Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4655 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Ağlayınca insan
Yasin Aslan

  Sayı: 74 - Ekim / Aralık 2012

Üniversite ikinci sınıftayken izlemiştim ilk kez “Reis Bey” filmini. Necip Fazıl Kısakürek'in bir eserinden sahneye aktarılan bu filmdeki “Ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz!” mesajı çok etkilemişti beni. Belki de o zamana kadar ağlamanın önemini hiç düşünmemiştim... Evet, bazı şeyleri ağlayamayanların anlaması mümkün değildi. Her gün kahkahalarla yatıp kalkan ve tek başına kaldığında gözyaşı dökmeyen fertlerden oluşan bir toplum, bir süre sonra ne yazık ki gözyaşı dökmek zorunda kalabiliyordu...

Düşünmek, anlamak, konuşmak, susmak... Bütün bu duyguların hamur gibi yoğrulduktan sonra ateşte pişmesidir 'ağlamak'. Başka hiçbir duygu ağlamanın çıktığı zirvelere ulaşamaz. Zirvedekini aşağı indirmeye, kuytudakini ifşa etmeye mecali yetmese bile, en azından ağlayan kişiyi teskin etmeye ve onu umut verici mesut uzaklığa yaklaştırmaya çalışır.

“Benim bildiğimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız” diyen Fahri Kâinat Efendimizin (sav) çağırdığı pınarın adıdır “ağlamak”. 'Ölmeden önce ölünüz' tavsiyesine uymaktır. Sadece cenazelerin ardından dökülecek kadar basit olamaz gözyaşları. Umarsızca atılan kahkahaların peşine takılmış gidiyor insan yığınları.

Hayatın ritmine tempo tutmaktır ağlamak. Biraz kül, biraz duman eşlik ederler bu hüzün dolu ritme. Zaten gökyüzü ağlamazsa, yeryüzü nasıl gülebilir ki... Herkesin anlayacağı dilden bir şey söylemenin en iyi yoludur ağlamak. Esasen bunu en iyi küçük çocuklar bilir. Büyüklerine bir şey yaptırmak istediklerinde en sık başvurdukları yoldur bu ve çoğu zaman da işe yarar. Çoğunlukla masumiyetimizin, kimi zaman haklılığımızın, bazen de pişmanlık ve çaresizliğimizin kefile veya şahide gerek kalmadan en somut göstergesidir ağlamak. Bütün dillerde karşılığı aynıdır; tercümeye gerek duymaz. Bir tarafımızın hep çocuk kalabilmesidir ağlamak; bir başka deyişle hep insan kalmaktır...

Ağlamak çoğu zaman üzüntüyü, bazen de sevinci hatırlatır. Ama ağlamanın göremeyip farkında olamadığımız yönleri de vardır. Bunların en önemlisi de, hata ve günahlarımıza pişman olup Rabbimizden af dileme ve tövbe için dökülen gözyaşıdır. Ancak bu sayede içimizdeki en inatçı lekeler olan haset, kin, şehvet ve öfke gibi kötülükleri temizleyerek huzura kavuşabiliriz.

Kelimelerden umut kestiğimiz zaman ağlamaktan başka tutunacağımız bir dal kalmaz. Çünkü sözcüklerin de tıkanıp kaldığı, belli bir anlamın üzerine çıkamadığı anlar vardır. İşte böyle durumlarda devreye girer gözyaşı. Önce bizi istediğimiz yere götürme gücünü kendinde bulamayan kelimeleri ipe dizer gibi birbiri ardına dizeriz. Sonra da onların birbirine değerken çıkardıkları sesleri kendimiz için ağlamak biliriz. Hatta bazen ağlamayla gülmenin kısa devre yapıp birbirine karıştığına bile şahit oluruz. Yanaklardaki gamzeler bir yanıp bir sönerler dökülen gözyaşlarına alkış tutarcasına...

“Doğunca biz bize ağlarız, ölünce başkası bize ağlar.” diye bir söz okumuştum. Her ne kadar başkası için görünse de, insanoğlu aslında hayatı boyunca hep kendisi için ağlar. Geçmişteki hatalarına, yanlışlarına, pişmanlıklarına, günahlarına... Ağlamak için bazen bir mağazada duyduğu şarkının sözleri bile yeterlidir kimi zaman. Zira ağlamanın yeri, zamanı, yaşı, cinsiyeti yoktur. “Bilmek ağlatır, bilmemek aldatır.” derler. Çünkü ağlamak içinde bilmeyi de saklar. Bilmeyen, bir başka deyişle, tatmayan nasıl ağlasın ki!

