Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Dönüşümün eşiğinde kalan
Ebru Adıgüzel

  Sayı: 127 -

Güneş artık odama ulaşamıyor. Dünyamın dışına kendimce çektiğim görünmez bir bent ne içerden dışarı ne de dışardan içeri bir yaşam ışığı sızdırıyor. Hesapladığım birkaç gün, hissettiğim ise yüzyıllardır bu odada; terden ve saçlarımın yağından katran tutmuş yastığıma sarılmış, anne karnındaki bir cenin misali gömülmüş yatıyorum. Ne doğabiliyorum ne de düşebiliyorum.

Perdemi pencere pervazının sınırına öyle sıkı çekmişim ki, gündüzü geceden seçemiyor; zamansız günümü kısa ve kesik nefeslerle tüketiyorum. Güç belâ yatağımdan kalkıyorum, sanki karnıma taş bağlanmış gibi doğruluyorum. Perdeye yönelmek isterken omurgamdan katır kutur yerleşme sesleri geliyor. Bir süre perdeye odaklanıyorum. Dümdüz, desensiz, sarıya dönük, biçimsiz kesilmiş; kornişi kırık diye kenarlarından duvara çaktığım bir perde işte. Midemde hissettiğim o sert fırtına savruntusu yine geliyor. Çınlayan kulaklarım, ağzımın içinde atmaya başlayan kalbim… Sığınamıyorum, sığamıyorum, patlayıveriyorum.

Meğer geçmiş düşündüğüm kadar geçmemiş; bir anda gölgeleri perdenin üzerinde beliriveriyor. Seyrine yetişemiyorum bile. Hatıra aldığım kar küresi, kilidi kırılmış günlüğüm, yanlış teşhisle kaybettiğim kedim, katettiğim tüm anılar… Hepsi perdeyle aramda bir geçitte sıralanmış; o geçitten çıkıp bana ulaşmak istiyorlar. Seslerini derin bir boşlukta duyabiliyorum: yalvarış nidalarına karışan işkence çığlıkları.

Sokaktan geçen abart egzoz sesiyle birlikte şakaklarıma kurşun gibi giren bir rap müziği, beni o geçitten koparıyor. Sanki boğulmaktan son nefesimde kurtulmuşum gibi nefes nefeseyim; ‘melancholy’ diye afili yaftalanan gerçekliğimden. Sırat köprüsünün üzerinde tek ayak üstünde araftayım ne geçmişten sıyrılabiliyor ne de gerçekliğimi kabul edebiliyorum.

Son bir doğum ıkınmasının azmiyle doğrulmaya çalışıyorum. İki büklüm kalkıp aynı vaziyette banyoya gidiyorum. Yüzümü görmezden gelerek aynanın karşısında ellerimi ona doğru uzatıyorum; içinden geçmek, âlemlere akmak, belki de bir kara delik içinde sırra kadem basmak istiyorum. Ellerim aynaya çarpınca fark ediyorum: buradan çıkış yok.

Orada dağılıyor kafamın içindeki vazo. İçinde kırılmış nedenler, keşkeler, fakatlar. Hepsini aynanın muhtelif yerlerine yerleştiriyorum. Kendimi sorguluyorum. Eksik parçalar var; bütünü yine göremiyorum. Yaşadığıma dair tek belirtim aynaya vuran soluğumun buharı. Birkaç kelime etmek istiyorum; aynadaki suretime lânet okumak, suratıma tükürmek, tam ortasına okkalı bir tokat patlatmak istiyorum… Lâkin ne zamandır kendime bile sesli bir kelâm etmemişim ki; sesim çıkmıyor. Bir yudum su alıyorum çeşmeden; ses tellerime değince acıyla yutkunuyorum. Konuşabilecek hâle gelsem de yine vazgeçiyorum. Ne yazıktır ki bu son vazgeçişim de olmayacak…

Kelimeler çıkamayınca ağzımdan, kifayetsiz ve vasıfsız kaldılar; gücendiler bana. Kuyuma girmek için koridora, bile isteye yöneldim. Bu iki güzergâh arasında kapının zili çalmış gibi geldi kulağıma. İçim ürperiyor, sinir uçlarımda şimşekler çakıyor. Kapının karşısına dikilip bekliyorum. Ardındaki uzun, geniş ve çelik gibi duruşunu hissedebiliyorum. İkinci kere çalacak mı diye izliyorum. Hoş, çalmış mıydı ondan bile emin değilim ya… Açsam emin olurum aslında; ama korktuğumla karşılaşmamak için açıp açmamak arasında uzun dakikalar bekliyorum. Zihnim de boş durmuyor elbet; iç sesimle cebelleşiyorum. “Açarsan bir daha geri dönemezsin; açmazsan da hiçbir şey değişmez,” deyip beni yeni bir girdaba itiyor. Şu anda tek yaptığım, içimdeki bu görünmez kapının eşiğinde durmak…

Bir anlığına gözlerimi kapatıp kalbimi sakinleştirmek için ona derin bir nefes bağışlıyorum. Geçmişimdeki hesap defterimi ya tahsil edeceğim ya da yırtıp yakacağım. İflasa sürüklenmeden hakkaniyetli bir muhasebe yapmalıyım artık. Çünkü her gecenin sonunda dökülüyor yaşam çiçeklerim; bile bile solmaya devam ediyorum.

İçimdeki fısıltıya eğildim oracıkta. “Çıkarsan değişirsin,” dedi. Hangi değişimdi bu? Kendimi affetmek mi, pişmanlığım mı, benliğim mi? Hangisini kaybedip hangisini kazanacaktım bilmiyorum…

Bulunduğum nokta artık bir geçiş değil, bir duraktı. Ve bu yolun sonuydu. Geçmişimdeki pişmanlıkların beni getirdiği hâletiruhiyeyi düşününce, kapının kilidini açıp kolunu indirmek bundan daha zor görünmüyordu. Yine de elimi kilide vardırmak kolay olmuyordu. Açıp dışarı gölgemi çıkardığımda, bir daha geri dönmemek üzere çıkıp gitmeliydim bu kapının ardına…

Ve elim kilidin üzerinde. Çevirmek, inatçı bir deveyi itmek kadar zor geliyor. Anahtarın soğukluğu beş duyumu birden uyarınca dönmeye başlıyor. Açılıyor örümcek ağlarım, açılıyor barajımın kapakları. İlk adımını atan bir bebek misali, belki de en zor olanını başarıyorum. Adımlarımı atıyorum; iliklerime kadar işlemiş kara bulutlar süzülerek terk ediyor bedenimi. İçim boşalıyor, doğuyorum.

Açılan kapının ardında… Karşımda… Kız kardeşim. Gözleri hâlâ ölümüyle yüklenen o boşluğu taşıyor. Ayakkabılarında çamur, yüzü kireç gibi bembeyaz; gözlerinin altı mosmor. Kaşından sızan kan hâlâ donmamış. Omzunda, o boşluğa düşüşünün ağırlığı var. Sanki ölüm ve yaşam arasında asılı kalmış; bana bir şey anlatmak istiyor ama kelimeler ağzında kırık bir çığlık gibi parçalanıyor. Bakışları aynı, ama içinde bir boşluk; ölümün ağırlığı yaşam ışığını söndürmüş.

Kalbimi bir el sıkıyor sanki. İçimde yıllardır bastırdığım suçluluk aniden patlıyor.

“K… kız kardeşim… sen…” diyebiliyorum ancak; sesim boğuk, taş kesiliyor kaslarım. Onu o hâlde tekrar görmek, ölümünden sonra içimde bıraktığı yarım kalmış hikâyeyi somutlaştırıyor.

Belki gerçek değil, belki zihnimin oyunu; ama orada. Bana bir sır fısıldıyor: ölümünden önceki gece, madde bağımlılığıyla verdiği mücadeleyi, binadan düşüşünü, kurtarılamayan çırpınışını, tek başına kaldığı o karanlığı… Ne kadar yalnız bırakıldığını… Onu görmeyişimi, fark edemeyişimi, tutamayışımı… Sitemli bakışlarıyla hepsini yüzüme bir ok gibi fırlatıyor. İkimizi de bir uçurumdan aşağı bırakıyor. O hak etmediği bir şekilde gitmişti; ben ise yaşıyor sayılmazdım.

Gözlerim doluyor, çenem titriyor. “Neden… neden bunu yapamadım?” diye fısıldıyorum. Kız kardeşim bir şey söylemiyor; bakışlarıyla suçlulukla karışık bir sessizlik bırakıyor. Bilirim, yargılamak dinlemekten hep daha kolay gelmişti bana. Elinden tutmak yerine iğneli sözlerle, hakaretlerle, “ailemize yakışmıyorsun” diye diye varlığıyla ve yokluğuyla sindirerek onu o çukurun içine itmiştim…

Kapının aralığından var gücümle eğilerek bina boşluğuna bakıyorum. Güneşin ışıltısı gözlerimi alıyor. Farkına varıyorum: kapının ardındaki o boşluk, artık geçmişin yükünü taşımaya hazır olduğumun, kendimle hesabımın bitmesi için bir sınırdı. Kardeşimin varlığı yalnızca suçluluk değil, yüzleşmem ve dönüşmem için bir çağrıydı.

İçimdeki fısıltı yükseliyor: “Geçmişin seni buralara kadar sürükleyip kanattı, ama geleceğin bu yaralarına merhem olacak. Zaman sevdiklerini geri getirmemek üzere aldı; alacak da. Ama sen, kaybettiklerinin anısına daha iyi bir insan olacaksın.”

Ve o anda zihnimi topluyorum. Kapı hâlâ aralık, ben ise adım atmaya hazırım. İçimdeki karanlıkla yüzleşmek, onu taşımak ve dönüşümün eşiğine geçmek… Artık tümüyle bana kalmış.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Dönüşümün eşiğinde kalan... - Sayı 127
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Derdimize bak! Ne yiyelim ne yemeyelim,


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16676948
 Bugün : 763
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 723650
 Bugün : 82
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 396
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim