Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4113 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

M. Kemal'in gizlenen vasiyeti
Medya Sepeti

  Sayı: 64 - Nisan / Haziran 2010

(İKTİBAS: (Mehmet Şevket EYGİ; Millî Gazete, 06.04. 2010)

Tarihimizin ünlü şahsiyetleri içinde en fazla iftiraya, haksızlığa, çarpıtmaya uğrayan kişinin Sultan Vahidüddin olduğunu iddia edenler yanılıyor. Bu kişi bence Mustafa Kemal Paşadır.

Nasıl olur demeyin. Birtakım Kemalistler, Atatürk hayranları ve perestişkârları onun ölümünden sonra, ismi dışında M. Kemal ile alâkası olmayan bir ideoloji çıkartmışlar, bir efsane/mitoloji oluşturmuşlar, onu yeni bir "Sezar dinine" âlet etmişler, onun gölgesinde ülkede Sabataycı bir saltanat ve hakimiyet kurmuşlardır.

Bunlar ülkemizde bir Atatürk kültü geliştirmişlerdir.

M.Kemal Paşa, ölümünden 50 sene sonra açılmak üzere (bir iddiaya göre) kendi el yazısıyla bir vasiyetname bırakmıştı. 1988'de bu vasiyetname, zamanın otokrat general Cumhurbaşkanı Evren Paşa tarafından açılıp okunmuş ve "Bu metnin açıklanması doğru olmaz, millet buna hazır değildir denilerek" 25 yıl daha gizli kalmasına karar verilmiştir.

Atatürk'ün "Ölümümden 50 sene sonra açılsın, icabı yerine getirilsin" dediği bir vasiyetnamede istenenleri yerine getirmemek ona ihanet değil de nedir? Böyle bir saklamaya, gizlemeye, geciktirmeye kimsenin hakkı yoktur. Hele böyle bir işi Atatürkçü geçinenler yaparsa durum daha vahimdir.

Çok ilginç bir internet sitesi var. İsmi /ataturkunvasiyetnamesi.com/ İstiklâl Marşı okunan, Mehter marşları çalınan, hamaset yapılan bir site. Bunu açar ve tedkik ederseniz çok meraklı, çok ilginç, çok şaşırtıcı konu ve sorularla karşılaşacaksınız?

M.Kemal'in vasiyetnamesi, ölümünden 72 sene geçmiş olmasına rağmen niçin açıklanamıyor? Ne gibi sakıncalar vardır? Bu açıklamayı kimler engelliyor?

Sayın Engin Ardıç Bey Atatürk hakkında çok şeyler biliyor ve bunları kısa cümle ve paragraflar halinde zaman zaman yazıyor. Her yazışında Kemalistlerin yıldırımlarını üzerine çekiyor. Buradan rica ediyorum: Lütfen himmet buyursunlar ve Atatürk'ün vasiyetnamesinin niçin açıklanamadığına dair bilgilerini, fikir ve görüşlerini Türkiye halkı ile paylaşsınlar. Bunu yaparsa kendisine minnettar ve müteşekkir kalacağız.

Hakkında irili ufaklı on binlerce kitap, risale ve makale yayınlanmasına, yurdun her yerinde milyonlarca heykeli, büstü, portresi bulunmasına, paraların ve pulların üzerinde resmi olmasına, gençliğe önder olarak kabul ettirilmeye çalışılmasına rağmen Atatürk Türkiye'nin en büyük bilinmeyenidir.

Ölümünden bu kadar zaman geçti, artık bu bilinmeyen çözülmelidir.

Atatürkçüleri (Kemalistleri) en fazla rahatsız ve tedirgin eden şey M. Kemal'in Hilâfet hakkındaki görüşleridir.

Kemal Paşa, Hilâfet'in İslâm ülkeleri arasında rotasyonla değişecek bir başkan ve kurum olarak canlandırılabileceğini düşünüyordu.

Zaten, 1924'de Osmanoğlu ailesinin son Halifesi Abdülmecid bin Abdülaziz Han yurt dışına sürülürken Büyük Millet Meclisi'nin çıkarttığı kanunda Hilâfetin Meclis'in hükmî şahsiyetinde mündemic olduğu belirtilmiştir.

Yani Meclis Halifeyi kovmuştur ama Hilâfeti lağv ve ilga etmemiştir.

Adnan Menderes, bir gece darbesiyle alaşağı edilmeden önce Meclis çatısı altında Demokrat Parti iktidarı grubuna şöyle demişti:

"Arkadaşlar!.. Millet size vekâlet vermiştir. İsterseniz Hilâfeti bile geri getirebilirsiniz..."

Onun bu sözü Sabataycıları deliye çevirmiş ve merhum hakkında idam kararını o gün vermişlerdir. İleride tarih bunları tafsilatlı olarak yazacaktır.

Atatürk'ün ölümü de esrarla doludur. Öldürüldüğü de iddia ediliyor.

Öldüğünde, yakın tarihimizin önemli ve ünlü bir din reisinin yanında bulunduğu iddia ediliyor. Bu din reisi, Lozan'ın ikinci kısmında Türk heyeti içinde bulunmuştur ve Cumhuriyetin mânevî mimarlarındandır.

Herkesin bildiği gibi M.Kemal Paşa'nın çok büyük malı, mülkü, parası, serveti vardı. Bu paranın bir kısmı ile bazı hayır işleri yapılması, burslar verilmesini vasiyet etmiştir. Şu hususun da açıklanması çok zordur: Atatürk, İsmet Paşa'nın çocuklarına burs verilmesini istemiştir. Niçin niçin niçin? İsmet'in öldüğünü, öldürüldüğünü mü sanıyordu?

Atatürk açıklanmayan, açıklanamayan, gizli tutulan vasiyetnamesinde birtakım akrabalarının, yakınlarının da isimlerini zikr ediyormuş, Kemalistlerin bunların bilinmesini istemiyorlarmış diye duyuyorum.

Atatürk meşhur vasiyetnamesini yazdığı (veya yazdırdığı) sırada zihni berrak mıydı? Ölüm döşeğinde iken Ankara'dan İngiltere büyükelçisini çağırmış, onunla özel bir görüşme yapmış, Elçiden çok garip bir istekte bulunmuş, Elçi isteği kabul etmemiş. Bu konular Elçinin daha sonra yayınlanan hatıralarında dile getirilmektedir.Atatürk, İngiliz elçisinden ne istemişti?

M. Kemal Paşa'nın nâşı islâmî kurallara göre yıkanmış, kefenlenmiş midir? Cenaze namazı kılınmış mıdır? Bu namazda kim imamlık yapmış, kaç cemaat bulunmuştur?

Paşanın, bugünkü râyiçle milyarlarca dolar olan şahsî serveti ne olmuştur? Bunun ne kadarı CHP'ye verilmiştir?

Bir rivayeti daha nakl edeyim: 1988'de Çankaya Köşkü'ne getirilen ve General Evren'in bürosunda bulunan vasiyetnamenin gizlice mikrofilmleri çekilmiş, bir Ortadoğu devletinin yer altındaki mahrem arşivlerine konulmuştur. Doğruysa bu işi kimler yapmıştır?

Atatürk'ün, Dönme Dilberzade ailesine verilmesini istediği para adı geçen aile tarafından niçin alınmamıştır?

İki Atatürk var. Biri gerçek Atatürk, ötekisi efsane Atatürk. Sağcı, solcu, Atatürkçü, anti-Kemalist, Müslüman, milliyetçi tarihçilerimizin artık Atatürk konusunu çok ciddî, çok objektif, çok seviyeli bir şekilde ele almaları gerekmektedir.

Vasiyetname de, en kısa zamanda bütünüyle (tekrar ediyorum bütünüyle) yayınlanmalıdır.

Bu iş Atatürkçülere terettüp eden bir vazife ve vicdan borcudur.

Hem ah Atatürk vah Atatürk, ulu önder Atatürk, yolundayız izindeyiz, bıraktığı emanetin bekçisiyiz diye bağıracaklar, hem de vasiyetini bucak bucak gizleyip saklayacaklar. Olmaz böyle iki yüzlülük!..

Kemal Paşa İzzetPaşa kabinesinde Harbiye nazırı olmak istemişti...

Sultan Vahidüddin Han'ın kerimesi ismetli Sabiha Sultan ile evlenmek, Saray'a Damat Paşa olmak istemişti. Tıpkı Enver Paşa'nın Naciye Sultan ile evlenip "Damad-ı Hazret-i Şehriyarî olması gibi...

Acaba damat olabilseydi tarih böyle mi olurdu?


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : david kornbaum    03.10.2010
Yorum : nolacaktı mehmet şevket hocam? Bulurlardı başka trajikomik bir garibi; onu tanrısallaştırıp dikerlerdi başımıza... incelazlar (daha doğrusu anglosakson meyilli dünya derin devletliğine soyunmuş canavarlar) için isim önem mi taşıyordu sanki... hükmettikleri bütün ülkelerde (sadece commonwealth ülkeleri değil) hep aynı sistemi kurup hakimiyetlerini pekiştirdiler... ve halen de nüfuzları devam etmektedir...





 
Erdoğan: Pısıp geri adım ... - Sayı 78
Artık tasada ve kıvançta ... - Sayı 78
?nl? yazarlardan ?stad yo... - Sayı 67
M. Kemal'in gizlenen vasi... - Sayı 64
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Batı; kaybettiği noktanın idrâkinde ve kazanacağı noktanın gafili olduğunu -yalnız kendine- ihtar ederek bugünkü buhranını yaşıyor. Biz; tüm taklitçiliğimize rağmen hem birincisinin, hem ikincisinin gafletindeyiz.
Eğer batı gibi kaybettiğimiz noktanın idrakinde olabilseydik, elimizden kaçırdığımız bunca zamandan ötürü eyvahlar eder; kazanacağımız noktanın gafletinden de sıyrılabilirdik…
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Kardelenden Haberler
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16778635
 Bugün : 467
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 731165
 Bugün : 15
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 270
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim