Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3156 kez okundu.     4 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Küheylânın bestesi
Remzi Kokargül

  Sayı: 85 - Temmuz / Eylül 2015

Fırat nehrinin kuzey yamaçlarında; kar fırtınalarının birinin bitip, birinin başladığı bir dağ var. Adını çok duyduğum ve en sevdiğim dağ. Aradım, didik didik etmiştim bütün haritayı. Mavilerde yüzmüş, yeşillerde koşmuş, kahverengilerde yürümüştüm. Büyük bir kısmı kahverengiye boyanmıştı.

Yaz sıcaklarında kendimizi kollarına bıraktığımız, koynunda tatlı düşler gördüğümüz…

Gönüllere huzur salan manzarası, rengârenk tepeleri, baygın korulukları, çağıltılarla akıp giden çayları dalga dalga köpürür ve yıldızlarla selâmlaşırdı… Güneşten gelen ışık dalgalarını bir ninni gibi algılar ve beşik gibi sallanırdı...

Mevsim yine, kış gibi kıştı. Her yer bembeyaz karla kaplı hava çok soğuk. Dağın başında bulutlar dizili salkım salkım, kar bulutları ipil ipil çiselemeye başladı. Ah! O karlar, o müthiş fırtınalar neydi öyle. Üzerinden esen hırçın rüzgârlardan kendisine dökülmüş soğuklarla buza tutulmuştu. Çıldırmış soğuk rüzgârlar dağın yüzünde patlar, üzerindeki beyaz elbisesini şişirir ışıl ışıl parlıyordu onca sisin, dumanın içinde. Bu tablo, günbatımı, hattâ gecenin çökmesi gibi bir durumdu. Gümüş kuşlar, altın üveyikler birden kayboldu. Bir çöl sessizliği, bir sahra yakıcılığı, bir Tih kavuruculuğu her tarafı sardı ve kuruttu.

Çok geçmeden bir gürültü koptu. Her yer sarsılıyordu. Aman Allah’ım neler oluyordu. Penceremden izledim beyaz bir küheylân; Martı gibi yükseldi yükseldi kondu dağa, Öyle bir küheylân ki şahlanışında yer gök inledi. Yeleleri al aldı. Rengi kızıl şafakları hatırlatıyordu. Parlaktı bedeni; tıpkı bir üveyik gibi koşmuyordu âdetâ uçuyordu. Dağın başı bir anne eliyle okşanmış kızgın bir çocuğun sükûnetine kavuşmuştu. Uğultunun sakinleşmeye başlamasıyla birden sahne değişti ve ışığa kapanmış siyah bulutlar gökten çekilir oldu. Güneş sanki bütün göklerin, bütün bir yeryüzünün sıcaklığı ve sevgisiyle dağa odaklanmıştı.

Küheylân, dağda mıydı, havada mıydı; yıldızlarda mı, yoksa yerde miydi, belli değildi.

Sanki bulutların da ötesinden geliyordu. Yeleleri rüzgârla dalgalanıp, nasıl da sakin sakin süzülüyordu.  Ne kadar da ince saf ve güzeldi. Yıldızlar dökülüyordu gökyüzünden. Sanki pamuktan daha beyazdı. Yok yok! İnan onlardan bile daha güzeldi.

Benim sevgili küheylânım Rabbim seni ne de güzel övmüş böyle. Ah bir bilsen...

“Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara orada bir topluluğun tâ ortasına girenlere and olsun”... (Âdiyat 1-2-3-4-5)

Artık her yerden bahar çiçekleri tebessüm etmeye durmuştu. Her köşe bucakta tamburlar, sazlar diriliş sedasını yaymaya başladı her yöne. Sazı vuran iyi vurmuş, akort edip kuran iyi kurmuş... İnlemiş dört bir bucak bu nağmeden... Ve Küheylân bestesi çağıl çağıl çağlamış dünyanın dört bir yönünden... Kor gibi dağ nedense şimdi daha da kırmızılaştı. Fakat bu kızarmış bir gül ve şafak rengiydi. Şimdi alevden yeleleri havada kıvılcımlar saçarak savrulan bu simge varlık bulutlara değen başıyla bir ümit âbidesi gibi ruhlara coşkunluk veriyordu.

Milletimiz tarih boyunca ata bir kutsal varlık gözüyle bakmıştır. Efsane ve destanlarımızda at, gökten inmiş kanatlı bir varlık olarak tasvir edilmiş, çoğu kez yaptıkları bakımından kahramanla eşdeğerde görülmüştür. Bu duygu ve düşünce ortaklığı Y. Kemal’in mısralarına şöyle yansır:

Bir gün doludizgin boşanan atlarımızla

Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla

Bugün cennette gülleri açmış görürüz de

Hâlâ o kızıl hatıra titrer gözümüzde.

Derler ki. Herkesin harcı değildir onunla dostluğa girmek. Dostluğundan emin olmadığı, huyunu suyunu bilmediği birine yüz vermez o; fakat tanıdı, sevdi mi insanı, inandı mı dostluğuna, yüz metreden, halleşmeye can atar. Adı ne olursa olsun, boylusu boslusu, alımlısı; bastıbacağı, çelimsizi, hepsinin sevilecek bir yanı, kulak verilecek bir öyküsü vardır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Fatih Özbudak    26.08.2015
Yorum : "Polyushka Polye" bu muhteşem fon eşliğinde öyle güzel gitti ki eseriniz. Selam ve kalbi sevgimle yüreğinize.




Ekleyen : yağmur olgaçay    25.08.2015
Yorum : Düş gibi bir yazı. Hayal gücünüzün ve kelime hazinenizin zenginliğine hayran kalmamak imkansız. Kutlarım Remzi Bey değerli yürek emeğinizi. Selam ve sevgilerimle.




Ekleyen : Adem Ergin    24.08.2015
Yorum : Kutlarım Remzi bey yetkin kaleminizi.




Ekleyen : Eşref Demir    20.08.2015
Yorum : Ahh be usta. Soluk soluğa okudum.Her yönüyle muhteşimdi. Hayranım inanın kaleminizin yetisine sayın hocam.Yine mükemmel akıcılığıyla,, bambaşka dünyaların kapılarını ardına kadar açıp buyur ettiniz. Teşekkür ederim





 
İnsan sevdiği kadardır... - Sayı 128
Bozkırın mütevazı ağacı: ... - Sayı 127
Malatya suskun, durgun ve... - Sayı 126
Çoban çeşmesi... - Sayı 122
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Türkçe’nin kırpıla kırpıla ne hale getirildiğine bakmadan kalkmışız, “eser vermeli, eser vermeli” diyoruz.
Halbuki “Güneş Dil Teorileri”nin temel yapılmak istendiği bir dili kullanarak karşımızdakilerle konuşup, anlaşabildiğimize şükretmeliyiz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Bu bayrağa basılmaz, basılamaz


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17668648
 Bugün : 2236
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 873938
 Bugün : 1149
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 1118
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim