|
Âşıkların kavuşması isimli şiirin analizi Aynur Dağıstan Sayı:
127 -
 Samanyolu ve Andromeda galaksilerinin çarpışmasını anlatan bu şiir, evrenin bildiğimiz en büyük aşk hikâyesini anlatıyor. Şiir diliyle sanki iki galaksinin dört milyar yıl sonraki düğünü söz konusu. Şaire göre bu düğün, aynı anda hem bir kıyamet hem bir vuslat bayramıdır. Şair üç farklı dilin/katmanın aynı anda konuştuğu eşsiz bir kozmik sema oluşturmuştur.
1. Bilimsel Katman - Kozmolojik Gerçeklik
Şair, NASA’nın ve ESA’nın en güncel verilerini (Hubble + Gaia 2025 revizyonları) bile şiir diline ustalıkla aktarmıştır:
“Yirmi beş bin asırlık yol” → (25 000 × 100) = Tamı tamına 2,5 milyon ışık yılıdır. Mesafe, matematiksel olarak kusursuz olarak ele alınmış.
“Dört milyar yıl sonra” → Bu iki galaksinin çarpışmasını bilim 4–8 milyar yıl arası olarak verse de şair “dört” sayısını bilerek seçmiş; çünkü Türkçe’de “dört”, hem kesinlik hem de tamamlanma hissi verir.
“Çarpışmanız kıyamet değil/ Bilakis sonsuz vuslatınız olacak” → Burada şair, çarpışma korkusunu tersine çeviriyor. Çünkü galaksi birleşmelerinde yıldızlar neredeyse hiç çarpışmaz. Bu bilimsel gerçeği şair, tasavvufun en tatlı müjdesine çevirmiştir.
“Milkomeda doğacak” → Bu birleşmeden sonra oluşacak yeni galaksi için astronomların önerdiği isimdir. Şair bu bilimsel gerçekliği “Lâ ilâhe illallah yazılacak evrene” diyerek anı zikre dönüşüyor.
2. Mitolojik Katman – Yakut/Türk Kozmolojisi
Şair tarafından Yakut (Saha) Türklerinin Olonkho destanlarında yer alan unutulmuş en eski göksel imgeleri diriltmiştir.
“Ak Cangız At koşuyor/ Yelesini savurarak bak!” → Aar Sangys ya da Ak Cangız; göğün en üst katındaki kanatlı, bembeyaz attır. Yelesini savurdukça Samanyolu oluşur. Şair burada galaksimizi “canlı, âşık ve koşan bir at” olarak resmetmiştir.
“Kıyın kız, kızılkanadını açacak” → Şiirde Yakut kıyamet kuşu/kızı imgesi de kullanılmıştır. Kırmızı devlerin son nefesi, evreni yakar ve yeni bir evren doğar. Şair burada kırmızı devlerin ölümünü “yeniden doğuşun doğum sancısı” olarak tasvir etmektedir.
“Ülgen’in gümüş yayı kiriş gibi gerilecek” → Şiirde, Yüce Allah’ın sonsuz kudreti Türk-İslâm sentezi ile imgesel olarak ifade edilmektedir. Zira yay gerildikçe evrenin enerjisi zirveye çıkar ve ok bırakıldığında vuslat gerçekleşir.
3. Tasavvufi Katman - Aşk-ı İlâhî
Bu katman şiirin asıl kalbi niteliğindedir:
“Bir avuç sisle titrersin/ Kirpiğimde asılı bir damla yaş gibi” → Andromeda artık bir galaksi değil, hasret çekilen maşuktur. Uzaklık o kadar büyüktür ki gözün yetiştiği en uzak nur bile bir damla yaş kadar kırılgandır.
“İkiniz tek yürek olacaksınız” → İki galaksi çarpışırken, aslında âşıkla maşuk kozmik ölçekte birleşmektedir.
“Trilyon gök cisminden bir ‘hû’ yükselecek” → Zikir, evrenin ortak sesi olur.
“Her galaksi bir tesbih tanesi/Her kara delik bir Sübhanallah/Her süpernova bir Elhamdülillah” → Bu dizeler “Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih eder” âyetinin en muhteşem kozmolojik tercümesidir. Ayrıca Yüce Allah’ın her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olduğu belirtilmektedir.
“Asıl birleşen galaksiler değil kalplerimizdir” → Bu dize şiirin anahtarıdır. Milyarlarca yıllık bu yolculuk, bu iki galaksinin ve galaksiler içindeki her şeyin Allah’a dönüşüdür. Galaksilerin O’nda fani ani oluşunun muhteşem bir alegorisi söz konusudur.
Sonuç olarak bu şiir; astronomi laboratuvarından, Yakut bozkırındaki Olonkho destanından ve tasavvuf ateşinden aynı anda doğmuş gibidir. Anlaşılmak için üç dilin aynı anda konuşulduğu bir ortama ihtiyaç duymaktadır.
|