Güçlü sesiyle milyonların gönlünde taht kuran Nilüfer, “Erkekler Ağlamaz” şarkısını söyledikten yıllar sonra şu itirafta bulunmuştu: "Evet, erkekler de ağlar". Bu sözü teyit edercesine bir devlet büyüğümüzün geçenlerde "Sulu gözlü değil, kuru gözlü olmaktan korkarım." dediğine de şahit olmuştum. Ağladığım zamanlarda nedense bunları düşünüyorum.

1990'lı yılların başında şu an hâlâ spor spikerliği yapan İlker Yasin, Galatasaray'ımızın Avrupa kupalarında bir İsviçre takımını 3-0'lık ilk maçın rövanşında 5-0 yendiği bir maçın gollerini anlatırken şöyle diyordu: “Ağlamak istiyorum!” Böyle bir milli gururu yansıtan en nadide duyguydu bence bu söz. Çünkü o an ağlıyordu o insan.

İstatistiklere göre insan yaşamı boyunca ortalama 95 litre, yani tam on kova gözyaşı döküyor. Ancak ne ağlamayı ölçebilen bir cihaz, ne de gözyaşını taşıyabilen bir kap icat edilemedi şu ana kadar. Nefes aldığımız kadar gözyaşı döküyoruz. O halde hayatın bedeli gözyaşında gizli olsa gerek. Şiirini kalabalıklardan saklayan şâirle, gizlice gözyaşını silen kırık kalpli yolcu aslında aynı yerden gelip aynı yere gidiyorlar. Biri gözyaşını içine, diğeri dışına akıtıyor. Zira şiir, şarkı, türkü, ağıt ve naat ağlamanın yüreklerdeki farklı yansımalarıdır. Gün doğarken, güneş batarken, yolcu yola düşerken içimizde mışıl mışıl uyuyan bir duygu ansızın uyanıyor ve boğazımızda düğümlenen bir acıyı çözüveriyor.

Gözyaşı insanın gönlünü ve aşırı yüklenmeleri temizleyen bir özelliğe sahiptir. Gözyaşı ile yumuşamayan kalpler bazen öyle katılaşır ki taştan bile daha katı hale gelebilirler. Çünkü öyle taşlar var ki içinden nehirler kaynıyor, öylesi var ki çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor ve öylesi de var ki Allah (c.c) korkusundan yerlerde yuvarlanıyor. Sevinç ve keder gibi birbirine zıt uç duyguların yaşandığı anlarda beden belki de gayr-i ihtiyari olarak gözyaşı ile tepki verir. Kimi zaman ağlamak, insanın psikolojik yapısında bozulan dengeleri düzenleyici bir fonksiyon icra eder. Hakikat karşısında gözlerin yaşarması iman sahibi ve ince ruhlu insanların vasfıdır. Çünkü içimizde biriken kiri su değil; ancak gözyaşı temizler. Zaten gözlerimizde yaş yoksa, ruhumuzun da gökkuşağına sahip olmasını bekleyemeyiz değil mi? Bunun için ihtiyacımız olan tek şey, sevgi dolu bir yürek ve gücünü aşktan alan bir ruhtur. Demek ki ağlamak ayıp, sevmek kayıp değil...

Tımarhanede yatan bir delinin (!) sürekli günah işleme hastalığı ile ilgili veli bir zata tavsiye ettiği reçeteye bir göz atmaya ne dersiniz? “Tövbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır. Kalp havanında tevhîd tokmağı ile döv. İnsaf eleğinden geçir. Gözyaşıyla yoğur. Aşk fırınında pişir. Sabah-akşam bol miktarda ye. O zaman göreceksin ki bu hastalıktan eser kalmaz.” Bu güzel ilâcı öğrenen veli ona şöyle demiş: “Hey gidi dünya hey! Demek, seni de deli diye tımarhaneye yatırmışlar.”

Uzun lâfın kısası, insanoğlu ağlayınca “insan” olduğunu daha iyi anlıyor ve bir iç derinlik kazanıyor. Ötelerde ağlamaya mahkûm olmamak için, vakit varken tenhalarda tövbe ve gözyaşı ile hatalardan uzaklaşıp  hayatımızı  daha da güzelleştirmek dileğiyle...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Sepey    03.08.2016
Yorum : Ne güzel bir yazı olmuş ôyle.Her şeyi gerçekliğe kavuşturan.Bilgilendirici.Emeğinize sağlık.





 
Ağlayınca insan... - Sayı 74
AFFEDELYM KY affolunalym... - Sayı 61
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Kim demiş okumuyoruz diye?
*Sevmediklerimizin, televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında canına okuyoruz!
*Trafik kazalarında ölenler ve PKK canilerinin katlettikleri için rahmet okuyoruz!
*Törenlerde nutuk okuyoruz!
*Kim ne derse desin, bildiğimizi okuyoruz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16800454
 Bugün : 1371
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 732895
 Bugün : 157
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 202
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim