Cemre sancıları
Cahit Ay - Kimdendir
Cahit Ay - Ondördünde
Cahit Ay - Sana geliyor
Rıdvan Yıldız - Kaş ve bulut
Vahid Aslan - Adam olmaq derdi
Vahid Aslan - Günəbaxanlar
Emine Öztürk - Yolun sonu
Osman Akçay - Büyük camgözlerle yü...
Mustafa Makas - Vesâyet savaşları
Yaşar Akyay - Hakkın hâdimleri ve ...
İbrahim Durmaz - Kızılelma
Mehmet Emin Armağan - Nesl-i muazzez
Mehmet Emin Armağan - Ehl-i gönül
Mustafa Kozlu - Mutluluk
Uğur Utkan - Hz. Ebubekir Sıddık
Kemal Çerçibaşı - Bir yıldırım çarptı ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16494209
 Bugün : 786
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 712515
 Bugün : 231
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 730
 126. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim