Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1740 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Eşek arısı ve kemâlat
Er Tuğrul

  Sayı: 94 - Ekim / Aralık 2017

Sokakta yabancı dilde konuşulunca, kendini güvende hissedemediğinden dert yanar, bizim hanım. Hakikaten öyle değil midir? Yabancı ülkeye gidince insan belki de en çok bunun eksiğini hisseder. Dilin duygu dünyamız için önemini, birbirimizi anlayamayınca hissederiz. Hele bir de duygularımızı anlatamıyorsak veya bizi anlayan yoksa…

Üç kişiye acınır sözündeki, “cahillerin arasında kalan âlime…” aslında aynı dilden konuşmayanlar değil midir? Âlim duygu ve düşüncelerini kelimelerle rahatlıkla anlatabilen ve bu konuda derinliğe ulaşmış kişidir.

Her bir kelime beynimizde farklı bir odanın kapısını açan birer anahtardır. Toplum olarak ne yazık ki harabeye dönmüş 300 odalı bir handa esir kalmış bir hayatı yaşıyoruz. Ne demiş Çanakkale’den önce yaşayanlar “kem âlât ile kemâlât olmaz” diye. Sonraki yıllar kurulan kurumlarla, dilimize üşüşen eşek arıları ile hepten kısırlaştırılmış Türkçe, şu an çan çekişen hastanın hırıltısı ile şahâdet telkininden bile bîhaber bir murdarlığı yaşamaktadır.

Meselâ hürmet yerini saygıya bıraktığı günden beri huzur evleri yaşlılarla, merhamet ve şefkat yerini sevgi aldığı günden beri yetimhaneler sabîlerle dolmaya başladı. Sılâ-i rahim tatil olduğu günden beri, insanlar dostluğu unuttu ve büyük bir yalnızlığı yaşar oldu. Istırap, fîrak, acı, elem tek kelimede mündemiç olduğu günden beri, kedisi öldüğünde üzüntüsünden psikolojisi bozulur, annesi öldüğünde üzüntüsünü unutmak için tatile çıkılır oldu. Artık bir darbımeseldir “İstanbul beyefendisi”.

“Dili” anlatmaya kelimeler yetmez. Dil değil midir zikrin yeri? Dildir gönül, dildir kültür, dildir medeniyet… Dildir bizi insan yapan. Dildir, Hucûrat 13’te beyan edilen “tanış olmak” işi kolay kılmak için bizi milletlere, kabilelere ayıran…

Türk-İslâm Edebiyatı Kürsüsü öğretim üyesi olarak İlâhiyat Fakültesi’nde uzun yıllar hocalık yapan Merhum Prof. Dr. Mahmut Esad Coşan (1938-2001) Hocaefendi, Dilimiz ve Kültürümüz adlı eserinde; “Dünyanın en büyük ve en köklü milletlerinden biriyiz. Tarihin meçhul devirlerine kadar uzanan, şerefli bir mâzimiz var. Aslında birbirinin devamı olan çeşitli imparatorluklar kurmuş; geniş kıtalara ve ülkelere hâkim olmuşuz. Bu esnada parlak, muhteşem medeniyetler oluşturmuş; eşsiz ve zengin bir kültür geliştirmiş bulunuyoruz. Tarihteki başarı veya yenilgi sebeplerini dikkatle inceleyecek olursak görürüz ki birleştiğimiz, el ele verdiğimiz zaman büyük zaferler ve kazançlar sağlamış; tefrikaya düştüğümüz zamanlarda ise kendimizi zayıf düşürmüş, düşman karşısında yenilginin hattâ esaretin acısını tatmışızdır.” demektedir.

Aynı eserinde devamla “Birlik ve beraberliği sağlayıcı unsurların başında kültür gelir. Aynı kültürle yoğrulmuş, müşterek inanç, tarih şuuru, sanat, zevk ve ideallere sâhip insanlar, uyumlu, enerjik ve güçlü bir topluluk teşkil ederler. Düşmanlar da bir ülkeyi elde etmek istediklerinde, onların içinden farklı menfaat, inanç ve ideallere sahip, yeni guruplar oluşturmaya çalışır, onları destekler ve kışkırtır, o topluluğun içine böylece tefrika sokmaya çalışır.”

Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın “Türk Dili ve Edebiyatı Özel İhtisas Komisyonu” çalışmalarında da bulunmuş olan Hocamız; dil konusunda “Millî kültürün en önemli unsurlarından biri dildir. Aynı dili konuşan, aynı edebî mirasa mâlik insanlar, kendini bir ve beraber hisseder. Tarihte başka milletler arasına karışıp, onların dillerini konuşarak, kendi millî benliklerini kaybetmiş topluluklara çok rastlanır. Bu olay, inanç ve din alanında da vuku bularak cereyan ederse daha hızlı ve kesin bir şekilde sonuçlanır. Onun için düşmanlar, bir milleti dağıtmak maksadıyla dili bozmaya, dildeki birliği parçalamaya büyük özen gösterir. O halde dilimizi de iyi öğrenmeli, iyi kullanmalı, korumalı, ayrılma ve dağılmalardan sakınmalıyız.” demektedir.

Dil hakkında ne söylesek eksik kalır, hele de söyleyen benim gibi nâkıs ise. Pekî, ne yapmak lâzım gelir? En özet cümle “ikra” yani oku emrine mûti olmak, okudukça var olmak, okudukça yaşamak, okudukça cehaletle savaşmak, okudukça yücelmek, yükselmek… Sonra, yazmak, târih yazmak, geleceği yazmak, Leh-i mahfuza amel-i sâlih yazmak…

Bunu te’min etmek için, Millî Eğitim Bakanlığımızın, ilkokul 1’de 100, 2’de 200, 3’te 200, 4’te 300 toplamda 800 kelime ile konuşan gençler mezun etmek gibi bir hedefi olmalıdır. Yoksa “benim oğlum bina okur, döner dolaşır bir daha okur”, felsefesiyle dört işlem yapamayan lise mezunu, kurtuluşu öz varlığımıza düşman ideolojilerde arayan, üniversite mezunu gençlerle baş başa kalmaya devam ederiz. Yoksa bağımsızlık, hürriyet gibi mânâlara gelen istiklal yok olur. Bizi bir arada tutan toplumsal kurallara karşı gelmek gibi sunulan özgürlük anarşisi hâkim olur.

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Kutlu kıyam... - Sayı 96
Kudüs nereden başlar, ner... - Sayı 96
Tasavvuf... - Sayı 95
Eşek arısı ve kemâlat... - Sayı 94
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Sanatımızın, özellikle şiirimizin şu andaki seviyesini güneş ışığının yokluğuna mı, yoksa ondan gelen ışığın yansımasını engelleyip, bizi suni bir güneş tutulmasıyla karşı karşıya bırakanlara mı bağlamalı?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
Gıda
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16909119
 Bugün : 3670
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 746375
 Bugün : 718
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 1018
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim