Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2753 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Alkol mü, kültür mü?
Hasan Tülüceoğlu

  Sayı: 77 - Temmuz / Eylül 2013

Gerek insan sağlığına gerekse topluma verdiği zararlar bilimsel verilerle açık ve aşikâr olduğundan Batılı ülkeler, alkol alımı gibi zararlı alışkanlıkları sınırlandırmak ve özellikle kontrolde tutmak amacıyla bir dizi yasal tedbirler almışlardır.  İfade edildiği üzere tedbirlerin amacı; dini, manevî, değerlerin öngördüğü bir emri yerine getirmek olmadığı gibi sırf yasakçı bir zihniyette olmayıp kişisel ve toplumsal düzeyde alkol kullanımını kişi ve topluma zarar vermeyecek en azından en az zarar verecek düzeyde tutup kontrol altına almaktır.

Alkol kullanımı, öncelikle şahışsal ve devamında toplumsal olarak her insan topluluğunda kişiyi ve toplumu içten içe kemiren benzetmesiyle aşırı derecede zararlıdır. Bu gerçeği Peygamber Efendimiz asırlar öncesinden şu sözüyle ifade etmiştir: “İçki bütün kötülüklerin anasıdır”.  Kur'ân ise Peygamberin oluşturduğu İslâm toplumunun oluşumunun hemen devamında kademeli olarak alkol kullanımını yasaklamıştır.

Hükümet, birazda Batıdaki uygulamaları örnek alarak, onlar benzeri alkol kullanımını sınırlandırmak ve kontrol altına almak amacıyla bir dizi kanunî uygulamalar gerçekleştirdi. Bu amaçla sınırlı kalmak üzere hükümeti bu uygulamalarından dolayı takdir ediyor, destekliyorum.

Sıkıştıkları her konuda Batıyı referans gösteren toplumda bazı kesimler, bu uygulamaları sansür, baskı ve özel hayata müdahale olarak gördükleri; bununda ötesinde İslâmcı olarak isimlendirdikleri hükümetin bu uygulamalarını, yıllardır toplumu tehdit edegeldikleri şeriat uygulamalarının bir ayağı olarak kabul edip Batılı referanslarının uygulamalarına rağmen ısrarla karşıt tavır almakta ve medyayı yönlendirmek istemektedirler.

Bizce onların dini alt tabanlı endişeleri, hattâ korkuları oldukça gereksiz ve yersizdir. Muhafazakâr kesiminde alkol yasağını dini inanç boyutuyla öne çıkarıp memnun kalmaları da aynı şekilde eksikliktir.

Eğer bir dinî değerler uygulaması, dinî referansları öne çıkarma söz konusuysa bunun başlangıcı, ilk adımı kesinlikle alkol yasağı uygulamaları olamaz. Yukarda belirtildiği üzere Peygamberin oluşturduğu  İslâm toplumunda, alkol yasağı son aşama olarak ve kademeli şekilde gelmiştir.

İlâhiyat fakültesinde din psikolojisi hocamız sayın Ali Murat Daryal, “içki(rakı) içmek mi viski içmek mi daha günahtır?” diye sorduğunda tüm sınıf şoke olmuştuk. Öyle ki hocaya karşıt tavırlar alınmaya bile başlanmak üzereydi. Dini inanç ve değerler bakiresi biz ilâhiyat öğrencileri,o halimizle, böyle bir soruyu hele de konuyu kaldıramazdık. Ancak Ali Murat hoca hoş konuşması, tavır ve mimikleriyle anlatmak istediğini bizim doğru anlayacağımız şekilde anlatmayı başarmıştı.

Evet içki içmek günahtı; ama viski içmek daha günahtı. Sebebi olayın kültürel yönünde yatıyordu. Her ne kadar kabul ettiği din yasak kılsa da bir türlü bu yasağa tam uyamayan toplumun bazı kesimleri bilindiği üzere bize has ritüellerle içerler. Yasak bir fenomen işlenmekle birlikte burada kendimiz, halkımız, kendimize has özgünlüğümüz, kendi kültürümüz vardır. Oysa viski Batının ürettiği ve kendine has Batı kültürüyle kullanılıp tüketilen bir içkidir. Aynı şekilde medya yoluyla özendirilen şampanya da buna bir başka güzel örnektir. İçki(rakı) içmekle dinin alkol yasağı işlenmiş olunurken Batıya has içki içimiyle de kâfirleri taklit ve onlara benzeme, dinin çok hassas davranılması gerektiğinde uyardığı bir ikinci günah da işlemiş olunur. Bu açıdan Batı kültürüyle birlikte gelen viskiyi, şampanyayı Batı kültürüne uyularak içmek, şampanya patlatmak elbetteki rakı içmekten daha günahtır.

Osmanlı ulemasının başlangıçta Batının ürettiği teknoloji âlet edevatlarına temkinli yaklaşması yüzyılların verdiği üstünlük duygusuyla sırf Batıya karşıtlık değil, olayın bahsettiğimiz kültürel yönü ve boyutu açısındandır. Batıyı takliden onlar gibi olma, kendi özgünlüğümüzü kaybetme endişesidir.

Bu perspektiften bakıldığında içki yasağından endişelenen Türk halkının bir kısmının bu endişesi yersiz, abartı ve hatta art düşüncedir. Onları, kendi özgünlüğümüzü edinme gayretine çağırıyorum. Dinî yaptırımlar endişesi taşıyacakları yerde, kendi kültürel özgünlüğümüzü kazanma endişe, gayret ve çarelerini düşünseler toplum adına daha faydalı olurlar.

Dindar-muhafazakâr kesim, uygulanan bu yasağı diğer kesim benzeri onların zıddına dini hükümlerin uygulanması olarak görüyorlarsa acele ediyorlar; hatta açık ve net olarak yanılıyorlar. Yasakların uygulanmasına, dinin hükümleri gerçekleşiyor diye için için işkillenmeleri yersiz ve boşunadır.

Zira Batının, rönesans ve reform hareketleri sonrası bilimsel çalışmalara takla attırıp sanayi inkılâbını hayata geçirmesinden bu yana sade biz değil tüm dünya Batı kültürünün hakimiyetine girmiştir. Bu kültür, başta ürettikleri teknoloji ürünleriyle ve devamında eğitim, kültür, sanat ve medya yoluyla girmiş ve her geçen zaman fazlasıyla baskınlığını devam ettiriyor. Günümüzde her koldan o kadar Batı kültürüne maruz kalıyoruz ki bu sade bizi değil çocuklarımızı, gençlerimizi ve gelecek nesillerimizi olumsuz etkilemektir. Medya yoluyla öyle şeyler lanse ediliyor ki delikanlının masumca içki içmesine rahmet okutacak derecededir. Alkol yasağı toplumu kurtarma adına deryada damla bile değildir.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Göbeklitepe’de Hz. İbrahi... - Sayı 124
İslâmcıların kültürelsizl... - Sayı 89
Batılılaşmada mündemiç di... - Sayı 88
Babel'de doğuya bakış... - Sayı 87
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
Su gibi aziz ol
Gıda
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16929366
 Bugün : 2137
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 749623
 Bugün : 319
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 1277
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim