Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     8712 kez okundu.     4 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Al?k S?resi ve D???nd?rd?kleri
Mustafa Kınıkoğlu

  Sayı: 61 - Temmuz / Eylül 2008

Kur'an-ı Kerim'in ilk inen ayetlerinin Alâk (İkra') Sûresinin ilk beş ayeti olduğu hususunda İslâm alimleri arasında mutabakat vardır. Yazının hemen başında isterseniz bu ayetleri hatırlayalım:

“İkra! BismiRabbikellezi HAlâk, HAlâkal insane min Alâk. İkra, ve Rabbükel ekrem. Ellezi alleme bilkalem. Allamel insane malem ya'lem”

Türkçe meali ise şu şekilde: “ Oku, Yaratan(halk eden) Rabbinin adıyla oku. O, insanı alâktan yarattı (halketti). Oku, Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediklerini öğretti.”

(Alfabemizdeki harflerin Arapça'daki bazı sesleri tam olarak karşılamadığını hatırlamakta fayda var. Özellikle “halâka” fiilindeki “h”nin genizden okunmadığı durumda farklı anlamlara geldiğini unutmayalım.)

Kur'ân'ın inzalinin başlamasından önceki süreçte, Efendimizin yıllarca dağlara, tepelere çekilip çoğu zamanını tefekkürle geçirdiğini siyer kitaplarından biliyoruz. Ve kırk yaşına geldiğinde vuslat gerçekleşiyor ve yıllardır içinde biriken yoğunlaşmanın cevabını Alâk Sûresi'nin ilk ayetleri ile alıyor.

Üzerinde durmak istediğim konu da bu... Yani, Efendimizin hangi düşüncelerine karşılık bu ayetlerin kalbine işlendiği (inzal olduğu)…

Aranızda, “Bunlar bir cevap mı?” diye soranlarınız var mı bilemiyorum, ama bana kalırsa bu ayetler, yıllarca Hira'da veya başka yerlerde Efendimizin tefekkür ettiği konulara olan yoğunlaşmasının son noktaya geldiği bir anda kalbine işlenen (inzal olan) cevaplardır.

Şimdi bir an için Rasûlullah'ın içinde bulunduğu tefekkür boyutunu idrake çalışalım.

Kafanızdaki hafakanlarla alıp başınızı gitseniz dağlara, bir mağaraya çekilseniz, günlerce orada kalsanız, neyi tefekkür edersiniz? Daha doğrusu, hangi düşünceler günlerinizi dağlarda yalnız başınıza tefekkür ederek geçirtir?

İnsanların tefekküre daldıkları zaman ilk akla gelen şey genelde “Neden, Nasıl” olur. “Neden varım? Ve Nasıl varım?”. Çünkü, ilk nokta orasıdır. O nokta olmazsa, örneğin “Şafii” ismine, “Rahman” ismine mazhar olacak bir “varlık” olmaz ortada. İlk önce bir şeyin “olması” gerekir. Olsun ki, mazhar olsun.

İşte “Halık” ismi, olması gerekeni olduran, yaratan sıfattır. Ve ayetle de sabittir ki “insan yaratılmıştır” (halâkal insan).

İlk ayette “ “Yaratan(Halâk)” Rabbinin adı ile” denmesinin sebebi bu olabilir mi sizce? Yani, “Şifa(Şafii) veren Rabbinin adı ile oku” veya “Adil(Adl) olan Rabbinin adı ile oku” şeklinde gelmemiş ayet. “Yaratan” sıfatı kullanılmış. Üstelik ikinci ayette de aynı sıfat var. “O insanı alâktan yarattı”. Allahualem, belki de Efendimizin üzerinde yoğunlaştığı, tefekkür ettiği konulardan biri de insanın nasıl yaratıldığı olabilir.

Bir önceki sayımızda da belirttiğim gibi, Rabbi dileseydi Efendimizi kırk yıl bekletmez, Kur'an'ı yirmiüç senede inzal etmezdi. Ancak, kırk yaşına kadar geçen bir kemalât döneminde Efendimiz'in yaşadıkları sonucunda Hira'daki vuslat meydana gelmiştir kanımca. O kırk yıllık tefekkürün de ilk cevabı Alâk suresinin ilk ayetleridir.

Alâk suresinin ilk ayetlerinde dikkatimi çeken ikinci nokta “Allah” yerine “Rab” isminin kullanılmasıdır. Yani ayet “Yaratan Allah adına” değil “Yaratan Rabbin adına” şeklinde gelmiş. Yine aynı şekilde “İnna ila Rabbikerruc'a Şüphesiz dönüş Rabbinedir” ayetindeki kullanımına da bu gözle bakabiliriz.

Bu farkı izah edecek ilme sahip değilim, bu konuda çeşitli araştırmalarım oldu, belki kafamda oturan bazı noktalar da var ama yazıya dökecek kadar değil. Sadece, buradaki fark üzerine sizin düşünmenize vesile olabilmek için bu satırları yazıyorum.

İlk dönemlerde inen ayetlerde “Allah” isminin “Rab” ismine oranla çok daha az kullanıldığı hakkında bir görüş okumuştum. Bunun da konu ile ilgisi olduğu kanaatindeyim. Belki de, yeni bir toplum inşa etme sürecinin de (inşa yani terbiye - rububiyet) bununla ilgisi vardır Allahualem...

Alâk suresinin ilk birkaç ayeti üzerine düşünürken aklıma gelenleri sizinle paylaşmak istedim. Burada belirtmem gereken husus, bu yazılanların ilimsel bir değeri elbette yok. İçimden gelen düşünceler bunlar. Hatalı da olabilirler. Ancak bu düşüncelerle ortaya koymak istediğim asıl şey, Kur'ân'a karşı bakış açımızı kontrol etmemiz gerektiğidir...

Bu konuda çok şeyler söylenebilir aslında ama bu hakka sahip hissetmiyorum kendimi. Sadece hep beraber Kur'ân'ı daha iyi anlamak için gayret sarfedelim diyorum.

Alemlerin Rabbi, O'nu hakkı ile, O'nun istediği şekilde bilmeyi, kitabını istediği şekilde anlamayı nasip etsin, kolaylaştırsın inşallah.

Amin.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Rasim Kaan    13.11.2009
Yorum : Değerli din kardeşlerim.. Eğer biz kendimizi ''müslüman'' diye tanıtıyorsak müslümanlığın vasıflarını yerine getirmeliyiz. Buna da öncelikle Kur'an-ı Kerim'i anlamakla başlamalıyız. Bu da ancak kutsal kitabımızı anladığımız dilden yani Türkçe'den okumakla gerçekleşir. Yüce Rab'bimize layık bir kul olabilmek için '' Oku'' emrine uymalı ve bunu sevap kazanma niyetinden çok dinimizi öğrenmek, idrak etmek için yapmalıyız. Tekrar tekrar söylüyorum; Lütfen Kur'an-ı Kerim'i Türkçe okuyalım..




Ekleyen : taha yasin ramazan    15.02.2009
Yorum : ben ben olmuşluğu aşıp biz tabanından birlik ve vahdete ermiş bir toplumun ancak okumaktan ve ilimden geçtiğini toplumumuza anlatabilmemizin ilayı kelimetullahın tesisinde büyk bir ilerleme kaydedeceğinin altını çizer saygılar sunarım selamun aleyküm




Ekleyen : ergun tekkalmis    13.10.2008
Yorum : eğer Rab isminin açılımına bakarsınanız neden Rab isminin seçildiğine dair bir ışık yanabilir.saygılarımla.




Ekleyen : ?mer    28.09.2008
Yorum : allah razı olsun .biraz daha açılım





 
"O"... - Sayı 99
Necip Fazıl hakkında iki ... - Sayı 92
Bir Derviş Sultan Ulu Hak... - Sayı 91
Dua, kulun acizliğini gös... - Sayı 89
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Gıda


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16702221
 Bugün : 2761
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 725612
 Bugün : 172
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 251
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim